2 Nisan 2017 Pazar

OKUMA ZEKASI (Selahattin YAYLAMAZ)

Özellikle son yıllarda sıkça duyar olduk. “bedensel zekâ, görsel zekâ, işitsel zekâ…”. Buna bağlı olarak bir öğrencinin zekâ türüne göre eğitim almasının önemi ve gerekliliği de eğitim camiasında oldukça sık konuşuluyor, tartışılıyor. 
Tüm bu çalışmaların yanı sıra kitabın yazarı “SelahattinYaylamaz” ve ekibi yeni bir zekâ türünü daha keşfetmişler: Okuma Zekâsı (Reading Intelligence Quotient – RIQ)
Ülkemizde hâlâ pek çok kişinin “Ne olcak oolum, okuyup ta adam mı olcan?” ya da “Ders çalışmak varken kitap mı okunurmuş?” nidalarına inat kitap okuyorsanız  “okuma zekâ”nızı bilmem ama “okuma sevgi”nizin yoğun olduğunu söyleyebilirim.
Peki, “okuma zekâsı” nedir, okuma alışkanlığı nasıl kazanılır ya da kazandırılır gelin hep birlikte bakalım.



Kitap ilk etapta ismiyle ilgimi çekti: “Okuma Zekâsı”.
“İçindekiler” bölümüne baktığımda yazıların altı başlık etrafında toplandığını gördüm. “Okuma Zekâsı Nedir?”, “Okuma Zekâsının Yaşama Etkileri”, “Türkiye’nin Okuma Zekâsı”, “Çözüm Önerileri”, “Okuma Zekânızı 4 Adımda Geliştirin”, “Okuma Zekâsını Geliştirenler”
Araştırma ve incelemelerin yapıldığı; eğitim, bilim gibi konuların ele alındığı bu tarz kitaplarda konuların başlıklar altında ele alınmasını seviyorum. Böylelikle hem kitap daha rahat okunuyor hem de daha sonra gerekli olduğunda istediğiniz konuya rahatça ulaşabiliyorsunuz. Örnekler de bizden olunca bilgiler daha somut ve okunur hale geliyor.

Kitap, okuma ve okuma zekâsı üzerine genel bilgi ve konu hakkındaki görüşlerle başlıyor.

“Türk eğitim sisteminde kazandırılması gereken en önemli alışkanlık okuma alışkanlığı olması gerekirken ne yazık ki okullu eğitim bu konuda başarılı olamamaktadır. Okuma eylemi okuru önce anlamaya, öğrenmeye, yeri geldiğinde de anladıklarını sözle ve yazıyla anlatmaya, paylaşmaya yöneltmesi gerekirken bu konuda beceri ve alışkanlığa dönüşen bir eğitimin verilemediği görülmektedir. (Önsöz – Prof. Dr. Mukim SAĞIR)”

                                               * * * * *

“Kitapta, akademik dil yerine tüm toplum kesimlerinin anlayabileceği ortalama bir dil kullanmaya özen gösterdik. Üzerinde durulan konuların daha yakından anlaşılması için uygulamalarımızdan ve hatıralarımızdan söz ettik. (Giriş – Selahattin Yaylamaz, İstanbul, 2012)”

                                               * * * * *

Giriş ve önsöz bölümlerinden sonra “Okuma Zekâsı Nedir?” adlı bölümle “okuma serüveni”ne adım atıyoruz. “Okuma serüveni” ifadesini özellikle seçtim; çünkü kitabı okurken öyle hissetim. Hemen her sayfada yeni bilgiler, ilginç anekdotlar, sözler, anılar ve istatistiki bilgiler okuru hoş bir atmosfere sürüklüyor.

Okuma Zekâsı, düzenli ve planlı okuma eylemi ile sözcük dağarcığının genişlemesi; bunun doğal sonucu olarak da insan beyninin daha aktif ve verimli bir şekilde kullanılması; muhakeme, uyum, öğrenme ve yaratıcılık becerilerinin gelişmesidir.”



                                               * * * * *

“Her insan sahip olduğu zekâlarla birlikte farklı bir öğrenme, problem çözme ve iletişim kurma yöntemine sahiptir.”

                                               * * * * *

“Yapılan çalışmalar sonucunda bilim adamları şu ortak genellemeye ulaşmışlardır: Kalıtım belli davranış ve zekâ özelliklerinin alt ve üst sınırını belirler. Bu sınırlar içerisinde davranışın ve zekânın gerçekte ne olacağını ise çevre koşulları belirler. Bu anlamda davranışın ve zekânın son biçimini kalıtımla çevre arasındaki sürekli etkileşim belirlemektedir.”

