Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DAİRE'YE DAİR (Dücane CÜNDİOĞLU)

Resim
Devran döndü, gün geldi. Günler, haftalar, aylar derken mevsimler de döndü ve bir yılı daha tamamladık. O gün bu gün. Yılın son günü. 365 günlük daireyi tamamladığımız gün. Kitabımız ise Dücane Cündioğlu’ndan “Daire’ye Dair”.

BLOG KİTAPLIĞI-2017 (kitap pınarım)

Resim
2017 yılında “kitap pınarım” da yer alan kitapların alfabetik listesi




İSA YAZMALARI (Michael BAIGENT)

Resim
birkaç kitap, birkaç yorum” adlı yazımda “Da Vinci Şifresi”nden kısaca söz etmiş, kitabın konusuyla ilgili temel bilgilere sahip olmadığım için kitabın beni pek cezbetmediğini de belirtmiştim. Bugün için seçtiğim kitap “İsa Yazmaları” ise sözünü ettiğim kitaba kaynak teşkil ediyor. Bir roman değil, araştırma kitabı. Kitapta neler olduğunu merak ediyorsanız…

RESME BAŞLARKEN (Bedri Rahmi EYUBOĞLU)

Resim
“kitap pınarım”da daha önce de farklı alanlarda yazılan kitaplara yer vermiştim. Örneğin fotoğrafçılıkta “Fotoğraf Sanatı”, dansta “Temel Dans Eğitimi”, sporda “Doruk Performans” gibi. Bugün ise Bedri Rahmi’ye ait yazıların bulunduğu “Resme Başlarken” adlı kitabı tanıtmak istedim. Neden bu kitabı seçtim, kitapta neler anlatılıyor merak ediyorsanız…

YÜKSEK BİLİNÇ KILAVUZU (Ken Keyes Jr.)

Resim
Bağımlılıklar, ego, sosyal roller arasında kaybolan, kendi özünü kaybetmeye başlayan insanoğlu.
Kitap, tüm engellere ya da olumsuzluklara rağmen, sahip olduğumuz öze kavuşmanın formüllerini veriyor. Kitabın başlığı ise oldukça iddialı: “Yüksek Bilinç Kılavuzu”.



Günlük yaşamımız içerisine bu kılavuzda yazılanları nasıl entegre edebiliriz acaba?

TİRYAKİ SÖZLERİ (Cenab ŞAHABETTİN)

Resim
Cenab Şahabettin edebiyatımızın, özellikle de Servet-i Fünun Dönemi’nin, tanınmış isimlerinden. Gezi yazıları “Hac Yolunda” ve “Avrupa Mektupları”, tiyatro eserlerinden “Körebe” en tanınmış yapıtları. “Tiryaki Sözleri” ise…

SİNEK KADAR KOCAM OLSUN BAŞIMDA BULUNSUN (Hatice MERYEM)

Resim
“Sinek kadar kocan olsun başında bulunsun” pek çok kişi için hâlâ bekâr bayanlara söylenen en bilinen söz. Çünkü toplumumuzda hâlâ “kadın başına” iş yapılmaz. “Elinin hamuruyla erkek işi”ne karışılmaz. Hem erkeğin himayesi kadını rahat (!) ettirir.



İşte Hatice Meryem de “Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun” adlı kitabında evli kadınların hallerini aktarmış. Kadın cinayetlerinin ve kadına şiddetin önlenemediği bir toplumda “sinek kadar kocalar” makbul olmaya devam eder mi yoksa “sinek küçüktür ama mide bulandırır” sözü mü ön plana çıkar bilemem ama kitaba bir göz atmak isterim, diyorsanız…

Sadık Hidayet'in Biyografyası

Resim
Kör Baykuş adlı kitapla ilgili bilgileri vermiş ve Sadık Hidayet'in hayat hikayesinin bu kitaba yansımalarından söz etmiştim daha önce. Kitabın sonunda Sadık Hidayet'in yakın dostlarından Bozorg Alevi'nin güzel bir yazısının olduğuna da değinmiştim. İşte Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan eserin son bölümündeki yazıdan alıntılara yer veriyorum bu sefer.

KÖR BAYKUŞ (Sadık HİDAYET)

Resim
Uzun zamandır pek çok kitap bloğunda ismine rastladığım bir kitaptı Kör Baykuş. Daha önce de ismini duymuş; ancak bir türlü okumaya fırsat bulamamıştım. Adını çok duyduğum kitapları hemen alıp okuyasım yoktur çoğu zaman; ama bu benim için farklıydı. Neden mi?

