Kayıtlar

SUFİ'NİN DÜNYASI

Resim
Ramazan ayında bulunduğumuz şu günlerde bu ayın ruhuna uygun kitaplar seçmeye özen gösteriyorum her yıl olduğu gibi. Bugün için seçtiğim kitap Metin Karabaşoğlu’nun derleyip yayına hazırladığı “Sufi’nin Dünyası”. Kitapta pek çok sufi hikâyesi var. Bir kısmını mutlaka duymuş ya da okumuşsunuzdur. Bu hikâyelerin bir kitap halinde bir arada toplanmış olması ise ayrı bir keyif. Ara sıra okuyup ruhumuzu dinlendirip arındırmamıza vesile olabilir belki. Onların terbiyesinden, inceliğinden, bilgisinden belki bizim nasibimize de bir şeyler düşer, kim bilir?


Kitap sekiz başlık altında toplanmış hikâyelerden oluşuyor. “İlk Adımın Öyküsü”, “Ârifler ve Sultanlar”, “Âlimler ve Sufiler”, “Yollar ve Yolcular”, “İşaretler”, “Ne Nedir, Kim Kimdir?”, “İncelikler”, “Yolun Sırları”. Kitabın sonunda ise “”Yaralanılan Kaynaklar” yer almakta.





* * * * *

PİR İLE SULTAN
Bir pîr bir sultanla dost olmuştu. Bir gün, bir mecliste sultanın onun varlığından hafiften rahatsızlık duyduğunu sezer gibi oldu. Her ne kadar seb…

AŞKIN METAFİZİĞİ (Arthur SCHOPENHAUER)

Resim
Schopenhauer ismiyle son zamanlarda sık sık karşılaşıyorum. Bu durum bende algıda seçicilik yaratmış olsa gerek, kitabı görünce dayanamayıp aldım.
“Aşkın Metafiziği” Arthur Schopenhauer.



Yazarın ismini lisedeki felsefe derslerinde duymuştum ilk olarak. İsminin söylenişi, tınısı hoşuma gittiği için zihnimin bir köşesine yer etmişti. Yoksa hakkında fazla bir malumatım yok. Zaten “kitap pınarım”ı takip edenler bilir, felsefeyle aram pek iyi değildir. Hatta felsefe alanında en beğendiğim kitap “Sofi’nin Dünyası”. Tanıdığım birkaç felsefe öğretmeninin “ergen kitabı” diye nitelendirdiği bu kitap, herhalde benim her daim favorilerimden biri olacak.

Gelelim “Aşkın Metafiziği”ne. Nereden aklıma esti de aldım bilemiyorum. Dediğim gibi ya yazarın ismine olan aşinalığım ya da 80 sayfa oluşu. Belki de o anda aşkın metafiziğini merak ettim. Bu sözlerimden de anlayacağınız üzere kitap pek banahitap etmedi açıkçası. Hani katıldığım yerler yok değil; hatta kimi zaman “Ne kadar da doğru!” diye düşündüğüm …

GOETHE BİR DEHANIN ROMANI (Hasan Âli YÜCEL)

Resim
Alman edebiyatının en önemli yazarlarından Goethe’nin hayatını anlatan “Goethe Bir Dehanın Romanı” adlı kitap Hasan Âli Yücel tarafından kaleme alınmış. Kitap ilk olarak Remzi Kitaphanesi’nde 1932 yılında basılmış. Bendeki baskısı ise Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’na ait. Bu yayınevindeki ilk baskı ve Haziran 2017 tarihli.


Hasan Âli Yücel saygıyla andığım Milli Eğitim Bakanlarından biri. Pek çok çalışmaya ve pek çok ilke imza atan bir isim. Aynı zamanda ünlü şairimiz Can Yücel’in de babası.

Goethe’ye olan hayranlığı onun bu kitabı yazmasına vesile olmuş. Kitabı ilk elime aldığımda “Neden Goethe?” diye düşünmüştüm. Gerçi Goethe’nin Alman diline olan hâkimiyeti ve dehasını daha önce “Dehanın El Kitabı”nda okumuş ve ben de bazı yönlerden kendisine hayran kalmıştım; ama yine de merak ettim: “Neden Goethe?”. Tabii kitabı okumaya başlayınca ve sayfalarda ilerledikçe bu hayranlığın nedeni de anlaşılıyor. Goethe’nin hayat hikâyesine baktığımızda en dikkati çeken “öğrenme merakı”. Farklı ko…

FATİH İSTANBUL KAPILARINDA (Enver Behnan ŞAPOLYO)

Resim
Bir çağın kapanıp yepyeni bir çağın başlaması
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi Enver Behnan Şapolyo’nun yazmış olduğu “Fatih İstanbul Kapılarında”

Yine meşhur “hazine sandığı”mdan bir kitap. Basım tarihi 1965.

Enver Behnan Şapolyo ismini daha önce duymamıştım. İnternet'te yaptığım araştırmada ünlü bir tarihçi olduğu belirtiliyor; ama anladığım kadarıyla yurt dışında daha tanınmış bir isim. Kim olduğunu merak ediyorsanız “Edebiyat ve Sanat Akademisi”nde “Enver Behnan Şapolyo ve Eserleri” adlı yazı size yardımcı olur kanısındayım. Kitapta Fatih Sultan Mehmet’in hayatından yola çıkılarak Osmanlı’da devlet yönetimi aktarılıyor. Fatih’in İstanbul’u fethi kitabın ana konusunu teşkil ettiği için Osmanlı’nın teşkilatları devlet yapısı daha bir ön planda. Ama tüm bunlar detaya girmeden, ana hatlarıyla okuru sıkmayacak şekilde anlatılmış. 

“Yukarıda gök mavi, aşağıda yer yemyeşildi. İkisi arasında insanlar mutlu günler yaşıyorlardı. Bu devirde Türk milleti de şanlı günlerinin bahtiyarlığı…