                                               * * * * *

“Okuma yoluyla beyni geliştirmek Okuma Zekâmızı artıracaktır. Okuma Zekâmız arttıkça beyindeki aktif nöron sayısı da artacağı için otomatik olarak tüm zekâ alanları gelişecektir. Herhangi bir zeka alanının gelişmesi için daha çok aktif nörona ihtiyaç vardır. Aktif nöron sayısını artırmanın en hızlı, en kestirme yolu da şüphesiz kitap okumaktır.”

Tıpkı kaslarımızı geliştirmek için spor yapmaya benziyor. Vücudumuzu geliştirmek için “spor yapmak” ne kadar önemliyse zekâ alanlarını geliştirmek için de “okumak” o derece önemli. Tabii ki gelişimin en önemli şartı “düzenli egzersiz”.

                                               * * * * *

“Şu konu da göz ardı edilmemelidir ki; son bir yıl ya da son bir ay içinde okunan kitapların zihin için taze katkısı ile çok eskiden okunan kitapların katkısı aynı olamaz. Yıllar önce çok okumuş, son birkaç yıldır okumayan birisinin Okuma Zekâsı düzeyi hesaplamada aynı olsa da gerçek anlamda öyle değildir. Çünkü ileride bahsi geçecek olan zihinsel paslanma söz konusu olmaktadır.”

                                               * * * * *

“Eskiden çok kitap okuyan bir insanın o sıralarda okuma zekâsı örneğin ileri düzey ise sonradan okumayı bıraktığında aktif nöronlar pasif hale gelebilecektir. Eskiden okuduğu zaman yanan ampuller, okumadığı zaman sönecektir. Önceden ileri düzeyde olan okuma zekâsı, sonradan alt düzey okuma zekâsına gerileyebilir.”


                                               * * * * *


                                               * * * * *

Okuma zekâsı; bedensel-kinestetik zekâmızın gelişmesine direkt olarak katkı yapmaz ama okuduğumuz sağlık kitapları sayesinde sağlıkla ilgili farkındalık düzeyimiz gelişir ve bu dolaylı bir katkı sağlar. Sağlık farkındalığı gelişen bir birey spor yapmak istediğinde, bedensel-kinestetik zekâsı artacaktır.”

                                               * * * * *

“Beyninin sağ ve sol loblarını kullanan insanlar analitik düşünme becerisine sahiptir. Sentez ve anlamlandırma işlemini beyninde çok hızlı yapabilirler. Seri ve yaratıcı düşünme becerileri son derece gelişmiştir. Okunan metni ya da dinlenen bir konuşmayı kavrama ve yorum yapma konusunda inanılmaz derecede başarılıdırlar.”

                                                * * * * *

Okumak ile okumamak arasındaki fark, gece araçla yola çıkıp da farı açmak ile açmamak arasındaki fark gibidir.

Kitabın devamında tabir-i caizse farları açmak ile açmamak arasındaki farktan bahsedilmiş. Neden kitap okumalıyız, kitap okumak insana ne kazandırır, bakış açımızın gelişmesine nasıl katkıda bulunur gibi soruların cevaplarını bu bölümlerde bulabiliyoruz.
Okumayı seven, çocuk yetiştiren, eğitim camiasında yer alan kişilerin okuması gereken bir başucu kitabı olduğunu düşünüyorum.

                                               * * * * *

“Eğitim fakültesi Türkçe bölümünde ders okuturken, final sorusu olarak sadece iki soru sormuştum.
1) Piaget’e göre çocukta bilişsel yapı kaç evrede gerçekleşir? Açıklayarak yazınız.
2) Sizin bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?
Birinci sorunun cevabını herkes biliyordu çünkü ezberlemiş olmalılar. İkinci soruya şiddetli itirazlar geldi. Gerekçe şu: Hocam biz bunu görmedik kii… ☺”

                                               * * * * *



                                               * * * * *

“Analiz boyutta düşünen insanlar genellikle sığ düşünce yapısına sahiptirler. Az sayıda bildikleri kelime sayısından dolayı derin ve geniş çaplı düşünemezler. Haliyle de yaşam sorunlarını çözmekte çok güçlük çekerler çünkü sorun çözmenin zaten kendisi otomatik olarak sentez yapmak demektir.
Analiz bakış: Sokaklarda gezmek.
Sentez bakış: Yüksek dağlardan aşağıları izlemek.
Analitik bakış: Gezegenlerden dünyayı teleskopla izlemek.”

                                               * * * * *

“Okumak daha çok zihinsel nitelik kazandırır. Zihinsel nitelik tüm özelliklerimizi elbette geliştirir. Ancak bir insan okuduğu halde duygusal körlükten, niteliksiz meraktan ve ruhsal tekâmülsüzlükten kurtulamayabilir.”

