30 Ekim 2016 Pazar

SHERLOCK HOLMES GİBİ DÜŞÜNMEK (Daniel SMITH)

Sherlock Holmes…

Bugün hikâyelerinden oluşan değil; onun düşünce tarzından söz eden bir kitapla birlikteyiz. “Sherlock Holmes Gibi Düşünmek”.

görsel: joshua werner

Bir olayı nasıl çözüme ulaştırıyor, yaptığı gözlemleri nerede, nasıl değerlendiriyor, suçluları yakalamada ne gibi taktikler uyguluyor… Kitabın her bir bölümünde, bütün bunlardan söz edilmiş. Kitapta hangi bölümler mi var?

İlk bölümlerde ünlü dedektifin kişisel özelliklerinden bahsediliyor. Kıvrak zekâsı, gözlem gücü, anlama kabiliyeti, merakı, akıl yürütme becerisi… Bu özellikler kitaplardan bölümlerle okurlara aktarılmış.  - Bu sebeple öncesinde birkaç tane Sherlock Holmes hikâyesi okumuş olmak gerekiyor galiba. -   Kitabın ilerleyen bölümlerinde ise bilmece ve alıştırmalara yer verilmiş. Bazı soruların cevabı çok kolay olmasına rağmen en zoru da onlar galiba! Çünkü çoğu öğrencimin de genellikle dediği gibi: “Hocam cevap o kadar basitti ki şaşırtma vardır diye düşündük…” Demek bazen biz de kendi kendimizi yanıltabiliyoruz.

Netice itibarıyla hoş vakit geçirebileceğiniz eğlenceli bir kitap. İyi okumalar...

görsel: joshua werner
“Peki ama Sherlock Holmes bu yeni ve yüksek itibarını nasıl oldu da kazandı? Şüphesiz bunun pek çok nedeni var ama bunların içinde belki de en önemlisi, dedektifin inanılmaz zekâsı. Göz yaşartıcı sıkıcılıktaki reality şovlarla ve birbirinin karbon kopyası ünlülerin türlü soytarılıklarıyla dolu günümüz dünyasında Holmes’un fantastik zekâ gösterileri, karmaşık ve çok boyutlu şahsiyeti, insanlara her zamankinden çekici geliyor.”


                                               * * * * *

“İlerleyen sayfalarda birlikte dünyanın en büyük dedektifinin ruhuna, zihinsel akrobatlıklarına ve soruşturma tekniklerine doğru hem neşeli hem de geniş kapsamlı bir keşfe çıkacağız. Kitabın her bir bölümünde Holmes’un zihinsel süreçlerini en iyi yansıtan hikâyelerinden örnekler, ona benzemek, onun gibi düşünmek için öneriler ve ipuçları yer almaktadır. Bu yolculuğumuzda ayrıca bize çeşitli bilmeceler ve alıştırmalar da eşlik edecek.”

                                               * * * * *

“Sıradan, gündelik hayat onu ölümüne sıktığı için zaman zaman soğuk, kayıtsız, hatta acımasız tavırlara bürünürdü. Ancak bu, onun bitmek tükenmek bilmeyen heyecan arayışının yalnızca onunki gibi bir beynin çözebileceği türde vakalara duyduğu özlemin çaresiz yan etkilerinden biriydi.”

                                               * * * * *

“Daha basit anlatımıyla duygular, duyularımız aracılığıyla elde edinilen algılarımızken; düşünme ise zihinsel ve mantıklı bir biliş sürecidir. Aynı şekilde sezgi, bilinçaltından türetilirken; hislerimiz, öznel ve empatisel öngörülerimizin sonucudur.”

                                               * * * * *
görsel: joshua werner

“Bunun anlamı içedönük, akıl yürütmeye duygulardan daha çok önem veren ve genelde herhangi bir durumla karşılaştığında hemen yargılamak yerine edindiği bilgilere göre hareket eden demektir.”

