8 Haziran 2014 Pazar

BİR ÇİFT YÜREK (Marlo MORGAN)

Avustralya, Aborijinler; Marlo Morgan’dan ilginç bir deneyim... Teknolojinin sustuğu, zihinlerin buluştuğu nokta. “Bir Çift Yürek
Yaşamının örümcek ağını ören insanın kendi değildir; o, bu ağda sadece bir teldir.
Bu ağa yaptığı her katkıyı, aslında kendi kendine yapmıştır. (Kızılderili Reisi Seattle)

                                               * * * * *

Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra… ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız. (Cree Kızılderililerinin kehaneti)




                                               * * * * *

“Bu kitap yaşanmış bir deneyimin meyvesidir ve olaylardan hemen sonra yazılmıştır.”

                                               * * * * *

“Kadının yüzündeki anlatım, bu eyleminde kötülük olmadığını yansıtıyordu; bu sanki bir yabancıya gösterilebilecek en anlamlı konukseverlik işaretiydi. ‘O cahilin teki’ diye düşündüm. ‘Ne kredi kartından haberi var, ne önemli kâğıtlardan.’”

                                               * * * * *

“Kabilenin beni aralarına kabul etme konusunda oy vermelerine minnettardım ama kimse benim oyumu sormamıştı. Öyle görünüyordu ki, karar vermek benim elimde değildi.”

                                               * * * * *

“Bu ülkede hoşlanmadığım tek bir şey vardı. İzlenimlerime göre ülkenin asıl yerlileri olan ve Aborijin adı verilen, esmer tenli kişiler ayrıma tabi tutuluyorlardı.”


                                               * * * * *

“Ömrümü insanların sağlıklarını korumasına adamış olan ben anlamıştım ki, gerçek kültürel köklerini yitiren ve yaşamda bir amacı olmayan insanların elinden ancak ölümle kumar oynamak gelir.”

                                               * * * * *

“Kesinlikle emin olduğum tek bir şey vardı ki, ne denli aç olursam olayım, asla bir solucan yiyemezdim! Aslında o anda yeni bir ders almaktaydım: Asla, asla deme! Gerçekten de o günden sonra bu sözcüğü, sözlüğümden silip attım. Artık yeğlediğim ve uzak durmaya çalıştığım şeyler var ama – asla- sözcüğünün, henüz denenmemiş durumlar karşısında hiç yeri yok ve üstelik – asla- sözcüğü, uzun, çok uzun bir zaman dilimini kavrıyor.”

                                               * * * * *

“Her şeyin bir amacı vardır. Hiçbir şey rastlantısal, anlamsız ya da yanlış değildir. Sadece yanlış anlamalar ve ölümlü insana henüz açıklanmamış sırlar vardır.”

                                               * * * * *

“Kabile üyeleri, yere bakıp yakınlarda ne gibi hayvanlar olduğunu anlayabiliyorlardı. Daha çocukken, inceden inceye gözlem yapmayı öğrendiklerinden, kumun üzerine bırakılan ayak izlerini inceleyerek önlerinden kaçan hayvan sürünüyor mu, zıplıyor mu, yürüyor mu bilebiliyorlardı. Birbirlerinin ayak izlerini ise, öylesine iyi tanıyorlardı ki, arkadaşlarının adımlarının uzunluğundan onun sağlıklı olduğunu, kısa adımlarından onun hasta olduğu için yavaş yürüdüğünü saptayabiliyorlardı.”


                                               * * * * *

“Bana anlattıklarına göre bu yetenek tüm insanoğullarına verilmişti ama benim yetiştiğim toplum, üyelerinin sezgilerine kulak vermesini doğaüstü ya da kötücül bulduğu için onaylamayan bir tutum sergilemişti.”

                                               * * * * *

“İşte ancak o anda, tüm yürüyüşlerimizi neden mutlak bir sessizlik içinde gerçekleştirdiğimizi anladım. Bu insanlar iletişim kurmak için çoğunlukla zihinsel telepatiyi kullanıyorlardı. Ben de buna tanıklık ediyordum.”

                                               * * * * *

“O bana gülümseyerek şöyle dedi: ‘Sen de şimdi bir yerlinin kente ilk kez gittiğinde, sizlerin arkadaşlarınızla konuşabilmek için bir telefon kumbarasına para atmanıza, bir numara çevirmenize ne kadar şaşırdığını tahmin edebilirsin. O yerli de sizin yaptıklarınızı inanılmaz bulur.”

