Kayıtlar

ESİR ŞEHRİN İNSANLARI (Kemal TAHİR)

Resim
Yaklaşık sekiz ay önceydi. 11. sınıf öğrencilerimle edebiyat dersi için performans çalışması hazırlıyorduk. Bu çalışmadan ve sonucundan daha önce sizlere söz etmiştim. Merak edenler için: “kitap performans ödevi
İşte o dönemde öğrencilerle okuduğumuz kitaplar hakkında sohbet ederek işe başlamıştık. Öğrencilerimden biri Ahmet Ümit’in “Elveda Güzel Vatanım” adlı kitabını tavsiye etmiş ve bana ödünç olarak vermişti. Bir diğer öğrencim ise Kemal Tahir’in “Esir Şehrin İnsanları” kitabı hakkındaki fikrimi sordu. Henüz okumadığımı belirttim. Ablası ve babası okumuş; çok methetmişler. Bu sebeple kendisi de merak etmiş, kararsız kaldığı için de bana danışmak istemiş. Ben de meraklanmıştım. Ertesi gün kitabı bana getirdi. “Siz benden daha çabuk okursunuz. Önce siz okuyun. Ben de sonra okurum.” Böylelikle aşağı yukarı aynı dönemin anlatıldığı iki kitabı aynı zamanda okumuş oldum. Ahmet Ümit’in kitabıyla ilgili düşüncelerimi merak ediyorsanız “Elveda Güzel Vatanım”.

Gelelim “Esir Şehrin İnsanları…

ORTADOĞU (Bernard LEWIS)

Resim
Ortadoğu. Dünyanın en hareketli bölgelerinden. Özellikle son yıllarda tam bir kaynayan kazan. Bernard Lewis’in “Ortadoğu” adlı kitabı Ortadoğu’nun 2000 yıllık tarihini anlattığı için ilgimi çekti. İlk başlarda “Okuyabilir miyim acaba; tarihin içinde kaybolmayayım sakın” diye tereddütlerim vardı. Elimdeki baskının “ansiklopedik cilt” olması da gözümü korkutmuş olabilir. Ancak giriş bölümündeki yazılar beni cesaretlendirdi, hatta daha da meraklandırdı.


“Zengin, değişken ve canlı bir bölgenin iki bin yıllık tarihini bir cilt içinde vermek onun taşıdığı önemin büyük bir kısmını göz ardı etmektir. Bölgeyi araştıran her araştırmacı bu konuda kendi seçimini yapar. Ben de kaçınılmaz olarak kişisel olan kendi seçimimi yaptım. En karakteristik bulduğum olaylara, en öğretici kişilere, olaylara, eğilimlere ve başarılara gerekli önemi vermeye çalıştım. Bunda ne kadar başarılı olduğuma okur karar verecektir. (BERNARD LEWIS / Princeton, Nisan 1995)”
* * * * *
“İlk kitabını bundan tam 60 yıl önce yazmış…

OKUMA SERÜVENİ (Ümit AKTAŞ)

Resim
Okumak, sizin için de bir serüven mi? İnanılmaz maceralara koştuğunuz, yeni yerler keşfedip farklı insanlarla tanıştığınız. Bazen sayfayı çevirince inanılmaz bir manzarayla karşılaşırsınız; daha önce hiç gitmediğiniz, görmediğiniz hatta belki de göremeyeceğiniz. Sayfaların arasında bir kahramanla da karşılaşabilirsiniz; olağanüstü güçleri olan, sizi bambaşka diyarlara sürükleyen. Belki de kendinizle karşılaşırsınız sayfanın birinde; ya da en yakın arkadaşınız, sırdaşınız, dostunuzla. Hangi sayfada kimle, neyle karşılaşacağımızı bilemesek de okumak serüvendir çoğu zaman. Ümit Aktaş da “Okuma Serüveni” adlı kitabında, kendi okuma yolculuğunu aktarmış bize. Kitabın başlığını ilk gördüğümde “Okuma Zekâsı” adlı kitaba benzediğini düşünmüştüm. Tanıtım yazısını okuduğumda iş biraz değişti. Kitabı okumaya başlayınca yanıldığımı anladım.

Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm yazarın okuma macerasını, okuduğu kitapları anlatıyor bize; hayatından izleri yine bu bölümde görebiliyoruz. Otobiyografi…

İNSANI TANIMA SANATI (Alfred ADLER)

Resim
“İnsanları bir bakışta gözünden tanırım” diyenlerden olmadım hiçbir zaman. Ben daha çok insanları süreç içerisinde tanımaya çalışan biriyim galiba. Öğretmenlik mesleğine bağlı olarak farklı yaş gruplarıyla çalışmam; farklı kültür ve yetişme tarzlarına sahip, bambaşka fikirler ve inançlara sahip öğrenci, veli ve öğretmenlerle karşılaşmak da beni değiştirip geliştiriyor, eğitiyor sanırım.


Mesleğe ilk başladığım yıllarda daha sabırsız, daha önyargılı olan ben, geçen yıllarla, tanıştığım insanlarla, duyduğum hayat hikâyeleriyle bu yönlerimden sıyrılmaya başladım galiba. Zaten insanı tanıma konusunda hiçbir zaman iddialı olmadım. İnsan kendi kendini bile zaman zaman tanıyamaz, “Ben bunu nasıl yaptım?” ya da “Ben ne yapıyorum?” derken kendine, bir başkası hakkında ahkâm kesmek pek de hoş olmasa gerek diyorum çoğu zaman. “İnsanı Tanıma Sanatı” adlı kitap, Alfred Adler imzalı. Dediğim gibi bir insanı “tanımak” öyle kolay değil bana göre. Ama yine de yol gösterici kitaplardan biri oldu benim içi…