Kayıtlar

kitaplar hakkında filmler

Resim
Bugün kitaplar hakkındaki kısa filmleri derledim sizin için. Benzer bir çalışmayı Temmuz 2018 tarihinde de yapmıştım. Eğer bakmak isterseniz bağlantı: "kitaplarla ilgili kısa filmler"





Şimdi gelelim bugünkü filmlere. Herkese iyi seyirler.













GÜLİVER'İN GEZİLERİ (Jonathan SWIFT)

Resim
Çocukluğunuzda hayali ülkelerde maceraların peşinde koştunuz mu bilmiyorum ama bugün “Güliver’in Gezileri” adlı kitapla ilginç seyahatler bizi bekliyor.
Kitabı yanlış hatırlamıyorsam ortaokul sıralarında okumuştum. Büyük keyif aldığım bir kitaptı. Özellikle devler ve cüceler ülkesine yapılan seyahatleri hem ilginç hem de heyecan verici bulmuştum. Gerçi kim kime göre dev ya da cüce tartışılır ama bulunduğumuz ortamların bize bambaşka bakış açıları kazandırdığı da yadsınamaz bir gerçek. Her çocuk kitabının aynı zamanda bir yetişkin kitabı olduğunu düşündüğüm için kitabı yeniden okumak istedim. Elimdeki kitap, “Altın Çocuk Kitapları” dizisine ait. Bu tür klasiklerin piyasada farklı basımlarını bulabilirsiniz. Yayınevini seçerken özen gösterirseniz kitap da size daha bir keyif verecektir kanısındayım; çünkü bazı yayınevlerinin bir kitaba hiç de yakışmayan çevirileri ya da yazım hataları özellikle öğrencileri okumaktan soğutabiliyor.
Çocuk/gençlik kitabı kategorisine aldığımız “Güliver’in Seya…

AY IŞIĞI SOKAĞI (Stefan ZWEIG)

Resim
Stefan Zweig ile “Ay Işığı Sokağı”nda gezintiye var mısınız? Biraz kasvetli biraz merak uyandırıcı; hüzünlü, acıklı… Yoo, öyle hemen içiniz kararmasın. Edebiyatın o büyülü dünyasında dolaşmak istiyorsanız Stefan Zweig imzalı hikâyeler sizi bekliyor. Stefan Zweig imzalı diyorum; çünkü yazar hakikaten de hikâyelere imzasını atmış. Hemen hepsinde ölümün o soğukluğunu, ürperticiliğini hissedebiliyorsunuz. Eşiyle birlikte intihar etmiş bir yazarın karmaşık iç dünyasını yapıtlarına yansıtmış olması pek de şaşırtıcı olmasa gerek.
Kitapta beş hikâye var. Kitaba adını veren “Ay Işığı Sokağı”. “Leporella”, “Nişan”, “Leman Gölü Kıyısında Olay” ve “Avare”.


Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin
Gezgin, limanın gürültü ve kargaşasından, kalabalığından sıkılıp kendini arka sokaklara bırakıyor. Hiç tanımadığımız, bilmediğimiz bir yerde arka sokaklarda dolaşıp bambaşka hayatlara dâhil ol…

SANATIN GEREKLİLİĞİ (Ernst FISCHER)

Resim
Sanat nedir? Bireye ya da topluma katkısı var mıdır, varsa nedir? Sanat ve toplum birbirini nasıl etkiler? Yıllar içinde sanatta meydana gelen değişim toplumdaki yenileşmenin bir yansıması mıdır?


Sorular, sorular… Kitabı elime alıp içindekilere baktığımda aklımdan bu ve benzeri sorular geçmişti. Ancak “Sanatın Gerekliliği” adlı kitabı okurken fark ettim ki daha pek çok soru ve cevap kitapta beni bekliyormuş. Resimden müziğe, edebiyata kadar birçok sanat dalını, temsilcilerini; sanat akımlarını bulabilirsiniz kitapta. Tabii bulduklarınız bununla da sınırlı kalmayabilir. Yazımın sonunda yer alan “Kitap Hakkında Kim Ne Demiş?” bölümünde buna biraz daha ayrıntılı yer vereceğim.

Elimdeki kitap 1993 baskısı. Daha sonra farklı yayınevleri tarafından yeni baskıları da olmuş. Elimdeki kitapta “önsöz” yer almamakta. Birinci bölüm olan “Sanatın Görevi” ile sayfaları çevirmeye başlıyoruz. Toplam beş bölüm olan kitapta diğer başlıklar: “Sanatın Başlangıcı”, “Sanat ve Kapitalizm”, “Öz ve Biçim”, “Ge…

BEYAZ DAĞDAN BAKINCA

Resim
Bazı hikâyeler vardır, bizi alır bir yerden bir yere götürür. Başka bir coğrafyaya, başka bir zaman dilimine. Yaşanmışlıklardan yola çıkar bu hikâyeler, samimiyetiyle hemen kavrayıverir ruhumuzu. Sanki oradayızdır biz de. Hikâye kahramanlarının yanında olaylara dâhil oluvermişizdir hemen. Farklı kültürden de olsak ortak noktalarda buluşuveririz. Acı, hüzün, mutluluk… Hepsi de insana aittir. İnsana ve hayata.  


“Beyaz Dağdan Bakınca” adlı kitabı tam da bu hislerle okudum. Daha önce Çerkesler’e ait öyküler okumamıştım. Kitabın elimdeki baskısı Ekim 1997 tarihli. Kitaptaki yazılar ise 70’li yıllara ait. Derleyen Osman Bleda

Kitabın önsüzünde Çerkesler’den ve Çerkesler’in tarihinden söz ediliyor. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim Çerkes halkının tarihinden epey etkilendim. Rüzgarın önüne kattığı, oradan oraya sürüklenen; ama yaşadığı zorluklara rağmen duruşunu bozmayan bir halk.
“Birçok diğer halk gibi, Çerkeslere adlarını kendileri değil, başkaları vermiş. Onlar kendilerine ‘Adiğe’ demeyi …