1 Mayıs 2016 Pazar

FERRARİ'SİNİ SATAN BİLGE (Robin SHARMA)

Yayımlandığı yıllarda oldukça ses getiren bir kitap “Ferrarisini Satan Bilge”. O dönem çok popüler olduğundan mıdır yoksa bu tarz kitapları o sıralarda arka arkaya okumuş olduğumdan mıdır elimin bir türlü varmadığı kitaplardandı. En sonunda o da adını “okunanlar” listesine ekledi.

John: Kahramanımız Julian’la aynı okuldan mezun ve onunla çalışıyor; ancak Julian’a göre daha mütevazı bir yaşamı var.

Julian: 53 yaşında, başarılı zengin bir avukat. Hem de Harvard Hukuk Fakültesi Mezunu. Çalışması zor bir işkolik. Sahip olduklarına gelince: malikane, jet, tropikal adada bir yazlık ve... kırmızı bir Ferrari.

“Çoğu aklı başında insan evlerinde aileleriyle zaman geçirirken, biz, saatin iki kölesi, çelik ve camdan bir gökdelenin altmış dördüncü katında dünyayı elimizde tuttuğumuzu düşünerek, başarının aldatıcı görünümüyle körleşmiş halde canla başla çalışıyorduk.”


                                               * * * * *

Çalışkan ikiliden Julian’ın başına neler geldi de hayatı yön değiştirmeye başladı? Bu dönemde John ona yardımcı olabilecek miydi? Peki ya Julian tek başına tüm bu olanların üstesinden gelebilecek miydi yoksa ona yardımcı olabilecek yeni insanlarla mı karşılaşacaktı?

“Onu hastanede görmeme bile izin vermedi. Her uğradığımda hemşireye, uyuduğu için rahatsız edilmemesi talimatı verilmiş oluyordu. Telefonlarıma yanıt vermeyi bile reddetti. Belki ona unutmak istediği yaşamını hatırlatıyordum. Kim bilir?”

                                               * * * * *

“Hızlı yaşantı ve bitmeyen istekler onu yıpratmış ve hızla tüketmişti. Vücudunun çökmüş, zekâsının pırıltısını yitirmiş olduğunu itiraf etti. Geçirdiği kalp krizi daha derinde yatan sorunun yalnızca bir belirtisiydi.”

                                               * * * * *

“Hiçbiri konuşmuyordu, bu yerin dinginliğine saygı göstererek sessizce görevlerini yapmayı seçmişlerdi.”


                                               * * * * *

Büyük hayalperestlerin düşleri asla gerçekleşmez, onlar her zaman daha fazlasını ister. (Alfred Lord Whitehead)”

                                               * * * * *

“Sadeliğin gücünü asla küçümseme.”

                                               * * * * *

“Bahçe, fener kulesi, sumo güreşçisi, pembe kuşak, kronometre, güller, elmaslarla kaplı dolambaçlı patika, aydınlanmış bir yaşam için gerekli yedi ebedi erdemdir.”

Yukarıda sayılan erdemlerin sembolize edildiği sumo güreşçisinin hikâyesini kitapta bulabilirsiniz. Bu arada sayıların kullanımı da dikkat çekici. “7 ebedi erdem”, Julian’ın “7 gün” ıssız yerlerde yaşaması, “7 ay” sonra aydınlanmaya kavuşması…


                                               * * * * *

“Carl Jung bir keresinde ‘Görüşünüz yalnızca kalpten bakabildiğinizde berraklaşır. Dışarı bakanlar düş kurar, içe bakanlar uyanış yaşar.’ demiş.”

                                               * * * * *

“Doğaldır ki çoğu bahçıvan bahçesini gururlu askerler gibi korur ve çiçeklerine hiçbir zararlı maddenin bulaşmasına izin vermez. Şimdi bir de çoğu kimsenin kendi verimli bahçeleri olan zihinlerine her gün soktukları zehirli atıklara bak; endişeler ve kaygılar, geçmişle barışık olmamak; geleceğe karamsar bakmak ve kendi iç dünyalarında yıkıma yol açan kendi yarattıkları korkular.”