YERKÜRENİN EN GÜZEL TARİHİ

Resim
Yerküremiz, hayat kaynağımız. Muhteşem bir düzen içerisinde işleyişine devam eden bir sistemin üyesiyiz. Pek çok şeyi gerçekleştirebilir, sınırlarımızı zorlayabiliriz. Burada altı çizilmesi gereken söz “sınırları zorlamak” galiba. Bir şeyleri başarmak için uğraşabilir, çalışabilir, denemeler yapıp kendimizi geliştirebiliriz. Ancak bir noktada gelip “evrenin, yerkürenin zorunlulukları”na uyum sağlamak ya da sistemin bütünlüğünü kabullenmek zorundayız.


“Yerkürenin En Güzel Tarihi” adlı kitap sistemin işleyişinden, evrensel yasalardan söz ediyor. Merak ediyorsanız…

GÖRÜNMEZ KENTLER (Italo CALVİNO)

Resim
Kentler… Pek çok kişinin bir arada yaşadığı, gezdiği, çalıştığı, güldüğü, ağladığı… yerleşim alanları. Kentler de tıpkı insanlar gibi. Nasıl ki her insanın ayrı bir kimliği, kişiliği varsa her kentin de ayrı bir rengi, sesi, duruşu var.

Italo Calvino da “Görünmez Kentler” kitabında kentlerin kendine has özelliklerini aktarmış.

ATATÜRK'ÜN KÜLTÜR VE MEDENİYET KONUSUNDAKİ SÖZLERİ

Resim
Bugün 29 Ekim. Cumhuriyet yönetiminin kabul edildiği, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.”  sözünün hayat bulduğu tarih. Ben de günün anlamını dile getirebilecek bir kitaba yer vermek istedim bugün:“Atatürk’ün Kültür ve Medeniyet Konusundaki Sözleri”

ZAMAN KAYBOLMAZ

Resim
“zaman kaybolmaz”, bir “İlber Ortaylı Kitabı”. Nilgün Uysal tarafından kendisiyle yapılan söyleşilerin yazıya aktarılmış hali. Bir başka deyişle, İlber Ortaylı’nın kendi tarihi.

Söyleşilerin başlangıç tarihi 2003. Nilgün Uysal Ekim 2005’te kitabın Önsöz’ünü yazmış; ilk basım tarihi ise Mart 2006. Elimdeki 9. Baskı. Bölümlere ayrılan kitapta İlber Ortaylı’nın hayat hikâyesi kırılma noktalarıyla birlikte verilmiş. Ailesi, öğrenim hayatı, mesleki çalışmaları, gezileri ile dolu dolu bir yaşam.

HENRI DE TOULOUSE-LAUTREC

Resim
Henri de Toulouse Lautrec. Kitap, çok ilginç bir yaşamı aktarıyor. Küçük yaşta geçirilen rahatsızlıkların yanı sıra aileden gelen kalıtımsal kemik hastalığı da sanatçının yaşamını bambaşka bir şekilde etkiliyor. Bu olumsuzluklar Lautrec için asla bir engel teşkil etmiyor. Tam aksine yaşadığı tüm olaylar onun yaşam direncini artırıyor. Sonrası mı?...

EDGAR DEGAS

Resim
“PAİNT WORLD” serisinin 5. kitabı Edgar Degas. Bu kitapta sivri dilli, etrafındakilere çoğu zaman kırıcı davranan bir portreyle karşılaşıyoruz. Ressamın hayat hikâyesi bize bu davranışların altında yatan sebepleri de aktarıyor. Peki, sanatçı ruhlu bir insanın bu hırçınlıklarının sebebi nedir dersiniz?

PAUL GAUGUIN

Resim
Paul Gauguin. Resim sanatının önde gelen isimlerinden. Farklı ülke ve işlerde şansını deneyen bir kişi. Ancak ekonomik buhran yüzünden işler istediği gibi gitmiyor. Bu hayat gailesinde resim, onun için bir kurtuluş olabilir mi?  Yaşamındaki kırılma noktaları neler? Hepsi bu kitapta.

