Bir kitapseverin evinde her zaman okuduğundan fazla kitap bulunur. Okunmaya hazır bekleyen bu kitaplar araya giren başka kitaplar yüzünden bazen uzun bir zaman sırasını bekler. “Zâhir” de bu kitaplardan biri oldu benim için. Paul Coelho takipçisi olduğum dönemlere denk gelmiş, almışım. Geçen haftalarda “ne okusam” diye hazine sandığıma bakarken “İşte” dedim, “Bunu da okuyayım, aradan çıksın”. Neden aradan çıksın tavrıyla bu kitabı okumaya başladın, derseniz… Okuduğum diğer Paulo Coelho kitaplarına daha önce “kitap pınarım”da yer vermiştim. Benim için “ Simyacı ”yla başlayan süreç, “ PiedraIrmağı’nın Kıyısında Oturdum Ağladım ” ve “ Beşinci Dağ ” ile devam etmişti. Ancak “Beşinci Dağ”ı okurken nedense Coelho kitaplarından uzaklaşmaya başladığımı fark ettim. Okuduğum kitapların hikâyeleri farklı olsa da ortak noktaları artık bana nâhoş gelmeye başlamıştı. “mistisizm”, “yazgının gücü”, “iç yolculuk”… Zâhir, bu sebeple – Coelho’yla aram daha da soğumadan - “okuya...