16 Temmuz 2017 Pazar

MERAK ETTİKLERİNİZ

“Bir insan hiç uyumadan kaç saat durabilir?”, Bilgisayarları hep açık bırak mı iyidir, kapatıp açmak mı?”, “Biyolojik saat nedir?...
“Acaba?”, “Neden?”, “Nasıl?” başlıkları altında onlarca soru.


Bunların hangileri “Merak Ettikleriniz” kategorisinde bilemiyorum ama kitap epey hoşuma gitti. Neden mi?

Bir kere zamanlama iyi denk geldi. Kitabı bir süre önce almıştım ve bu sıcakta ne okusam diye bakınıyordum. (Sizi bilmem ama benim “yazlık kitap”, “kışlık kitap”; “okulda okunacak kitap”, “evde okunacak kitap” gibi ayrımlarım var. Bazı insanlara hayranım. Yaz, kış, kalabalık, gürültü her koşulda her kitabı okuyorlar. İmreniyorum. Denedim. Sonuç: olumsuz)
Neyse konumuza dönelim. Benim için tam yazlık bir kitaptı. Bir kere okurken kafam yorulmadı. Soruyu sormuş, cevabını vermiş. Öyle uzun açıklamalar, ayrıntılar yok.
İkincisi öyle sorular var ki cevaplarını merak ettim. “Dur şunu da okuyayım.”, “Aaaa, bunun cevabı da neymiş?” derken kitap çabucacık bitiverdi. (Bazı söyleyiş yanlışları, yazı içi tekrarlar gözüme çarpmadı değil. Ancak bunlar rahatsız edici çoklukta olmadığı için pek de önemsemedim açıkçası.)

Çevrede, dünyada, farklı alanlarda neyin ne olduğunu merak eden biriyseniz kitap sizin biçilmiş kaftan.

NOEL VE YILBAŞI ARASINDA NE FARK VARDIR?

“Miladi takvim başlangıcı olan yılbaşı kutlamaları ile Noel kutlamaları tarihlerinin yakın olması sebebiyle sıkça karıştırılır. Noel kutlamalarının temelinde yukarıda anlattığımız gibi İsa’nın doğumunu kutlama geleneği yatmaktadır. Yeni yıl kutlamalarının geçmişi ise Eski Romalıların 1 Ocak’ta yaptıkları yeni yıl kutlamalarına dayanmaktadır. 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece kutlanan yeni yıl ile Noel şenlikleri temelde birbirinden farklı olmakla birlikte, âdet ve gelenekler açısından Hıristiyanlar arasında karışmış vaziyettedir.”


                                               * * * * *

“Noel kutlamalarına eski kültürlerdeki pagan ve putperest adet ve gelenekler oldukça etki etmiş, bu âdetler zamanla Hıristiyanlığın uygulama alanlarına dâhil edilmiştir. Hıristiyan olmayan toplumlarda ve bölgelerde bu adet ve gelenekler ‘yılbaşı kutlamaları’ adı altında yayılmıştır.”

                                               * * * * *

İNSANLAR YÜZERKEN DE TERLER Mİ?

“Yüzerken oldukça fazla hareket ettiğimizden kaslarımızda metabolik ısı açığa çıkar. Bu durumda terleyip terlemeyeceğimiz, yüzdüğümüz suyun sıcaklığına bağlı olabilir. Eğer su bizi serinletmeye yetecek soğukluktaysa terlemeyiz. Ancak çok sıcak bir günde, su yeteri kadar serin olsa bile, uzun ve yorucu bir yüzme esnasında terlememiz mümkündür. Böyle bir durumda suyla temas halinde olduğumuz için terlediğimizi fark etmeyebiliriz.”

                                               * * * * *

DEVELERİN HÖRGÜÇLERİNDE NE BULUNUR?

“Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg. kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerinin sağlarlar; ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.”

                                               * * * * *

COLOMB AMERİKA’YI KEŞFETTİĞİNDE ORADA BULUNAN HALK AZTEKLİLER MİYDİ İNKALAR MI?

“Colomb Amerika’ya gittiğinde bu iki halk da kıtada bulunuyordu. Hatta Maya ve Toltek yerlileri ve Aztek İmparatorluğu’na bağlı başka kabileler de bulunuyordu. Aztekler Orta Amerika’da, İnkalar’da bugünkü Şili civarında Güney Amerika’daydı. Ne var ki Colomb bunları görmedi. Aztekler’le ilk karşılaşan Cortez, İnkalar’la ilk kez karşı karşıya gelen de Pizarro’ydu. Aztekler’e bağlı küçük kabilelerle karşılaşan Colomb uzun süre Hindistan’a geldiğini düşündü. Amerika’nın yerli halkının ‘Indian’ yani ‘Hintli’ olarak adlandırılması da bu yüzden.”