MEDYA VE SANAT (Mukadder ÇAKIR)

Resim
Müzik, resim, edebiyat, sinema, tiyatro… Her birimiz sanatın en az bir dalına ilgi duyarız. Kimimiz resim yapmaktan hoşlanır, kimimiz bağlama çalar; bazen bir şeyler karalar defterine bazen de türlü şekillere girer, taklitler yapar çocuklarını eğlendirmek için. Hepimiz sanatçı ruhluyuzdur aslında. İzleyici olmak bile büyük keyiftir çoğu zaman. Güzel bir müzik dinlemek, bir resme bakmak ya da bir kitap okumak. Nasıl da mutlu eder, dinlendirir bizi. Çünkü sanat ruhumuza dokunur; bizi güzele, içimizdeki “ben”e yaklaştırır. Usulca, sevgiyle, huzurla… İletişimin arttığı, medya araçlarının çoğaldığı, hızın alıp başını gittiği bir çağda sanat dinginliğini, orijinalliğini koruyabiliyor mu acaba? En önemlisi sanatçı bu tablonun neresinde yer alıyor? Önemli olan sadece popülerlik mi yoksa bu bir süre sonra sıradanlığı, aynılığı mı getiriyor?

Sorular, söylenenler buzdağının sadece görünen yüzü. Daha neler var diye merak ediyorsanız bu kitap sizin için biçilmiş kaftan: “Medya ve Sanat”

KİŞİSEL EDEBİYAT ATLASI (Ali LİDAR)

Resim
Edebiyatın coğrafyayla ilgisi var mıdır? Felsefe ya da tarihle? Belki de her şeyin her şeyle ilgisi vardır da çoğu zaman biz fark etmeyiz.

“Kişisel Edebiyat Atlası”nda Ali Lidar’la birlikte farklı coğrafyalara yelken açıyoruz. Bu seyahatte rotayı belirleyen Ali Lidar, kendi penceresinden bize yazarları ve eserlerini tanıtıyor. Kendi haritamızı çizebilmemiz için edebi keşfimizde bize yol gösteriyor.

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE (Grigory PETROV)

Resim
Finlandiya, özellikle eğitimde yaptığı atılımlar ve yüksek PISA sonuçlarıyla son yıllarda ülkemizde sıkça sözü edilen bir ülke. “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” Finlandiya’nın geçmişteki günlerini, yaşam tarzını; siyasi ve coğrafi durumunu anlatan bir kitap. Atatürk’ün askeri okullarda okutulmasını tavsiye ettiği bir kitap olduğu için özellikle son yıllarda adı sıkça duyulur oldu. Tabii Finlandiya eğitim modeliyle ilgili tüyoları yine bu kitapta arayanların sayısı da az değil sanırım.



SÜPERMEN TÜRK OLSAYDI PELERİNİNİ ANNESİ BAĞLARDI (Ahmet Şerif İZGÖREN)

Resim
Kaç yaşına gelirse gelsin, bir Türk annesi için evladı her zaman “çocuk”tur. Herhalde başka hiçbir toplumda çocuğuyla bu kadar ilgilenen, onun üzerine titreyen, onun için pek çok fedakârlığı yapan anne profili göremezsiniz. 
Dolayısıyla “Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı”.

Ahmet Şerif İzgören’in bu kitabını ilk duyduğumda – herhalde isminden ötürü – bir “kara mizah” örneği sanmıştım. Halbuki bu bir  “kişisel”  - daha doğrusu “toplumsal” -  gelişim kitabı.

cingöz recai sinemalarda

Resim
Televizyonda fragmanlarını gördünüz mü bilmiyorum ama “Cingöz Recai” yakında sinemalarda. Başrol oyuncusu yani Cingöz Recai’yi canlandıran isim ise Kenan İmirzalıoğlu.

Cingöz Recai aslında bir roman kahramanı. Arsen Lüpen’in yerli versiyonu da diyebiliriz onun için. O da Lüpen gibi kibar ve ilkeleri olan bir hırsız. İlk hedefi ise zenginlerin haksız yolla elle ettikleri serveti kurnazlıkla alıp ihtiyacı olanlara aktarmak. 

BAŞKA ZAMAN KÜTÜPHANELERİ (Zoran ZİVKOVİC)

Resim
Bir dinginlik, sessizlik, huzur ortamıdır kütüphaneler. Zamana meydan okuyan bir halleri vardır. Dünyanın tüm bilgisi, duygusu, tecrübesi onlarda gizlidir sanki. Geçmiş, an, gelecek hepsi oradadır. 
Ne de olsa her kitap bir başka dünya saklar içinde.


Zoran Zivkovic’in “Başka Zaman Kütüphaneleri” tam da bu sebeple ilgimi çekti: Kütüphaneler ve kitaplardan söz ettiği için.

