2 Temmuz 2017 Pazar

BENİM YOLUM (Christina DANIELS)

Aamir Khan. Hint sinemasının önemli isimlerinden. Ama kitabı aldığımda ben bunu bilmiyordum. Kitabın kapağı ilgimi çekmişti. 



Okulda bazen ders aralarında ya da okuma saatlerinde okuyabileceğim bir kitap arıyordum. “Benim Yolum” deyince birlikte kitapçıya gittiğimiz öğretmen arkadaş “Aaa, ismini duymuştum. Ünlü biri. Güzel bir kitap olabilir.” dedi. Şöyle bir sayfaları çevirdim. Kitap bölümlerden meydana geliyordu. Anlatılanlar kısım kısım aktarılmıştı. Bu sebeple okulda okuması da rahat olacaktı benim için. Bir bölüm oku, ara ver, sonra devam et.

Kitap Aamir Khan’ın çocukluk yıllarıyla başlıyor. Çevresinden ve sinemaya olan ilgisinden söz ediliyor.
Kitap boyunca Hint sinemasının ünlü yönetmenleri, oyuncuları, gazeteciler Aamir Khan’ı anlatıyor. 
Aamir Khan’ın sesini ara sıra duyuyoruz kitabın adı “Benim Yolum”  olmasına rağmen. Halbuki ben de sanmıştım ki kitap Aamir Khan’ın ağzından ya da onun tarafından yazılmış.

“Her ne kadar sinemaya gitmek, ender yapılan bir şey olsa da, kitaplar genç Aamir’in her zaman arkadaşı olmuştu. İlk Enid Blyton’ını daha altı yaşındayken okudu.”

                                               * * * * *

“Aamir’in büyüme yıllarında tesiri altında kaldığı en etkin kişi annesi Zinat Hussain oldu. 2008 senesinde Cineblitz ile yaptığı röportajda, sevgiyle, ‘Gerçek anlamda bağlantı kurabildiğim ve birçok şey öğrendiğim en önemli kişi, annemdi. O inanılmaz derecede güçlü bir insan, başkalarının yaşadıkları konusunda çok hassas, insan olarak çok nazik, muhteşem bir kadın. En önemlisi de dengeli ve olgun’ diye aktarmıştı. Aktörün içindeki insanı şekillendiren de işte bu güçlü, hassas kadın oldu.”

                                               * * * * *

“Aamir’in tenise duyduğu bağlılık o kadar büyüktü ki tek bir antrenmanı bile kaçırmazdı, hatta buna oruç tuttuğu Ramazan ayı da dâhildi. Bu odaklanma, onu okul yıllarında Maharaştra’nın eyalet tenis şampiyonu yaptı.”

                                               * * * * *

“ ‘Eğer başarısız olursam, eğer hiç kimse beni artık görmek istemezse, film yapımcılığına girmek isterim; belki bir yönetmen ya da yönetmen yardımcısı olarak. Eğer bu da işe yaramazsa kurgulamayı denerim, bu da olmazsa ayak işlerine bakarım. Ama endüstriden ayrılamam. Bildiğim tek şey bu.’ – Aamir Khan, The Sunday Observer’la yaptığı bir röportaj, 2001

                                               * * * * *

“On sekiz yaşına geldiğinde Aamir, okulu bitirme fikrini bir kenara attı. 2001’de The Sunday Times of India’yla yaptığı söyleşide, ‘Ben mezuniyete filan inanmıyordum. Eğer bir şeyle gerçekten ilgileniyorsanız, onu öğrenmelisiniz. Ben de bunu yaptım. Bu büyük bir karardı’ diyordu.”

                                               * * * * *

“Bazı insanlar kendilerine önerilen paraya bağlı olarak bir film de kötü de olsa çalışmayı kabul edebilir. Fakat Aamir bunu kesinlikle yapmaz. Benim filmimde, sırf arkadaşı olduğum için rol almaz. Tanımadığı birisi ona iyi bir konuyla giderse, o filmde çalışır. Dolayısıyla o kendisine karşı dürüst. ‘Evet’ dediği şey para, arkadaşlar ya da başka bir şey değil, filmin ta kendisidir. O zaman hiçbir şeyin önemi olmaz. Onun açısından sadece film önemlidir. Bu dürüstlük Aamir’in gücüdür.”


                                               * * * * *

“Aamir’in daha pragmatik bakış açısı, filmin çıkarları doğrultusunda hareket ettiği önündeydi. 1994’te Filmfare’e şöyle dedi:
‘Juhi çok iyi bir aktris, çoğunlukla benden daha iyi. Ama ben herkesi güldürmek ve salona oynamak için çalışsaydım, karakter yapılarımız arasında kesinlikle bir denge olmazdı. Eğer insanlar, onu benden daha çok sevdilerse, o benden daha iyi bir başarı yakaladıysa, ona en ufak bir hınç beslemem onunla yarışıp filmi mahvetmeyi kesinlikle istemedim.’”

                                               * * * * *

“Geriye dönüp her iki filmde de aktörlük yapan Aamir’e baktığımda, onun cesur bir oyuncu olduğunu düşünüyorum; çünkü ilgi başka birisine dönünce kendisini tehdit altında hissetmiyor.”

Mesleğine saygısı, çalışması ve kendine güveni Aamir  Khan’ın yeteneğini pekiştiren önemli unsurlardan kanımca.