                                               * * * * *

“Eve geri döndüğümde, çevremdekileri bu zihinsel telepati olayına inandırmamın çok güç olacağını seziyordum. Onlar dünyanın her yanında insanların birbirlerini acımasızca öldürmesini kolaylıkla benimseyebilirlerdi ama yeryüzünde ırkçı olmayan, müthiş bir uyum ve dayanışma içerisinde yaşayan, kendi yeteneklerini bulup ortaya çıkarmak kadar, başkalarının yeteneklerini de onurlandıran insanlar olduğuna inanmakta güçlük çekebilirlerdi.”



                                               * * * * *

“Gerçek İnsanlar, sesin var oluş nedeni olarak konuşmayı görmezler. Konuşmak, yürek ve akılla yapılır. Ses, konuşma amaçlı kullanıldığı zaman ortaya dökülenler boş sözlerdir, ruhsal içerikli olamazlar. Ses, şarkı söylemeye, kutlama yapmaya ve şifa vermeye yarar.”

                                               * * * * *

“Bu – Birlik – içersinde her şeyin bir amacı vardır. Yanılgılar, yanlışlar ya da kazalar yoktur. Sadece insanoğlunun anlayamadığı şeyler vardır.”

                                               * * * * *

“ ‘Kum’un karşılığı olarak tek bir sözcük yerine yirmi değişik sözcük kullanıyorlardı ve böylece çölün yer tabanının yoğunluğunu, tipini, özelliğini dile getirmiş oluyorlardı.”

                                               * * * * *

“Tüm insanlar bu dünyayı sadece ziyaret eden ruhlardır.”

                                               * * * * *

“Dış derilerini belirli aralıklara değiştiren yılanları izlemek de bizler için son derece eğiticiydi. Eğer bir kişi yedi yaşındaki inançları ile otuz yedi yaşında kendini hala iyi ve mutlu hissedebiliyorsa, bu kişi ömrünü boşa harcamış demektir. Eski düşüncelerden, alışkanlıklardan, inançlardan ve sırasında eski arkadaşlardan sıyrılmak gereklidir. Bir şeyleri arkada bırakıp yürüyebilmek insanlar için güç bir derstir ama gene de eski derisinden sıyrılabildiği için yılanı ne yüceltmek ne de yermek gerekmez. Bu onun için sadece bir zorunluluktur.”

                                               * * * * *

“Hiçbir şey boşa harcanmıyordu. Her şey doğada yeniden bir dönüşüme uğruyor ve toprağa geri veriliyordu. Bu arkamızda tek bir çöp bile bırakmadığımız bir piknikti; hatta kimse nerede oturup yemek yediğimizi bile anlayamazdı.
Arkadaşlarım evrenle bütünleşmenin ustası olmuşlardı; ondan sonuna dek yararlanıyorlar ama onu asla rahatsız etmiyorlardı.”



                                               * * * * *

“Her insan tektir, her birimize özel nitelikler verilmiştir ve bunlar güçlendirilerek ömür boyu süren yeteneklere dönüştürülebilir.”

                                               * * * * *

“Kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. Farklı olan yürek ve niyettir.”

                                               * * * * *

“Soluk almak canlı olmayı belirlemez. Bu, öteki insanlara hangi bedenin gömülüp hangisinin gömülmeyeceğini göstermeye yarar, o kadar!”

                                               * * * * *

“İnsanlar yaratılmış varlıklardır ama insan bedeni sadece bizlerin o sonsuz parçasını barındırmaya yarar.”

                                               * * * * *

“Bana mutantların duası ile Gerçek İnsanlar’ın Tanrıyla iletişim kurma tarzı arasındaki farkı açıkladılar ve duanın ruhsal dünyaya karşı yapılan bir konuşma olduğunu, oysa onların bunun tam tersini yaptıklarını söylediler. Onlar dinliyordu. Zihinlerindeki tüm düşünceleri siliyorlar ve mesajı almak üzere beklemeye başlıyorlardı. Sanırım bana söylemek istedikleri şuydu: ‘Konuşmakla meşgulken, Tanrısal Bir’liğin sesini duyamazsın!’”

                                               * * * * *

“Bir aborijin adı kazanmama az kalmıştı. Benim birden çok yeteneğim olduğunu düşünüyorlardı ve kendi kültürüme sadık kalarak, onları ve onların yaşama bakış tarzlarını çok sevdiğimi anlamışlardı. Bu yüzden bana ‘Bir Çift Yürek’ adını verdiler.”

                                               * * * * *

“Bana seçme şansı verilseydi bu insanlarla yola çıkmayı asla kabul etmezdim. Menü bana sunulsaydı, asla iribaş ısmarlamazdım; ama şimdi bizim tatillerimizin ne denli anlamsız; burada geçirdiğim zamanın ne kadar olağanüstü olduğunu biliyordum; bunu anlamıştım.”

                                               * * * * *

Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.”
                                          ▬    ▬      ▬