ARI MAYA (Waldemar BONSELS)

Resim
Merhaba, ben “Arı Maya”. Bugün, çocukluğumdan bir bölümün anlatıldığı, kendi adımı taşıyan kitabın sayfalarından süzülerek sizlerle buluştum. Bu yaz rehavetinde sözü ele almam herhalde kimseyi rahatsız etmez.


(Geçen hafta ülkemizde gerçekleşen bir olay üzerine bu hafta sözü “Arı Maya”ya bırakıyorum. Üzücü bir haber; ama videoyu seyretmenizi ve ardından bağlantıda verdiğim yazıyı okumanızı rica ediyorum. Bir kişinin yaptığı münferit bir saldırı olabilir; ancak lütfen duyarsız kalmayalım ve arıların yeryüzü için önemini çevremizle paylaşalım. BAĞLANTI )

KELEBEĞİN HAYAT SIRLARI (Nil KARAİBRAHİMGİL)

Resim
Nil’in Kelebekleri” adlı yazımda “Kelebeğin Hayat Sırları”nı önce okuduğumu söylemiştim. Ama ikisini de okuyunca yayın sırasını değiştirmemek adına diğerine öncelik verdim. Neden mi?

NİL'İN KELEBEKLERİ (Nil KARAİBRAHİMGİL)

Resim
Nil Karaibrahimgil, nâm-ı diğer “özgür kız”. Kıpır kıpır şarkıları, rengârenk giysileri ve patlayan kahkahasıyla müzik dünyasında kendinden söz ettiren bir isim oldu. Bugün şarkılarıyla ve kitabından alıntılarla bizimle.



BANDO TAKIMI (Muzaffer İZGÜ)

Resim
Bugün Türk insanının kıvrak zekâsı, olayları kısa yoldan çözüme kavuşturması; bazen kurnazlığı çoğu zaman iyi niyetiyle örülü hikâyelerle birlikteyiz. Ülkemizin yetiştirdiği önemli mizah ustalarından biridir bence Muzaffer İzgü. Ülkemizde yaşanan ya da yaşanması pek mümkün görünen olaylara değinir kitaplarında. Bazen düşünerek kimi zaman hüzünlenerek çoğu zaman da gülümseyerek okuruz yazdıklarını. “Bando Takımı” da onlardan biri.

Kitaptaki kahramanlar hemen her gün gördüğümüz ya da haberlerini okuduğumuz kişiler. Yaşadığı sorunlardan şikâyet etmeyi bir kenara bırakıp kendince çözümler üreten vatandaş.  Anlatılanların hepsi günlük hayatımızdan, yanı başımızdaki insanlardan. Hemen her gün yaşadığımız ya da yaşayabileceğimiz olaylar. Gülerek gülümseyerek okuyorsunuz.

MERAK ETTİKLERİNİZ

Resim
“Bir insan hiç uyumadan kaç saat durabilir?”, Bilgisayarları hep açık bırak mı iyidir, kapatıp açmak mı?”, “Biyolojik saat nedir?... “Acaba?”, “Neden?”, “Nasıl?” başlıkları altında onlarca soru.

Bunların hangileri “Merak Ettikleriniz” kategorisinde bilemiyorum ama kitap epey hoşuma gitti. Neden mi?

VARLIK VE DOĞRU YAŞAMAK ÜZERİNE (Neale DONALD WALSH)

Resim
“Varlık ve Doğru Yaşamak Üzerine”. Adından da anlaşılacağı gibi bir “kişisel gelişim”  kitabı. ........... Bu arada “kişisel gelişim” sözünü görenlerin bir kısmı sayfayı terk etti bile. Çünkü nedense bazılarının bu söze pek de tahammülü yok sanırım. 
“Benim hayatıma bir başkası nasıl katkıda bulunabilir ki? Yaşam benim, şartlar benim, çevre vs. benim. Başka bir ortamdan, yaşamdan bana nasıl karışabilirsin? Aynı şartlara sahip değiliz ki!”
Belki de bir açıdan haklılar. ... Neyse biz kalan okurlarla yola devam edelim.

BENİM YOLUM (Christina DANIELS)

Resim
Aamir Khan. Hint sinemasının önemli isimlerinden. Ama kitabı aldığımda ben bunu bilmiyordum. Kitabın kapağı ilgimi çekmişti. 