Elimde kitabı gören kız öğrencilerimden biri bir çığlık attı. Kendisi kitap okumaktan pek hoşlanmaz, dikkatini veremez; ama bu kitap sayesinde iyi bir film izleyicisi olduğunu özellikle de Aamir Khan’a büyük bir hayranlık duyduğunu öğrendim. Kitabı görünce merak etti. Evirdi çevirdi. (Kitabı Aamir Khan yazmış olsaydı muhtemelen okurdu) En arkada bir fotoğraf albümü var, o bölümün sayfalarına baktı. Her sayfayı çevirip film sahnelerinden kareleri görünce hepsini bir bir sıralayıp beni aydınlattı. Ve artık benim için de Aamir Khan’ın bir filmini izlemek elzem olmuştu. Hangisi mi?

                                               * * * * *

“Oynayacağı karakterin eski giysiler giymesi gerektiği için, yeni giysiler satın alıp bunları eskiymiş gibi giyinmek istemedi. Bunun yerine, sette getir götür işlerine bakan çocukların üzerinde tapori tarzına uygun bir şeyler gördüğünde bunları ödünç aldı, daha sonra yerine yenisini hediye etti.”

                                               * * * * *

“Altmış günlük çekimlerin ardından, bizimle deli gibi tartışan aktörler işten çıkartılacaktı. Şimdi tek sorun, onları çıkartmamız durumunda altmış günlük zorlu çekimleri tekrarlamamız gerekecekti. Sırf onun kendine güveni yüzünden, altmış gün süresince yeni çekim yaptık. Ben ruhen çökmüştüm. İşi orada bırakmaya ve her şeyi unutmaya hazırdım. Ama Aamir bana, ‘Endişelenme’ dedi.”


                                               * * * * *

“Hint seyircisi aptal bir seyirci değil. Bazen aç karnına film seyreden bir seyirci. Böyle bir kitleyi hiçbir zaman kandıramazsınız. Dünyanın en zor seyircisidir. Basit olabilir ama aptal değildir. Chaplin basitti. Ama onda maskaralık etmenin ötesinde çok daha farklı şeyler vardı.”

                                               * * * * *

“Aamir işe dâhil olan bir aktör ve olması gereken de bu. Katkıda bulunuyor ama geminin kaptanının yönetmen olduğunun da bilincinde.”

                                               * * * * *

“Aamir daha sonraki bir basın toplantısında, Avrupa’da ilk kez gösterime girmenin kendisi için Oscar’a aday gösterilmekten çok daha fazla şey ifade ettiğini söyledi.”

                                               * * * * *

“Doğru insanlarda doğru ruh halini yaratmak için, doğru filmi doğru zamanda yapmanız gerekiyor.”

                                               * * * * *

“Dolayısıyla Aamir, peruk kullanmaktansa saçlarını uzatmaya karar verdi, aynı zamanda bıyıklarını da uzattı. Bu kararının arkasındaki sebebi daha sonra şöyle açıklayacaktı: ‘Saçınız gerçekten bu kadar uzun olduğunda, kendinizi değişik hissediyorsunuz.’ Aamir sadece Mangal Pandey gibi görünmekle kalmak istemedi, kendisini onun gibi hissetmek de istedi.”


                                               * * * * *

“Aamir, blogunda daha önce, ‘Eğer bir şeyleri gerçekten değiştirmek istiyorsak, hepimizin içine çok dürüst bir şekilde bakmamız, yanlış olduğunu düşündüğü şeyleri düzeltmek için çalışması gerek. Eğer herkes bunu yaparsa, o zaman toplumumuzun genelinde büyük bir değişim yaşanacaktır’ diye yazdı.”

Yukarıda bir Aamir Khan filmi seyretmemin gerekli hale geldiğinden söz etmiştim. Öğrencimin en beğendiği film: Her Çocuk Özeldir. Öğrenme güçlüğü olan bir çocuk. Ya da başka bir deyişle dünyaya tamamıyla kendi penceresinden bakan bir çocuğun okul ve aile yaşantısının anlatıldığı film benim de hoşuma gitti. İzlemenizi tavsiye ederim.


Peki, kitabı okumanızı tavsiye eder miyim? Eğer sinemaya, özellikle Hint sinemasına bir ilginiz varsa ya da örneğin sinema bölümünde okuyorsanız kitabı mutlaka okuyun derim; çünkü sinema ve oyunculuk adına doyurucu bir çalışma. Onun dışında Hint sinema endüstrisi ile ilgili yoğun bilgiler biraz sıkıcı gelebilir. Keşke Aamir Khan “Benim Yolum” deyip kendi yolunu kendi anlatsaymış.

                                               * * * * *

The Times of India’da film tanımında iki satır mevcuttu: ‘Hayatta iki seçenek vardır: birincisi şartları olduğu gibi kabul etmek, ikincisi onları değiştirme sorumluluğuna razı gelmek’”

                                               * * * * *

“Ruh göremeyeceğiniz fakat hissedebileceğiniz bir şeydir. Bir kez ruhu denklem dışı bıraktığınızda, beden ölür.”

                                               * * * * *

Sharman Joshi, Aamir Khan, and Madhavan in 3 Idiots (2009)

“Öğrencilerinin imkânsız müfredat programlarıyla intihara sürüklendiği bir ülkede, 3 Idiots umut veriyor. Belki sinema hayat kurtaramaz. Ama size hayatın yaşanmaya değer olduğunu hissettirebileceği kesin.”


                                               * * * * *

“Hepimiz büyük şeyler yapmak istiyoruz. Ama sabırsızız, kısa yollara sapıyor ve kendimize bahaneler yaratıyoruz. Aamir ise kesinlikle yoldan çıkmıyor. Her şeyi sonuna kadar takip ediyor.”

                                               * * * * *

“O düşünen bir aktör; entelektüel olduğu için değil, anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için zihnini kullandığı için.”
                                          ▬    ▬      ▬

İlginizi çekebilir:

1.FridaKahlo – Rauda Jamis
2.Deha’nın El Kitabı –Tony Buzan / Raymond Keane