Kayıtlar

Şubat, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

VEBA (Albert CAMUS)

Resim
Albert Camus’nün bir kitabını okumak uzun zamandır aklımdaydı; ancak nedense bir türlü denk düşüremedim. En sonunda “Artık bu kadar da olmaz” deyip meşhur hazine sandığımda uzun zamandır beklemekte olan  “Veba”yı okumaya karar verdim. Kitabın ismi ve konusu benim için pek de iç açıcı olmamasına rağmen sayfaları çevirmeye başlamıştım bile.

Adından da anlaşılacağı gibi kitap bir veba salgını hakkında. Öncelikle salgının gerçekleştiği şehri ve insanlarını tanıyoruz. Kafamızda şekillenen Oran kenti ve halkı bizi hikâyeye hazırlıyor adeta. 
“Bu hikâyeye konu olan garip olaylar 194…da Oran’da geçti. Genel kanıya göre, benzeri her zaman görülebilecek çeşitten olmayan bu olaylar, kendilerine uygun bir yer bulmuş da sayılmazlardı. Çünkü Oran’ın ilk bakışta, gerçekten de Cezayir kıyılarında herhangi bir Fransız ilinden, herhangi bir şehirden farkı yoktur.”
* * * * *
“Şehrimizin insanları pek çok çalışır. Tek hedef, zengin olmaktır. En çok ticaretle ilgilenir, bu alanda didinirler, kendi deyimleriy…

LÜTFEN AĞLAMAYIN (J. Mario SİMMEL)

Resim
Johannes Mario Simmel ismini daha önce duymuş muydunuz bilmiyorum ama benim ilk defa bu kitap sayesinde yazardan haberim oldu. “Lütfen Ağlamayın” çocuklara yönelik yazılmış bir kitap. Savaşların insana ve insanlığa etkilerinden söz eden yazar, kitabında çocuklara olan güvenini dile getirmiş.


J. Mario Simmel hakkında bilgi edinmek istiyorsanız bağlantı. “Demokrasi ve barış olmadan asla”.
Elimdeki baskı “Kelebek Çocuk Kitapları”na ait. Basım tarihi 1982. 152 sayfalık kitabın orijinal adı ise “Weinen Streng Verboten”.
Kitap lisedeki hırsızlık olayıyla başlıyor. Yaşları ortalama 12-13 olan gençlerden Maria, okul gezisi için toplanan paranın bir kısmını kaybettiğini söylüyor. Annesi kalp hastası ve hastanede. Babası ise 2. Dünya Savaşı sırasında kaybolmuş. Bu sebeple okul yönetimi polise haber vermekte tereddüt ediyor. Maria’ya sundukları çözüm üç günlük bir süreyi kapsıyor. Ya Maria paraya ne olduğunu açıklayacak ya da idare gerekli işlemleri başlatacak. Bu olay üzerine Maria’ya inanan ve ya…

NAZİ VE BERBER (Edgar HİLSENRATH)

Resim
Her şey bir blogger arkadaşın yıllar önce bana Edgar Hilsenrath’ın “Nazi ve Berber” adlı eserini sosyal medya hesaplarımdan tavsiye etmesiyle başladı. Kitabın adını not edip okuma listeme eklemiş; ancak bir türlü fırsat bulup sırasını denk düşürememiştim. Kısmet bugünlereymiş. İlk önce kendisine teşekkür etmek isterim, bu muhteşem kitapla buluşmama vesile olduğu için. Süreç içerisinde kendisi blog yazmayı bırakmış. Bu sebeple blog adresini buraya alamıyorum. Neyse sözü daha fazla uzatmadan kitaba geçiş yapalım.




Bu kitapla ilgili olarak aktarmak istediğim ilk şey yazarın hayatı. Edgar Hilsenrath Yahudi bir aileden geliyor ve İkinci Dünya Savaşı sırasında ailece zor günler geçiriyorlar. Sonrasında Yahudi organizasyonlarıyla Filistin’e giden Hilsenrath orada da rahat edemeyince Fransa’ya geçiyor. “Nazi ve Berber” romanında da Hilsenrath’ın hayatından izler bulmak mümkün. Bu da romanın etkileyiciliğini artırmış diye düşünüyorum.



Kitabı okumadan önce Hilsenrath’ın hayata bakışıyla ilgili bi…

AZ (Hakan GÜNDAY)

Resim
Hakan Günday, neredeyse tüm kitaplarını duyduğum; ancak hiçbir kitabını okumadığım bir yazardı. Malafa, Zargana, Kinyas ve Kayra, Daha, Az…



Okulumuzda öğretmenler arasındaki “kitap kulübü”nden daha önce söz etmiştim. Göz atmak isterseniz: “Körlük”. Kulübün kasım ayı için seçtiği kitap Hakan Günday’ın “Daha” adlı kitabıydı. Konu da zaten buradan açıldı. Onlar “Kaçıncı sayfadasın? Nasıl gidiyor?”  derken bizlerin de ilgisini çekiyor doğal olarak. O dönemde okudukları kitabın konusuna bakıyor, sayfalarını çeviriyor bir yerinden biz de sohbete dâhil oluyoruz. Bu sohbetler sırasında kulüpteki arkadaşlardan biri –  “Esir Şehir Üçlemesi”ni okumamı tavsiye eden arkadaş – artık bir Hakan Günday kitabı okumalısın dediğinde tereddütsüz kabul ettim. Ama hangisini okumalıydım? Kendisi Günday’ın tüm kitaplarını okumuş ve “Az” favori kitabıymış. “Tüm kitaplarını ardı ardına okumuştum. Bu kadarı biraz fazla geldi ama hepsi de birbirinden güzel.” diye başlayan sohbetimizin sonunda onun da tavsiyesi üze…