Okulda bazen ders aralarında ya da okuma saatlerinde okuyabileceğim bir kitap arıyordum. “Benim Yolum” deyince birlikte kitapçıya gittiğimiz öğretmen arkadaş “Aaa, ismini duymuştum. Ünlü biri. Güzel bir kitap olabilir.” dedi. Şöyle bir sayfaları çevirdim. Kitap bölümlerden meydana geliyordu. Anlatılanlar kısım kısım aktarılmıştı. Bu sebeple okulda okuması da rahat olacaktı benim için. Bir bölüm oku, ara ver, sonra devam et.

YEŞİL MÜREKKEP (Osman BALCIGİL)

Resim
“İçimizdeki Şeytan”, “Kürk Mantolu Madonna” denilince dilimizden dökülüveren isim Sabahattin Ali. Sadece romanlarıyla değil şiirleriyle de hayatımızda, dilimizde. Bazen bir sevdayı anlatmış, bazen de toplumsal sorunlara dikkat çekmek istemiş.  Gerek hayatı gerek eserleriyle edebiyatımızda önemli bir yere sahip Sabahattin Ali’nin  “hayatı roman”. Hem de ne roman! Almanya macerası, sevdaları, hapishane günleri, kendi ayaklarıyla bilmeden ölüme gidişi…



Nahit, Meliha, Maria ve diğer sevdaları yüreğini; Nâzım Hikmet, Aziz Nesin ve diğer dostları düşünce dünyasını nasıl zenginleştirmişti? “Yeşil Mürekkep”in hayatındaki rolü neydi?

SEYİT BATTAL GAZİ (Mustafa ÖZÇELİK)

Resim
Türk milleti destanlarla, kahraman ve kahramanlıklarla örülü bir kültüre sahip. Bu kahramanlar arasında önde gelen isimlerden biri de“Seyit Battal Gazi”. Çoğumuz onun ismini Cüneyt Arkın filmlerinden biliyoruz. Bu filmlerde öyle bir dövüş ya da savaş sahneleri vardır ki Cüneyt Arkın daha doğrusu Battal Gazi aynı anda pek çok kişiyi yere serer de kendisine pek bir şey olmaz. Eee, destan kahramanı olmak böyle işte. Biraz gerçek, çokça abartma. Bir süre sonra hikâyenin ne kadarı ya da hangi bölümleri gerçek diye düşünmeye başlarız.

Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Projesi kapsamında pek çok kurum ve kuruluş çeşitli çalışmalara imza atmış. Sergiler, sempozyumlar, tanıtım filmleri, kitaplar… Bu kitabı da 2014 yılında Eskişehir’e yaptığımız bir gezi sırasında almıştım. Kısmet bugüneymiş; merakla ve ilgiyle okudum. Kitap Mustafa Özçelik tarafından hazırlanmış.

OKU AMA NEYİ (Taşkın TUNA)

Resim
Dinimizin ilk emri: “Oku”

“Oku! Yaradan Rabbinin adı ile! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle yazmayı öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir.” (Alak,96:1-5)
Okudukça, öğrendikçe, anlamaya gayret ettikçe görüyoruz ki insan, dünya, kâinat aslında bir mucize, bir bütün. Acaba sadece Kuranı Arapçadan okumak yeterli mi? Kur’an’da bize anlatılmak istenen ne? Neyi okumalıyız ve nasıl okumalıyız? Belki de önce işe kendimizden, insandan başlamalıyız. Sonra doğa, dünya, evren… Okumamız gereken ne çok şey var değil mi?

“Düşünce denilen ucu sivri bir tornavidanın, beyin hücrelerimin molekül bağları arasında, oyup oyup kazdığı derin dehlizlerin merdivenlerinde, kendi öz benliğimi aramaktan bitap düşüyordum. Bu acayip dünyada benim yerim neydi? Niçin buradaydım? Ben kimdim?”

İSLAM'DA BÜYÜK GÜNAHLAR (Yaşar Nuri ÖZTÜRK)

Resim
İslamiyet. Sevgi, barış, huzur, bereket, birlik… yolu; ancak tüm bu olumlu ve güzel sözcükleri İslamla, teslimiyetle, Müslümanlıkla bir türlü bağdaştıramıyoruz. Araştırmak, öğrenmek, anlamaya çalışmak yerine çoğu zaman kulaktan dolma bilgilerle farklı sözcüklere yöneliyoruz. Ayıp, yasak, günah, gericilik, karmaşa… Yaşar Nuri Öztürk, bu eserinde İslam’da “günah” kavramını ele almış. Kur’an’dan örnekler ve din büyüklerinden alıntılarla.
“Elinizdeki eserin belli başlı bölümleri, bir yayın kuruluşu tarafından aynı adla, yıllar önce yayınlanmıştı. (Hürriyet Yayınları, İstanbul, Nisan 1991) Üç yüz bin adet basılıp dağıtılan o yayın çok büyük bir hizmet verdi ve ardından yüzlerce mektup ve telefonla eserin tamamının yayını istendi. Ve yayın gerçekleştirildi. (Önsöz)”