                                               * * * * *



                                               * * * * *

“Fransızların ve İngilizlerin %21’i, Amerikalılar ve Japonların %14’ü sürekli kitap okurken biz bu istatistikte Madagaskar’ı bile geride bırakarak, %0,01 oranında sürekli kitap okuyoruz. Yani ülkemizde 10.000 kişide sadece bir kişi sürekli kitap okuyor.”

                                               * * * * *

“Kitap Avrupalıların ihtiyaç listesinde 7. Sırada yer alırken bizde maalesef 235. sırada yer alıyor. Bu, listemizde kitaba yer yoktur anlamına geliyor.”

                                               * * * * *



                                               * * * * *



                                               * * * * *

Bir devlet üniversitemizde görev yapan bir eğitim profesörü anlatıyor: ‘Hafta sonu bir kitabevinde kitaplara bakıyormuş. Bir kitap çok dikkatini çekmiş olmalı ki beni görünce elindeki kitapla yanıma geldi ve bakın ne dedi. “Ay Hocam inanmıyorum bakar mısınız, Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış.”’☺”



                                               * * * * *

“Eğitim dünyası artık insanlara bir şeyler öğretmenin mümkün olmadığını, herkesin kendisinin istediği takdirde öğrendiğini keşfetmiştir. Üstelik kişinin kendi öğrendiği daha kalıcı ve daha işlevseldir. Yeni öğretim programlarındaki ‘Yapılandırmacı Yaklaşım Modeli’ tam da bu gerçeği izah etmektedir.”

                                               * * * * *


                                               * * * * *

“Ufku genişleyen insan mütevazı ve alçakgönüllü olur. Ufku genişleyen insanın durumunu Blair Edmund bakın ne kadar güzel ifade ediyor: ‘Her şeyi bilme şeklindeki bu kendini beğenmiş küstahlığın temeli, hiçbir zaman hiçbir şeyi anlamamış olmaktan başka bir şey değildir. Bir kerecik de olsa tek bir şeyi tam olarak anlama deneyimi olan ve bilginin nasıl elde edildiğini gerçekten duyumsamış olan bir kimse, kendisinin hiç anlamadığını ve sonsuz sayıda başka hakikatlerinde var olduğunu fark eder.’

                                               * * * * *

“Özellikle okul öncesi dönem hatta 10 yaşına kadar olan dönem bilinçaltı kayıtlarının gerçekleştiği, kişiliğin şekillendiği dönemdir. Çocuklarınızın bilinçaltına ne kaydederseniz ileride onu seyredersiniz.”

                                               * * * * *

“Okyanus için yaratıldığımız halde akvaryumda yaşıyoruz. Bu da çeşitli sorunları beraberinde getiriyor. Akvaryumda yaşayan insan mutsuz olur çünkü kendini tanıyamaz ve yeteneklerini sergileyemez. Bizi akvaryuma koyan kendimizdir, çıkaracak olan da yine biziz.”

                                               * * * * *

“Okuma alışkanlığı olan bir insan varsın okuma türlerini genişletsin, değiştirsin, geliştirsin. Yeter ki okuma alışkanlığı olsun.”

                                               * * * * *

“Farklı kitap okurken bazen insan, ‘Vay be, ben bu olaya hiç böyle bakmamıştım.’ der, farklı bakış açılarıyla tanışır, okuduğunuz kitaplar farklı zekâ türlerine sahip yazarlar tarafından kaleme alındığı için siz de bu kitapları okuyarak dünyaya farklı zekâların yardımıyla bakmaya başlarsınız. Farklı zekâların algılama şekillerini öğrenirsiniz. Bu da anlama, yorumlama zenginliğinizi artırır.”

                                               * * * * *

“Ben bu işi profesyonel yapan birisi olarak size kaliteli kitaplar listesi yapabilirim. Kimi zaman bunu kursiyerlerime yaptım da. Ancak yararı olmuyor. Çünkü benim kaliteli ve yararlı dediğim eser sana zevk vermiyor olabiliyor. Nasıl ki bir lokantaya gittiğinde yiyeceğin yemeği lokantacı değil de sen seçiyorsun, kitap konusunda da seçici sen olmalısın. İlk başta seçtiğin kitaplardan hoşlanmayabilirsin, kitap seçiminde hatalar yapabilirsin fakat sonradan doğru kitabı seçmeye başlayabileceksin.”

                                               * * * * *

“Kimi yazarlar, ‘Otobüste okumayın.’ diyor. Hâlbuki okumanın kuralı olmaz. Okuma mekânı herkese göre değişir. Nerede ve nasıl okumak istiyorsanız öyle okumalısınız. İster yatarak okuyun ister amuda kalkarak ister masada ister uzanarak okuyun. Yeter ki okuyun.”
                                               * * * * *


                                       ▬    ▬      ▬