                                               * * * * *

“Her gün, çoğu olumsuz olmak üzere aynı şeyleri düşünen insanlar kötü zihinsel alışkanlıklara kapılırlar. Yaşamlarındaki onca iyi şeye odaklanmak ve bunları daha da iyileştirmeye çalışmak yerine, geçmişlerinin tutsağı olmuşlardır.”

                                               * * * * *

“Hava durumunu, trafiği ya da çevremizdekilerin duygularını kontrol edemeyebiliriz. Ama bu olaylar karşısındaki tavrımızı kesinlikle kontrol edebiliriz.”

                                               * * * * *

“Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye bir şey de yoktur, yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır.”

                                               * * * * *

“Zihnin, gerçekte vücudundaki kaslardan farklı olmadığını hatırlamalısın. Kullan ya da kaybet.”

                                               * * * * *

“Gerçekten samimi olmak gerekirse Julian, çoğu gün yargının altından çıkmak istemiyorum. Bu trafikle, sinirli müvekkillerle, hırslı rakiplerle ve aralıksız negatif etkilerle mücadele etmekten çok daha iyi görünüyor. Bütün bunlar beni çok yoruyor.”

                                               * * * * *

“Çoğumuz gereksiz ve sonsuz kaygılarla tükeniriz. Bu doğal canlılığımızı ve enerjimizi alıp götürür.”

                                               * * * * *

“Öğrendim ki doğanın görkemli yasaları altında zihin belirli bir anda yalnızca bir düşünceyi barındırabilir.”

                                               * * * * *

“Kaygı verici bir düşünce, bir embriyo gibidir; oluştuğunda küçüktür, ama büyür ve daha çok büyür. Kısa süre sonra kendi kontrolünü eline alır.”

                                               * * * * *

“İnsanların verdikleri kararlara bağlı kalamamalarının esas nedeni eski alışkanlıklarına geri dönmenin çok kolay olmasıdır.”

                                               * * * * *

“Alışkanlık edinme yirmi bir günde gerçekleşir; bu Yeni bir nöron bağlantısının kurulması için geçen süredir.”

                                               * * * * *

“Bu evrende kaos yoktur. Başına gelen ve gelecek olan her şeyin bir amacı vardır.”

                                               * * * * *

“Daha önceki alışkanlığım olan başkalarını değiştirmeye uğraşmak yerine kendimi geliştirmek için çaba göstermeyi kafama koydum.”

                                               * * * * *

“Bunu sana ilk söyleyen kişi ben olayım John, yaşamını sihirli bir şekilde değiştirecek tek bir strateji yok. Kalıcı ve derin bir değişim sana anlattığım birçok yöntemin devamlı uygulanmasıyla elde edilebilir.”

                                               * * * * *

“Bir öğünü kaçırabilirlerdi ama günlük egzersizlerini asla kaçırmazlardı.”

                                               * * * * *

“Bak, bilgeler uçta olan insanlar değiller. Tüm bilgelikleri ölçülü bir yaşam sürmek ve aşırılıklardan kaçınmaya dayanır.”



“Kırmızı Ferrari”nin belki de bu bilgelerle bir ilgisi vardır? Nasıl mı? Bilgelerin giydiği elbiselerin rengi de kırmızı. Tıpkı Ferrari gibi. Ancak bilgeler “Doğu”yu, kadim kültürleri, yavaşlığı, sükûneti temsil ederken Ferrari de “Batı”yı, modern kültürü, hızı, gürültüyü temsil ediyor sanki. Kitapta “otomobilin yırtıcı bir kükremeyle sıçradığı”nı da hesaba katarsak…


                                               * * * * *

“Okumanın gücünü ve akıllı kişinin en iyi dostunun kitap olduğu prensibini Sivana’da öğrendim.”

                                               * * * * *

“Yarını iyileştirmenin tek yolu bugün neyi yanlış yaptığını bilmektir.”

                                               * * * * *

“Hata yapmanın eleştirilecek bir tarafı yok. Hatalar yaşamın bir parçasıdır ve gelişme için gereklidir.”

                                               * * * * *

“Yeni bir alışkanlık kazanmaya çalıştığında hep bir parça sıkıntı yaşayabilirsin. Bu yeni bir çift ayakkabı ayağına alışana dek hissettiğin rahatsızlığa benzer.”