PEYGAMBERİM HZ. MUHAMMED (Şaban DÖĞEN)

Resim
Din yalnızca ibadet etmek üzerine mi kuruludur. Bir insanın inancı gereği belirlenen şekilde ibadet etmesi ya da belli ritüelleri yerine getirmesi yeterli midir? Bunun yanında başka neler gereklidir? Yardımlaşma, birbirine saygı gösterme, doğayı koruma, aileye önem verme gibi hasletler dinin ya da inancın neresindedir? Bir yaşamın satır aralarında gizli.
Kişisel düşünce ve görüşlere yer verilmeden, bilgi ve belgelerden yola çıkılarak hazırlanmış bir kitap.

HİÇ (Neslihan YERLİKAYA ÖZMAYA)

Resim
Karla, Konya’da bir hastanede gözlerini açar. Kaza geçirmiştir. Travmayı atlatmış, iyileşme belirtileri göstermeye başlamıştır. Tedaviye Fransa’da devam edilecektir.
Paris, Eylül 2012. Hikâyenin ikinci bölümü bir geri dönüşle başlıyor. Karla Martin, Paris’te Türkoloji okumuş, Türk kültürüne meraklı biri. Yunus ve Mevlana hayranı. Karla’nın erkek arkadaşı da bir Türk: Ahmet.
Karla’nın Yunus ve Mevlana’ya uzanan hikâyesinde neler olduğunu merak ediyorsanız…



SON KAMELYA (Sarah JIO)

Resim
Mis kokulu çiçekler, muhteşem bir çiçek serası; yılların yorgunluğunu ve esrarını üzerinde taşıyan bir malikâne… “Böğürtlen Kışı” ve “Mart ve Menekşeleri” kitaplarının yazarından yine çiçek kokulu bir kitap: “Son Kamelya”
Kaderim senin ellerinde… Victoria çiçek diline göre, kamelya çiçeğinin anlamı.”

BANA HER ŞEY SENİ HATIRLATIR (Beth HARBISON)

Resim
Hikâyenin ilk bölümü Mart 1985’te başlıyor. Erin okulun popüler çocuğu Todd’un arkadaşından hoşlanmaktadır: Nate Lawson. İkinci bölüm günümüzde geçmekte. 15 yaş civarındaki gençlere partiler düzenleyen bir organizatör: Erin. İsimlerden anlaşılacağı üzere hikâye Erin ve geçmişi üzerine kurulu bir aşk (!) hikâyesi.

PORTAKAL KIZ (Jostein GAARDER)

Resim
Babasını on bir yıl önce, altı aydan fazla süren bir rahatsızlık neticesinde kaybeden bir genç. Ölen babasından kendisine yazılmış bir mektup. Peki, “Portakal Kız” kim ve konuyla ne ilgisi var?

Sofi’nin Dünyası” ve “İskambil Kâğıtlarının Esrarı”nda olduğu gibi yine bir genç ve gencin babası üzerinden yaşama, dünyaya felsefi bir yaklaşım. Jostein Gaarder’in eserlerinde baba, çocuk ve hayatın anlamı hep ön planda. Ama bu, eserlerinde “aynı”lığa yol açmıyor. Her kitabında iç içe geçmiş olaylar merak duygusunu ön plana çıkarıyor ve anlatıma sürükleyicilik kazandırıyor. Gelelim “Portakal Kız”a.

HAYVAN ÇİFTLİĞİ (George ORWELL)

Resim
Masallar, fabllar dünyayı başka pencereden görmemiz için vasıta olurlar çoğu zaman. Bugünkü masalımız yazarının deyimiyle “bir peri masalı”. Bu deyim George Orwell’ın “Hayvan Çiftliği” adlı kitabının alt başlığı aynı zamanda.

YÜZYILIM (Günter GRASS)

Resim
Bir ülkenin yüzyıllık geçmişini öğrenmek için tarih kitaplarını karıştırır, bilgi edinmeye çalışırız. Peki, bu yüzyıllık tarihin ülke ekonomisine, kültürüne, insanına etkilerini öğrenmek istiyorsak ne yapmamız gerekir. Eğer bu ülke Almanya’ysa bir başucu kitabından faydalanabiliriz: “Yüzyılım” Bu kitapta bir ülkenin yüz yıllık panoraması etkileyici bir şekilde gözler önüne seriliyor. Nasıl mı?