                                               * * * * *

“Gerçek hayatta ya da edebiyatta pek çok ilginç karakter olduğu kesin ama çözülmesi mümkün görünmeyen bir bilmeceyi çözmekte herhalde Büyük Dedektif gibi bir kişi daha yoktur.”

                                               * * * * *

“Beyninizi Holmes kadar kullanmadığınızı düşünseniz de en azından daha iyi çalışması için eğitebilirsiniz. Bu bir kişisel gelişim palavrası değil, bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Beynimiz inanılmaz dayanıklıdır ve pek çok yeni talebimize karşılık vermek üzere değişip gelişim gösterebilir. Bunun için tek yapmanız gereken şey onu forma sokmaktır.”

                                               * * * * *

“Beynin zekâ oyunları ve bilmecelerle düzenli olarak çalışmasının, yaşlılıkta bunamayı önemli derecede engellediği gözlemlenmiştir.”

                                               * * * * *

“Holmes’un gözlem gücü benzersizdi. Diğerlerinin çoğu zaman gözden kaçırdığı önemli bir ayrıntıyı bir olay yerine ilk bakışta görebiliyordu.”

görsel: joshua werner

                                               * * * * *

“Görmek yani gözlerinizle algılamak kolaydır. Gözlemlemek yani gözlerinizin verdiği bilgiyi beyninizde özümsemek işte asıl zor olan budur.”

                                               * * * * *

“Holmes’un Baskervilleleri’in Köpeği’nde dediği gibi: ‘Dünya kimsenin gözlemlemediği sayısız işaretlerle doludur.’”

                                               * * * * *

“Holmes, gözleriyle gördüklerine verdiği özel anlamlarla diğer insanlardan nasıl ayrılıyorsa, seslere karşı duyarlılığıyla da öne çıkar.”

                                               * * * * *

“Ne kadar tuhaf ve şaşırtıcı şeylerle karşılaşırsa karşılaşsın zihnini her türlü olağanüstü ihtimale karşı açık tutardı.”

                                               * * * * *

“O kadar çok şey hakkında o kadar eminiz ki aklımıza yanılıyor olabilmemizin ihtimalini bile getirmeyiz.”

                                               * * * * *

“Bazı yetenekler yalnızca birkaç kişiye bahşedilir ve konu yaratıcı düşünme olunca kimse Holmes’un eline su dökemez.
Ama tabii bu, kendi yeteneklerinizi elinizden geldiğince geliştirmenize engel olmamalı.”

                                               * * * * *
Kitapta yer alan bilmecelerden bazıları. (Yanıtları yazının sonunda)

                                               * * * * *

“Holmes her ne kadar İngiliz edebiyatının en büyük dedektifi olarak ün yapmış olsa da sonuçte ikili bir gösterinin bir yarısıydı (bazen bunu kabul etmeye yanaşmasa bile). Holmes bildiğiniz gibi kendine güvenen (hatta kibirli) biriydi. Ara sıra Watson’la acımasızca dalga geçmekten de geri durmazdı. Watson’a Baskervilleler’in Köpeği’nde dediği gibi, ‘Sen kendin ışık saçıyor olmasan da ışığı iletenlerden birisin. Deha sahibi olmayan insanlar dehayı harekete geçirmekte de usta olabilirler.”

                                               * * * * *

“Mesela Ovid de şöyle yazmıştır: ‘Şans her şeyi etkiler. Oltanız sürekli suda olsun; balık derenin en beklenmedik yerinde vuracaktır.’ Meşhur sinema devi Samuel Goldwyn de şöyle der: ‘Ne kadar çok çalışırsam o kadar şanslı oluyorum.’”

                                               * * * * *

“Herkes yanılır, herkes hata yapar. Büyük Dedektif bile… Ama o, bir daha tekrar etmediğiniz sürece hata yapmanın affedilir bir durum olduğunu biliyordu.”

