7 Nisan 2014 Pazartesi

IŞIK TEMSİLCİLERİ (James F. TWYMAN)

Mucizelere inanır mısınız? Belki de hayatın kendisi zaten bir mucizedir! Bir noktadan başlayıp büyüyen, gelişen... 
Günlük yaşamın koşuşturmasında içinden geçip gittiğimiz muhteşem bir dünya... 
James F. Twyman’dan inanılmaz bir hikaye... “Işık Temsilcileri
Her birimizin ışığının farklı, kaynağının aynı olduğunu unutmamak adına...


“Ben mucizelere inanırım. Belki bu yüzden bu serüven gelip beni buldu.

               * * * * *

“Ancak aylar sonra geriye dönüp baktığımda, görünüşte birbiriyle bağlantısız kaç olayın sonuçta beni Bosna’ya getirmiş olduğunu fark etmiştim. Bu tür olayları, meydana geldikleri sırada asla fark etmeyiz.”

                                               * * * * *

“Şansını denemezsen neler olacağını da asla bilemezsin.”

                                               * * * * *

“Sende özel olan hiçbir şey yok. Belki de nedeni budur. Senin seçilmenin nedeni özel olman değil, bu işi yapmak için gereken şeye sahip olmandır.”

                                               * * * * *

“Bedenin ruhla birleştiği inancı bile tamamen doğru değildir. Senin nasıl giydiğin gömlekle nihai olarak bir ilgin yoksa, ruhun da bedenle nihai olarak bir ilgisi yoktu. ‘Ben bu gömleğim ve bu gömlek de ben’ demek akla uygun olur mu? Elbette ki hayır. Sen tıpkı bu gömleği kullandığın gibi, bedeni de öyle kullanırsın. Gömlekle işin bittiğinde ise onu bir kenara bırakırsın.”

                                               * * * * *

“Yargıyı bırakmak demek, düşüncelerini bir kenara bırakarak hislerine güvenmek demektir. Onlar Tanrısal Işığı tutuşturan dinamitlerdir. Zihnin berrakken onlar illüzyonu ve aldanışı delip geçerek yaradılışın gerçeğine ulaşan bir lazer ışını haline gelirler.”

                                               * * * * *

“Işık ve karanlık gerçekten perspektif meseleleridir. Örneğin, çoğu baykuş türü gündüzleri değil geceleri daha berrak bir biçimde görür. Onların görüş gücü böyledir.”


                                               * * * * *

“Biz sahnedeyken bir karakter diğerinden daha fazla söze sahip olabilir, ama oyun bittiğinde hepimiz kulise dönüp makyajımızı çıkarırız. Biz hepimiz dünya sahnesinde oyuncularız sadece.”

                                               * * * * *

“İki insan aynı dünyayı görmez. Senin dünyayı algılayışın benimkinden çok farklıdır. Biz aynı fiziksel dünyayı bile görmeyiz.”

                                               * * * * *

“Kendimi nehirden aşağı yumuşak bir biçimde sürüklenen bir teknedeymişim gibi hissediyordum. O sırada dönemeçte tehlikeli bir ivinti yeri olduğunu bilemezdim.”

                                               * * * * *

“Sen ancak görmene izin verdiğin şeyi görebilirsin. Medjugorje’deki çocuklar inanmadıkları birinin verdiği mesajı işitemezlerdi. O tepede Kutsal Meryem yerine Tanrı Krişna’nın bir görüntüsünün belirdiğini düşün. Çocukların görecekleri tek şey bir tepenin üzerindeki mor renkli bir adam olurdu. Ama, aynı vizyonu Hindistan’da altı Hindu çocuğa gösterdiğinde onların tepkileri tamamen farklı olacaktır. Bu durumda aynı vahiy, farklı bir haberci tarafında verilmiş olur.”

                                               * * * * *

“Aşk, aynı zamanda, bir insanın yanında sadece senin istediğin şekilde değil, onun sana ihtiyaç duyduğu şekilde de bulunmayı içeriyor.”
                                          ▬    ▬      ▬