4 Mayıs 2014 Pazar

DİVAN (Irvin YALOM)

Kararsızlık, ilişkiler, yanlış seçimler, iç çatışmalar... Psikoterapi seansları... Hasta-doktor ilişkisi... Yalanlar nerede bitiyor, gerçek nerede başlıyor? Tedavi kapısı nasıl aralanıyor? Hepsi ve daha fazlası psikiyatrist, psikoterapist, yazar ve eğitimci Irvin Yalom’un kaleminden...“Divan 

“Psikoterapist yetiştirmekle vaktinizi boşa harcamayın, asıl mesele psikoterapist olabilecek adamı seçmektir.”

                                               * * * * *

“Her hasta için yeni bir terapi icat edilmesini önerdim, her hastanın tamamen kendine özgü olduğu nosyonunu ciddiye almamız ve her biri için tamamen kendine özgü bir psikoterapi geliştirmemiz gerektiğini savundum.”

   * * * * *

“Kendinizle gurur duymak istiyorsanız, gurur duyabileceğiniz şeyler yapın.”


        * * * * *

“Beni sevdiğini söylüyorsun, oysa sevgi bir ilişkidir, sevmek karşındakini önemsemektir, karşındakini gelişimini ve durumunu önemsemektir.”


görsel: enkel dika
                                               * * * * *

“Biliyorum saçma görünüyor ama yine de şu anda bile, doğru olanı yaptığıma inanıyorum. Bazen kader bizi öyle durumlara düşürür ki, doğruyu yapmakla yanlış yapmış oluruz.”

                                               * * * * *

“ ‘Bana güvenin,’ dedi Carol. ‘Daha fazlasını bilmemeniz en iyisi. Bir şey bilmezseniz, yalan söylemek zorunda da kalmazsınız.’”

                                               * * * * *

“Kırk yılını yanlış adamla evli kalarak geçirdiğini benliğinin derinliklerinde hisseden dulun yaşayacağı ıstırabı düşünün. Sonuçta o, kocası için ya da sadece kocası için acı çekmeyecektir. Kendi hayatı için matemdedir.”

                                               * * * * *

“Paul’ün evinin duvarları kitaplarla kaplıydı ve sık sık onları gözden geçirir, büyük bir keyif içinde her biriyle dostluk tazelerdi. Ernest da hoşlanmazdı kitaplarını ödünç vermekten. En önemsiz bölümlerini bile elinde kalemle okur, kendisini etkileyen ya da düşünmeye sevk eden yerlerin altını çizerdi, belki de kendi yazılarında kullanmak için. Paul, ilginç şiirsel sözlerin ve imgelerin peşine düşerdi hırsla, Ernest ise fikirlerin.”

                                               * * * * *

“Bundan daha berbat bir şey olamaz diye düşündü, sahte iltifatlar karşısında minnet duymaktan daha berbat bir şey olamaz.”

                                               * * * * *

“Aslında çok komik, her zamanki şirretliğini sürdürerek bana yardımcı oluyor. Cıyak cıyak bağırıp telefonu suratıma kapatınca kendimi daha iyi hissettim. Ne zaman telefonda onun haykırışını duysam, evi terk etmekle ne kadar iyi yaptığımı daha iyi anlıyorum. Ne kadar salak olduğumu, o evlilikle hayatımın dokuz yılını heba ettiğimi her seferinde daha iyi anlıyorum.”

                                               * * * * *

“Ama yanlış seçimler hep böyle yapılır zaten – başka seçimin olmadığına kendini inandırarak.”

                                               * * * * *

“O sana öyle geliyor, çünkü olan biteni göremeyecek kadar yakından bakıyorsun. Oysa önemli olan, dışarıdan göründüğü gibi görebilmen.”

                                               * * * * *

“Belki başkalarını bu kadar çok yargılamasa, kendine karşı da bu kadar katı olmayacaktı Marshal. Yoksa tam tersine mi işliyordu hadise? Kendine karşı bu kadar katı olmasa, başkalarına da daha mı hoşgörülü olurdu acaba?”

                                               * * * * *

“Gördün mü, Carol? Satranç da hayat gibi: Oyun bitince bütün taşlar – piyonlar da, şahla vezir de – aynı kutuya koyuluyor.”

                                          ▬    ▬      ▬