                                               * * * * *

görsel: joshua werner
“Çoğumuzun zihni bir akış halindedir. Kafamızın içinde çok şey saklarız ve bunları gereksiz yere evirip çevirme eğilimindeyizdir. Ancak, biraz bir şeylere odaklanmadığımız sürece, kafatasımızın içinde hüküm süren bu kaos ortamında boğulup gidebiliriz.”

              * * * * *

“Konsantrasyonunuzun üst seviyelerde olmasını istiyorsanız yiyip içtiklerinize dikkat edin, geceleri iyi uyuyun ve günlük programınıza gevşeme molaları yerleştirin.”

                                               * * * * *

“Conan Doyle böyle bir dâhiyane akıl yürütme becerisiyle ilgili ilhamını gerçek birinden, Doktor Joseph Bell’den almıştır. Doyle 1870’lerde, Edinburgh Üniversitesi’nde tıp okurken Bell onun hocasıdır. Sonradan bu eski hocasına şöyle yazacaktır: ‘Sherlock Holmes’u kesinlikle size borçluyum… Holmes’un analitik çalışmaları, sizin ayakta tedavi kliniğindeki gösterilerinizle karşılaştırıldığında kesinlikle bir abartı olarak görünmüyor.’
Kuşkusuz Bell’in en büyük numarası, bir hastanın hikayesini bilmeden hem hastalığı hem de geçmişiyle ilgili yapabildiği tespitler olmuştu.”

                                               * * * * *

“Kendi akıl yürütme becerilerinizi geliştirmek için yapabileceğiniz en iyi şey Sherlock Holmes külliyatını okumaktır.”

                                               * * * * *

“En işlek zamanında bir istasyona girdiğimizde peronu boş görürsek trenin yeni gitmiş olduğunu ya da trenlerin çalışmadığını düşünürüz.”

                                               * * * * *

“Şeytan ayrıntıda gizlidir derler. En büyük gerçekleri çoğu zaman en küçük ayrıntılar ele verir.”

                                               * * * * *

“Yunanca ‘gizli yazı’ anlamına gelen kriptografi, kod ve şifre yaratma bilimi ile kriptoanaliz ise bu şifrelerin kırılmasıyla ilgili bir daldır.”

                                               * * * * *

“Temelden başlayacak olursak, kod ve şifre aynı şeyler değildir.
Bir kodda her kelime ya da cümle, başka bir kelime, cümle ya da sembolle değiştirilir. Kodlanmış kelimeleri, cümleleri ve sembolleri, mesajı hem gönderen hem de alan bilmek zorundadır. Kodlar gizli birer dildir.
Şifrede ise her harf ya alternatif bir harf, sayı ve sembolle değiştirilir ya da harflerin yerleri değiştirilir. İletmek istediğiniz bilgiye düz metin, gönderilene ise şifreli metin denir.”

                                               * * * * *

“Çoğunlukla, yakın bir zaman zarfında edindiğimiz bilgilere öncelik verme eğilimindeyizdir. Ama yakınlık ve tutarlılık arasında bir bağlantı olmak zorunda değildir.”

                                               * * * * *

“Araştırmalar gösteriyor ki dışsal yardımcılara fazla bağımlılık yüzünden hafızamız tembelleşmeye başlıyor ve zamanla onlar olmadan işlev gösteremez hale geliyor.”

                                               * * * * *

“Holmes Dörtlerin İmzası’nda, meşhur tarihçi ve düşünür Winwood Reade’den şöyle bir alıntı yapmıştır.
[Winwood Reade] diyor ki, insanlar tek tek ele alındıklarında çözülmesi mümkün olmayan birer bulmacadırlar; ama bir araya gelemeye başladıklarında matematiksel bir kesinliğe dönüşürler. Mesela herhangi bir insanın ne yapacağını asla önceden tahmin edemezsin ama belli bir sayıdaki insanın neyin peşinde olduğunu kestirmek çok kolaydır. Bireyler değişken olsa da yüzdeler hep sabit kalır. İstatistikçilere sor, onlar da böyle der.”
                                          ▬    ▬      ▬