DÂHİ DİKTATÖR (Celal ŞENGÖR)

Resim
Atatürk bir dâhi miydi? Bir diktatör müydü? Peki diktatör nedir ve Atatürk’ün diğer diktatörlerden farkı neydi? Cevabı Celal Şengör’ün 185 sayfalık Haziran 2015 basımlı kitabında: “Dâhi Diktatör”
“Bu küçük kitap Emrah Akkurt’un benim Atatürk’e bakışımı kendisine anlatmamı istemesinin bir ürünüdür ve birkaç akşamlık bir sohbetin yazıya dökülmesinden ibarettir. Ben tarihçi değilim. Atatürk üzerine yaptığım tek inceleme de kendisinin yöntemini merak etmem neticesinde ortaya koyduğum küçük bir çalışmadır. (Önsöz)”



OKUMA ZEKASI (Selahattin YAYLAMAZ)

Resim
Özellikle son yıllarda sıkça duyar olduk. “bedensel zekâ, görsel zekâ, işitsel zekâ…”. Buna bağlı olarak bir öğrencinin zekâ türüne göre eğitim almasının önemi ve gerekliliği de eğitim camiasında oldukça sık konuşuluyor, tartışılıyor.  Tüm bu çalışmaların yanı sıra kitabın yazarı “SelahattinYaylamaz” ve ekibi yeni bir zekâ türünü daha keşfetmişler: Okuma Zekâsı (Reading Intelligence Quotient – RIQ) Ülkemizde hâlâ pek çok kişinin “Ne olcak oolum, okuyup ta adam mı olcan?” ya da “Ders çalışmak varken kitap mı okunurmuş?” nidalarına inat kitap okuyorsanız  “okuma zekâ”nızı bilmem ama “okuma sevgi”nizin yoğun olduğunu söyleyebilirim. Peki, “okuma zekâsı” nedir, okuma alışkanlığı nasıl kazanılır ya da kazandırılır gelin hep birlikte bakalım.

mart 2017 haber bülteni

Resim
Önümüzdeki günler etkinliklerin neredeyse en yoğun olduğu dönem. Baharın gelişi adeta fuarlara, atölye çalışmalarına, yarışmalara da yansıyor. Bu aydan itibaren “haber bülteni” bölümümüze bir süreliğine ara veriyorum. Mart ayı için seçtiğim haberleri merak ediyorsanız…

KUANTUM BENLİK (Danah ZOHAR)

Resim
Danah Zohar’ın “Kuantum Benlik” adlı kitabını birkaç yıl önce düzenlenen ufak çaplı bir kitap fuarından almıştım. İsmi oldukça iddialı gelmişti; ama ben de çok duyduğum “kuantum” sözü hakkında bilgi edinmek istiyor, hangi kitabı alacağıma karar veremediğim için işi hep sürüncemede bırakıyordum. Kitap dolu dolu 284 sayfa ve fiyatı da çok uygun olunca daha fazla kayıtsız kalamazdım. Peki, acaba doğru bir seçim mi yapmıştım?

ÖĞRENMEYİ ÖĞRENMEK (Ramazan YILDIRIM)

Resim
Yeni şeyler öğrenmeyi, onları hayatınıza katmayı; her gün yenilenen, gelişen biri olarak hayata devam etmeyi tercih edenlerden misiniz? Belki de okula giden, sınavlara hazırlanan, bir şeyleri öğrenmeye çalışan ya da bunun için zaman zaman kendini zorlayan bir evlat sahibisiniz? Bütün bunların cevabı tabii ki sizde; ama nasıl öğrenmemiz gerektiği hakkında bir fikir sahibi olmak istiyorsanız size yol gösterecek kitap Ramazan Yıldırım tarafından hazırlanmış: “Öğrenmeyi Öğrenmek”

BAŞARIYA GÖTÜREN AİLE (Doğan CÜCELOĞLU)

Resim
“Başarıya Götüren Aile” deyince pek çok ebeveynin aklına tabii ki sınavlar gelir. Zaten Doğan Cüceloğlu’nun kitabının alt başlığı da “sınav döneminde ana babalık”
Ülkemizde uzun yıllardır bir sınav maratonudur gidiyor. Gelin önce geçmişten günümüze sınavlara şöyle bir bakalım: “sbs, oks, teog, dpy, öss, öys, lys, ygs, dms, kpss, pmyo, kpds, ales, tus, toefl…” Bu saydıklarımın çoğu halen uygulanmakta olan sınavlar. Küçük yaşlarda başlayan sınav maratonu seçilen mesleğe göre yıllar boyu devam ediyor. Nüfus arttıkça pek çok kuruluş da çalışanlarını sınavla seçme yoluna gidiyor. Peki, aile sınavların neresinde, sınavlar hayatın neresinde?

