“Bir varmış, bir yokmuş…” diye başlar genelde masallar; devler, cinler, perilerdir sıklıkla kahramanları; çocuklara anlatılır çoklukla gelişsin diye hayal güçleri, öğrensinler diye iyiyi, güzeli. Peki ya büyüklere anlatılan masallar? Masallar uyutmak için anlatılır ya bazen… Biz de “Beni uyutma, kandırma” anlamında kullanırız bu sözü, “Bana masal anlatma!” Ama şimdiki masalımız öyle mi ya! İnsanın okudukça okuyası geliyor; merakla, ilgiyle, acaba ne olacak diye. Eee, kolay mı sultan olmak, tüm dünyaya hükmetmek, güçlü bir fil olmak? Kolay mı fillerle karıncalar arasında haberleşmeyi sağlamak fillerin sağ kolu olmak, hüdhüdlerin başı ulukepez olmak? Kolay mı fillerin emrinde çalışmak, onlara kocaman bir saray yapmak, fil olabilmek yolunda çaba harcamak, karınca olmak? Sözü artık ustaya bırakmak lazım. “Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca”nın hikâyesini Yaşar Kemal’den okumak, okurken de düşünmek lazım.