23 Ekim 2014 Perşembe

EDEBİYAT MUTLULUKTUR (Zülfü LİVANELİ)

Ne okumalı? Deneme, Çeviri, Anılar...
Roman Kaç Sayfa Olmalı?
Edebiyat ve Oyun, Edebiyat ve Diğer Sanat Dalları...
Zülfü Livaneli’den sanat, edebiyat, kitap üzerine denemeler.
Edebiyat Mutluluktur



görsel:  mihai criste
“Edebiyat çok geniş bir kavram. İçine Sadi’nin, Hafız’ın, Shakespeare’in şiiri de girer, Homeros’un destanları, Binbir Gece Masalları, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’si de. Tiyatro oyunları, eskilerin ‘tecrübe-i kalemiye’ dedikleri denemeler, düzyazı şiirler, hepsi o geniş edebiyat kavramının içinde.”


                            * * * * *

“Roman sanatının doruğa yükseldiği 19. yüzyılda, değerli edebiyat eserleri büyük halk kitleleri tarafından bugünün televizyon dizileri gibi izlenirdi. Charles Dickens’ın fasiküller halinde yayımlanan romanları merakla, heyecanla beklenir, çıktığı anda kapışılırdı. Sevilen bir roman kahramanının ölümü halinde yüz binlerce kişinin gözyaşlarına boğulduğu anlatılır.”

                                               * * * * *

“Unutmayalım ki edebiyat, ilginç gösteriler yapma, okyanus balıklarından karıncaların hayatına kadar romanın ilerlemesine yardım etmeyen ve temasıyla ilgisiz bir sürü internet bilgisi boca etme değil, insanı anlatma sanatıdır. Bunun da temeli psikolojidir. Gılgamış’tan, Homeros’tan bu yana değişmeyen bir gerçektir bu.”

                                               * * * * *

görsel: catrin welz stein
“Türkiyede de epeyce bir süredir, yayınevlerinde sadece ticari bir kuruluş olarak hareket etme eğilimi yükseliyor. Ama durum hâlâ o kadar kötü değil. Edebiyat seven editörler ve yöneticiler sayesinde yayınevleri direniyor ve deyim yerindeyse ‘insani bir yayıncılık’ çizgisini sürdürmeye çalışıyorlar.”


                                               * * * * *

“Ama ne yazık ki artık ne dünya eski dünyaya ne de yazarlar eski yazarlara benziyor.”

                                               * * * * *

“İnsan her türlü yaratıcı yeniliğe, hatta delilik sayılacak yapıtlara imza atabilir ama bunun için klasik dönemlerden geçmiş olması gerekir.”

                                               * * * * *

“Genç arkadaşları, yazar adaylarını ve okurları uyarmak isterim. Modaların peşine takılmak, yükselen dalgaları takip etmek umut verici görünebilir. Ama bunlar yanıltıcıdır, geçicidir. Unutmayın; çağın hakkını vermek, çağınıza uyum sağlamakla değil, ona direnmekle mümkün olabilir.”

görsel: gennady privedentsev

                                               * * * * *

“Prag’da her yıl önemli bir edebiyat festivali yapılır. Konuşmaların, okumaların sadece kapalı salonlarda kalmadığı, okurların caddelerde yazarlardan imza toplayıp koleksiyon yaptıkları bu festivale yakışan bir kültür şehridir Prag.”

                                               * * * * *

“Toplum sorunlarıyla uğraşan yönlendirilmiş ideolojik edebiyata duyulan tepki, bu sefer de tam tersi bir tutumla, toplum sorunlarına ve hayatın gerçekliğine hiç ilgi duymamaya dönüştü.”

                                               * * * * *

“Bertolt Brecht’in eserlerini besteleyen ünlü Alman besteci Hans Eisler şöyle diyordu: ‘Sadece müzikten anlayan, müzikten hiçbir şey anlamaz.’”


                                               * * * * *

“Sanatta değişik disiplinler arasında çalışmak zordur. Çünkü hepsinin kendine özgü ayrı kuralları vardır, ama galiba en zoru roman-sinema ilişkisi.”

                                               * * * * *

“Roman uyarlamalarında, film ekibini tedirgin eden bir gerçek var: Filmi çoğunlukla romanı okuyan insanların izleyecek olmaları. Aslında o film her okurun kafasında daha önce birer kez filme çekilmiş oluyor.”

                                               * * * * *

“Bizde hiçbir zaman yeteri kadar değer verilmediğini düşündüğüm ‘deneme’ türü, edebiyatla felsefe arasında ilginç bir noktada durur.”

                                               * * * * *

“Yıllar önce okuduğum bir yazıda, şimdi adını hatırlamadığım bir yazar İngilizcedeki ‘bull’ kelimesiyle İspanyolcadaki ‘toro’ kelimesini karşılaştırıyor ve ikisi de ‘boğa’ anlamına gelen bu kelimelerin, iki dildeki farklı anlamına vurgu yapıyordu. ‘İspanyolcada toro aşkı, ihtirası, kanı, ölümü, kaderi çağrıştırır; İngilizcedeki bull ise çayırlarda otlayan sakin bir hayvanı’ diyordu.”

                                               * * * * *

“ ‘Halk böyle istiyor!’ klişesine gelince: Evet, halk böyle istiyor; ama benim de daha düzeyli, zevki daha gelişmiş, Karacaoğlan’ları, Pir Sultan’ları, güzelim türküleri hatırlayan bir halk istemeye ve bu yolda çalışmaya hakkım var.”

                                               * * * * *

“Köroğlu’nun Kırat’ı ise büyülüdür. Sahibi ölünce dağlara gider ve kaybolur.
Elia Kazan’ın Viva Zapata filminin sonunda da Emiliano Zapata’nın atı dağlara gidip kaybolur. Filmin senaryosunu John Steinbeck yazmıştır ama finali bulan Kazan’dır. Usta yönetmen, bu finali nereden bulduğunu soran arkadaşı Yaşar Kemal’e, ‘Elbette Köroğlu’nun Kıratı’ndan!’ cevabını vermişti.”

                                               * * * * *

“Bugünkü sıkıntılarımızın temelinde kimliğimizi, kişiliğimizi yitirmenin, bizi biz yapan değerleri dışlayıp taklit değerlerin peşine takılmanın, kısacası bir kültür krizinin yattığına inanıyorum.”

                                               * * * * *

“Roman, başta planladığınızdan başka bir şekilde gelişmeye başlar. Bernanos diye bir yazar vardı. ‘İyiler’ adında bir roman yazmak istemişti. Daha yazmadan adını bile koymuştu ama bittikten sonra baktı ki içinde tek bir iyi insan yok.”

                                          ▬    ▬      ▬