şubat 2017 haber bülteni

Resim
Bir haber bülteninden daha merhaba! Bu ay için seçtiğim etkinlikler daha çok mart ayına yönelik. Baharın yaklaştığı günlere doğru ilerlerken, yarışma ve fuarlar da tüm hızıyla devam ediyor. Bakalım bu ayki listemde neler var?

ARSEN LÜPEN (Maurice LEBLANC)

Resim
Polisiye romanları sever misiniz? Mesela Sherlock Holmes. Güçlü gözlem yeteneği ve zekasıyla olayları çözüme kavuşturan ünlü dedektifin maceraları sizi cezbediyor mu? Ya da ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin romanları sizi maceradan maceraya sürüklüyor mu? Öyleyse bu kitap da tam size göre. Neden mi?

ONUNCU KEHANET (James REDFIELD)

Resim
Yasalar, düzenler, kurallar… Tüm bunlar dünyanın iyi bir yer olmasına yardımcı oluyor mu sizce? Yoksa bir şeyler eksik mi kalıyor? Nerede hata yapıyoruz acaba? “Sistem” mi acımasız?  Sistemi oluşturan da insanlar değil mi sonuçta? Tüm bunların James Redfield’ın “Onuncu Kehanet” romanıyla ne ilgisi var diyorsanız...

DOL KARABAKIR DOL (Bedri Rahmi EYUBOĞLU)

Resim
“Karadutum, çatal karam, çingenem…”, “Önde zeytin ağaçları arkasında yâr…”
BedriRahmi Eyüboğlu’nu özellikle bu dizelerle başlayan “Karadut” ve “Sitem” şiirleriyle tanıyordum. Her ikisi de samimi bulduğum, günlük bir kareyi hoş bir tınıyla anlatan şiirler olmuştur benim için. Her gün gördüğümüz kişiler, başımızdan geçen olaylar belki de komşumuzun anlattığı hikâyeler… Bu kadar mı bizden, bu kadar mı içten…  Günlük yaşamınızın “sıradan” dediğiniz olaylarını farklı bir bakış açısıyla zenginleştirmek istiyorsanız Bedri Rahmi’den “Dol Karabakır Dol”.

ocak haber bülteni

Resim
Ocak, yeni bir yılın başlangıcı. Ümitlerin filizlendiği, yeni kapıların aralandığı, kışın soğuğuna rağmen umudun içimizi ısıttığı bir ay. Bütün bu güzelliklerinden dolayıdır ki haber bültenine gözüme çarpan hoş haberlerle başlamak istedim bu sefer. Bakalım bu ayki listemde neler var?

BİR MANİNİZ YOKSA ANNEMLER SİZE GELECEK (Ayfer TUNÇ)

Resim
70’li, 80’li, 90’lı yıllar. Hangisini ne zaman yakaladınız bilemiyorum ama son günlerde “Ah, nerede o eski günler!” sözünü sık duyar oldum. Geride kaldığı için mi o yıllara özlem duyuyoruz yoksa gerçekten bir başka mıydı o seneler diye düşünmeden edemiyor insan. 
Teknolojinin henüz tam anlamıyla hayatımıza girmediği yıllardı. Yaşam daha yavaş, insanlar daha sevecen, çocuklar daha mutluydu. Çoğumuz hafif bir tebessümle hatırlıyoruz o günleri. Yakaladığımız yerden, aklımızda kaldığı kadarıyla.

SEVGİNİN GÜCÜ (Zeliha AKÇAGÜNER)

Resim
Her çocuk kitabının aslında bir yetişkin kitabı olduğunu düşünürüm her zaman. Çocuk yaşlarını geride bıraksa da çocukluğunu, içindeki çocuğu yaşatanlar içindir bu hikâyeler bir bakıma. Ödüllü yazar Zeliha Akçagüner’in kaleminden “Sevginin Gücü” de onlardan biri. Sıcak, samimi bir hikâye.

Kitapta ne anlatıldığına gelince...