                                               * * * * *

“Mantra pozitif bir etki yaratmak amacıyla birbirine eklenmiş kelimelerin oluşturduğu bir diziden başka bir şey değil. Sanskritçe’de ‘man’ ‘zihin’ ve ‘tra’ ‘özgürleştirici’ anlamına gelir. Dolayısıyla mantra zihni özgürleştirmek için kullanılan bir cümledir.”

                                               * * * * *

“Çünkü alışkanlıkların seni kaderine yöneltir. Belki de Yogi Raman, ‘Bir düşünce ekersin, bir eylem biçersin. Bir eylem ekersin, alışkanlık biçersin. Bir alışkanlık ekersin, karakter biçersin. Bir karakter ekersin, kaderini biçersin.’ derken bunu en iyi şekilde formüle etmişti.”

                                               * * * * *

“Sadece önceliklerine, gerçekten anlamlı olan eylemlere odaklan.”

                                               * * * * *

“Doğu’nun öğretmenleri yüz kere ıskalamadan nişan tahtasındaki hedefe isabet ettirilemeyeceğini söylerler.”

                                               * * * * *

“Artık Yogi Raman’ın mistik öyküsünün, Julian’a aydınlanmış yaşamın kadim felsefesinin ilkelerini öğretmek ve aynı zamanda bunları unutmamasını sağlamak için tasarlanmış bir dizi hatırlatıcı simgeden ibaret olduğunu anlamıştım.”

John bunu bir gecede anladı(Julian aylar boyunca yaşadıklarını ve öğrendiklerini bir gecede arkadaşına aktarıyor.)Bense kitabın Julian’ın yaşadığı zorlu süreci gözler önüne sermesini tercih ederdim. (Marlo Morgan’ın “Bir Çift Yürek” kitabında olduğu gibi).
Ama kitabın yazarı Robin Sharma’nın yaşam öyküsünü okuduğumda bu bir gecelik eğitimi yadırgamadım. Ne de olsa Sharma hukuk eğitimi görmüş, liderlik, performans ve kişisel gelişim konularında uzman bir kişi. “Sharma Uluslararası Liderlik” şirketinin yöneticisi. Okuyucuları arasında ünlü sanatçılar, kraliyet aileleri, spor ve pop yıldızları da bulunan Sharma’nın kitapları büyük firmalara eğitim amaçlı da öneriliyor. Durum böyle olunca kitabın da öğretici tarzda olması doğal. Çünkü bu açıdan bakıldığında özellikle firma çalışanlarının rahatlıkla kısa sürede okuyabileceği; geri dönüşlerle ve notlarla önemli yerlerin altının çizildiği derli toplu bir kitap olması gerekir.

                                               * * * * *

“Zamanını önceliklerine odaklama disiplinini kazan. Yaşamındaki en anlamlı şeyler asla en az anlamlı olanlara feda edilmemeli.”


                                               * * * * *

“Umarım benim önceki hatalarımdan ders alırsın. Bazı insanlar başkalarının hatalarından da bir şeyler öğrenirler. Onlar akıllı kişilerdir. Birçoklarıysa gerçek derslerin yalnızca kişisel deneyimlerden elde edileceğine inanır. Böyleleri kendi yaşamlarının seyri içinde gereksiz acı ve ıstırap çekerler.”

                                               * * * * *

“Süratli ve çılgın bir yaşam doğaya uygun değildir.”

                                               * * * * *
“Hindistan’da eski bir deyiş vardır: ‘Bizler spiritüel bir deneyim yaşayan insanlar değiliz. Biz insani deneyim yaşayan spritüel varlıklarız.’”

                                               * * * * *

“Bu yogiler, geçmişin köprünün altından akan sular gibi geçip gittiğini ve geleceğin ise hayal gücünün ufkundaki uzak bir güneş olduğunu biliyordu. En önemli an, şu andır.”

                                               * * * * *

“Günümün büyük bölümünü, değiştirmek için gücümün olmadığı geçmişteki olaylara üzülerek veya gelecekte belki de hiç olmayacak şeylere kaygılanarak geçiriyormuşum.”

                                           ▬    ▬      ▬