BENİM ADIM KIRMIZI (Orhan PAMUK)

Nobel ödüllü yazarımız Orhan Pamuk'tan bir kitap seçtim bugün için. Yıllar önce üniversitede okurken "Yeni Türk Edebiyatı" dersinde adından sıkça söz ettiğimiz, eserlerini tartıştığımız bir yazardı. Bu kadar sık söz etmemizin sebebi, arkadaşlardan birinin tam anlamıyla bir Orhan Pamuk hayranı olmasıydı. Derste ne yapar eder sözü yazara getirirdi. Hocamız aynı hayranlığı taşımadığı için olsa gerek biraz da gençlik heyecanıyla görüşlerini kabul ettirebilmek, Pamuk'un çok büyük romancı olduğunu ispatlayabilmek için sonsuz bir gayret gösterirdi. O, bütün romanlarını okumuştu ve biz de sayesinde "okumadan" fikir sahibi olmuştuk. 
Neyse lafı daha fazla uzatmayayım yazarla tanışıklığım böyle başladı. "Hangi romanını okumalıyım?" düşüncesi kafamda dolanırken "Benim Adım Kırmızı" benim için ön plana çıktı. Bunda görsel sanatlara olan ilgimin de etkisi olduğu yadsınamaz tabii. Ne de olsa kitapta "minyatür" sanatından söz ediliyordu.

Kitabı uzun zaman önce okumuştum aslında; ama kitap kuzenimde olduğu için burada yer verememiştim. Bir süre önce elime ulaşınca tekrar okuyup sizlerle paylaşmak istedim. Daha önce yine bir Orhan Pamuk vardı "kitap pınarım"da. Pamuk'un ödül alırken yaptığı konuşmaları içeren: "Babamın Bavulu"

“Nakış ve sanatta hayal kırıklığına uğramak istemiyorsan eğer, sakın onu mesleğin olarak görme. Ne kadar hünerin ve yeteneğin olursa olsun parayı ve iktidarı başka yerlerde ara ki, hüner ve emeğinin karşılığını alamayınca sanata küsmeyesin.”

        * * * * *



“Bir büyük üstat Frenk nakkaşı ile başka büyük bir nakkaş ustası bir Frenk çayırında yürürler ve ustalık ve sanat üzerine konuşurlarmış. Karşılarına bir orman çıkmış. Daha usta olanı, ötekine şöyle demiş: ‘Yeni usullerle resmetmek öyle bir hüner gerektirir ki,’ demiş, ‘bu ormandaki ağaçlardan birini resmettin mi, resme bakan meraklı buraya gelip, isterse o ağacı diğerlerinden ayırt edip bulur.’”

        * * * * *

“Nakkaşlarımın hepsi, çıkarları yüzünden sevmek zorunda oldukları bir kişiyi, akıllılık edip daha insanca bir neden bulup samimiyetle sevmeyi becerebilecek kadar olgun kişilerdi.”

                   * * * * *

“Bir şehir ne kadar büyük ve renkliyse, suçunuzu ve günahınızı gizleyeceğiniz o kadar çok köşesi, ne kadar kalabalıksa, suçunuzla aralarına karışabileceğiniz o kadar insanı var demektir.”

                   * * * * *

“Zarif Efendi’yi öldürdüğünü söyleyince odada uzun bir sessizlik oldu. Beni de öldüreceğini düşündüm. Yüreğim hızlı hızlı attı uzun bir süre. Buraya beni öldürmek için mi gelmişti, yoksa itiraf etmek, korkutmak için mi? Kendi biliyor muydu ne istediğini? Yıllardır bütün hünerini, marifetlerini bildiğim bu harika nakkaşın kalbini hiç tanımadığımı anlayarak korktum.”

        * * * * *

“Yarım akıllıydı Enişte Efendi denen bu şaşkın. Bilgisinden çok özentisi, aklından çok hevesi olduğu için usta nakkaşlar ondan alaycılıkla, gülümseyerek söz ederlerdi.”

          * * * * *

“Bu dünyanın güzelliği ve sırrı ancak ona sevgiyle gösterilen dikkat, ilgi ve şefkatle çıkar ortaya.”

        * * * * *

Kitap Hakkında Kim Ne Demiş?
(İşaretli yerlere tıklayarak yazıların tamamını okuyabilirsiniz)

Dediğim gibi kitabı uzun zaman önce okumuştum. Araya giren yılların kitap hakkındaki düşüncelerimi pek de fazla değiştirmediğini fark ettim. Hatırlıyorum o zamanlar bir gazetenin kitap ekinde Orhan Pamuk'la bu kitap hakkında yapılan bir söyleşi okumuştum. Bugün gibi hatırlıyorum; çünkü kitapta minyatür sanatıyla ilgili çok fazla bilgi verildiğinden bunun da zaman zaman beni bunalttığından söz etmiştim arkadaşlara. Nitekim Orhan Pamuk da röportajında aynı şeyi vurgulamış, "Minyatür sanatı hakkında o kadar çok araştırma yaptım ki hepsini romanımda yansıtmak istedim." tarzında bir açıklama yapmıştı. 
Bugün baktığımda yine aynı şeyi söyleyebilirim; yalnız bu sefer - kitabı ikinci kez okumama rağmen - çok da sıkılmadım diyebilirim. Bunda geçen yılların da etkisi olsa gerek. Tarihe merakımın artması, farklı türde metinler okumuş olmam, branşımla ilgili yaptığım araştırma ve çalışmalar...

Bir kitapla ilgili olarak farklı görüşlere yer vermeyi seviyorum bu sayfalarda. Gözden kaçırdıklarımı yakalamak, yeni bakış açılarıyla karşılaşmak hoşuma gidiyor.

"Kitaplardan anlamayan adam"ın yazısını okumak isteyenler için: "Orhan Pamuk - Benim Adım Kırmızı"
"Ebediyen Edebiyat"ta Tankut Yıldız, kitapla ilgili fikirlerini dile getirirken ilginç bilgilere de yer vermiş. Yazıya gelen yorumlar da bir fikir edinmenizi sağlar belki: "Benim Adım Kırmızı - Orhan Pamuk" 
Bir başka yazı "kitaplık kedisi"nden: "Benim Adım Kırmızı - Orhan Pamuk"
Seçtiğim son yazı ise "Kayıp Rıhtım"dan Türker Beşe'ye ait. Çinli bir yazarın gözünden Orhan Pamuk: "Çinli yazar Yu Hua, Orhan Pamuk çok zeki ama büyük bir yazar değil"
                           ▬   ▬

Bu Haftaki Tercihleriniz

KAPLUMBAĞA TERBİYECİSİ (Emre CANER)

ÖMRÜMDEN UZUN İDEALLERİM VAR (Suna KIRAÇ)

Bu da benim öyküm

GÖR BENİ (Azra KOHEN)

GÖNÜL TELİNDEN (Mehmet ATAŞ)