Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BEYAZ DAĞDAN BAKINCA

Resim
Bazı hikâyeler vardır, bizi alır bir yerden bir yere götürür. Başka bir coğrafyaya, başka bir zaman dilimine. Yaşanmışlıklardan yola çıkar bu hikâyeler, samimiyetiyle hemen kavrayıverir ruhumuzu. Sanki oradayızdır biz de. Hikâye kahramanlarının yanında olaylara dâhil oluvermişizdir hemen. Farklı kültürden de olsak ortak noktalarda buluşuveririz. Acı, hüzün, mutluluk… Hepsi de insana aittir. İnsana ve hayata.  


“Beyaz Dağdan Bakınca” adlı kitabı tam da bu hislerle okudum. Daha önce Çerkesler’e ait öyküler okumamıştım. Kitabın elimdeki baskısı Ekim 1997 tarihli. Kitaptaki yazılar ise 70’li yıllara ait. Derleyen Osman Bleda

Kitabın önsüzünde Çerkesler’den ve Çerkesler’in tarihinden söz ediliyor. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim Çerkes halkının tarihinden epey etkilendim. Rüzgarın önüne kattığı, oradan oraya sürüklenen; ama yaşadığı zorluklara rağmen duruşunu bozmayan bir halk.
“Birçok diğer halk gibi, Çerkeslere adlarını kendileri değil, başkaları vermiş. Onlar kendilerine ‘Adiğe’ demeyi …

LEYLİM LEYLİM

Resim
LEYLİM - LEYLİM Leylim - leylim dünyamızın yarısı    Al - yeşil bahar,    Yarısı kar olanda    Gene kavim - kardaş, can - cana düşman,    Gene yediboğum akrep,    Sarı engerek,    Alnımızın aklığında puşt işi zulüm    Ve canım yarı geceler    Çift kanat kapılarına karşı darağaçları,            Mahpusanede çeşme    Yandan akar olanda,    Gelmiş yoklamış ecel    Kaburgam arasından.    Yoklasın hele...
Kitabın ismi “Leylim Leylim” olunca ben de Ahmed Arif’in aynı adlı şiirinin ilk bölümüyle başlamak istedim bugün. Şiirin tamamını okumak isterseniz: Leylim Leylim
Kitap beni kapağıyla cezbetti desem yeridir. Mektup ve zarftan esinlenerek hazırlanmış nostaljik bir kitap kapağı. Leyla Erbil’in 1955 tarihli fotoğrafı da kapakla ancak bu derece uyum sağlayabilirdi diye düşünüyorum.

Kitabı alıp almamakta tereddüt ettim biraz. Ünlü isimlerin, meşhur oldukları alanda yaptıkları yazışmalar dikkatimi çekse de burada kişinin “özel”i söz konusuydu. Gerçi her iki taraf da mektupların basımına izin vermiş, okunmasın…

ZÂHİR (Paulo COELHO)

Resim
Bir kitapseverin evinde her zaman okuduğundan fazla kitap bulunur. Okunmaya hazır bekleyen bu kitaplar araya giren başka kitaplar yüzünden bazen uzun bir zaman sırasını bekler. “Zâhir” de bu kitaplardan biri oldu benim için. Paul Coelho takipçisi olduğum dönemlere denk gelmiş, almışım. Geçen haftalarda “ne okusam” diye hazine sandığıma bakarken “İşte” dedim, “Bunu da okuyayım, aradan çıksın”. Neden aradan çıksın tavrıyla bu kitabı okumaya başladın, derseniz…


Okuduğum diğer Paulo Coelho kitaplarına daha önce “kitap pınarım”dayer vermiştim. Benim için “Simyacı”yla başlayan süreç, “PiedraIrmağı’nın Kıyısında Oturdum Ağladım” ve “Beşinci Dağ” ile devam etmişti. Ancak “Beşinci Dağ”ı okurken nedense Coelho kitaplarından uzaklaşmaya başladığımı fark ettim. Okuduğum kitapların hikâyeleri farklı olsa da ortak noktaları artık bana nâhoş gelmeye başlamıştı. “mistisizm”, “yazgının gücü”, “iç yolculuk”… Zâhir, bu sebeple – Coelho’yla aram daha da soğumadan -“okuyayım da aradan çıksın” kitabı oluver…