                                               * * * * *



KURŞUNKALEM KURŞUNDAN MI YAPILIR?

“Cevabı ilginç, ama kurşun kalemin içeriğinde kesinlikle kurşun maddesi bulunmaz. Ana madde olarak kullanılan grafit kırk ayrı maddenin karıştırılmasıyla oluşur. Bu karışım yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir.
Kurşunkalem denilmesinin sebebi ise, 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı. Zaten kurşun, günlük hayatımızda bize etki edecek yerlerde kullanılmayacak kadar zehirli bir elementtir.”

                                               * * * * *

UZAYDA DİKİLEN BİR BAYRAK DÜNYADAKİ GİBİ DALGALANIR MI?

“Atmosfer hareketleri (yani rüzgâr) olmadığı için bayrak da dalgalanmaz. Bu nedenle Neil Armstrong tarafından Ay’a götürülen ABD bayrağı, folyo gibi ince metalden yapılmıştı. Yoksa bazı uyduruk senaryolarda olduğu gibi ‘dalgalanır’ görünen Amerikan bayrağı, astronotların gerçekte Ay’a gitmeyip resmi bir stüdyoda çektirdiklerinin kanıtı değildir.”

                                               * * * * *


24 AYAR ALTIN NE DEMEKTİR?

“Altının kimyadaki saflığı ‘yüzde’ ile mücevhercilikteki saflığı ise ‘karat’ veya ‘ayar’ terimleriyle ifade edilir. Buna göre 24 ayar altın %100 saf altını, 22 ayar ise %91,6 saf altını ifade etmektedir. 22 ayar altının %8,4’ü diğer metallerle tamamlanmıştır. Altına gümüşün ilavesi yeşilimsi, nikel ve platinin ilavesi beyaz, çinkonun ilavesi sarı ve bakır ilavesi de bakır miktarına göre sarıdan kırmızıya kadar değişen renkler kazandırır.”

                                               * * * * *

NEDEN TİMSAH GÖZYAŞI DENİR?

“Çünkü timsahlar avlarını yerken ağızlarını çokça açtıklarında, gözlerinden de bir sıvı salgılarlar. Gözyaşı gibi görünen bu sıvının üzüntüyle bir ilgisi yoktur. Buradan yola çıkarak, bir şeye üzülmediği halde üzülmüş gibi yapan insanlar için ‘timsah gözyaşları döküyor’ deyimi kullanılır.”

                                               * * * * *

MİKRODALGA FIRINLAR YİYECEKLERİ NASIL ÇOK KISA SÜREDE ISITABİLİYORLAR?

“Mikrodalga fırınlardaki ısıtma işlemi sırasında, yiyecek üzerine düşürülen radyo dalgaları, yiyeceğin içine girerek, yiyeceğin yapısında bulunan su ve yağ moleküllerini uyarır. Yani dışarıdan uygulanan bir ısı iletimi söz konusu değildir. Isınma, moleküllerin aynı ve hep birlikte uyarılmasından doğar. Başka bir deyişle, mikrodalga fırınlarda kullanılan radyo dalgaları, ısıtılmak istenen gıdaların su, yağ ya da şeker moleküllerini manyetik olarak etkilerler. Bu etkileşme moleküller arası kinetik enerjiye dönüşerek gıdaların ısınmasını sağlar. Ve biz de bu sayede yemeğimizi daha çabuk ısıtır ve karnımızı doyurabiliriz.”

                                               * * * * *

TERMOSLAR İÇİNE KONULAN SUYU NASIL SICAK YA DA SOĞUK TUTAR?

“Tek nedeni vardır; vakum yani boşluk. Bir termosta iç içe geçmiş iki kap vardır. Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir. İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır. Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır. Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de olmadığından ısı iletilemez. Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır. İçerden dışarıya, dışarıdan içeriye ısı geçişi olmaz. Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.”

Belki dikkatinizi çekmiştir. Bugün “Merak Ettikleriniz”de yeni bir ekibin “farkındaysanız” başlığı altındaki videolarına da yer verdim. Bir vesileyle izlediğim videolar epey ilgimi çekmişti. Bugünkü konuyla da ilgisi olduğunu düşündüğüm için sizinle de paylaşmak istedim. Ne de olsa onlar da merak ettiklerinden yola çıkarak yaşamda bir farkındalık yaratmaya çalışıyorlar.
Ekipteki arkadaşlar pek çok şeyi merak ediyor ve kafalarındaki soruları, cevapları bizlerle keyifli bir biçimde paylaşıyorlar. Umarım çalışmaları uzun soluklu olur.
Ayrıntılı bilgi için bağlantı
                                          ▬    ▬      ▬
İlginizi çekebilir:

3.Sherlock Holmes Gibi Düşünmek – Daniel Smith