7 Ocak 2017 Cumartesi

İLBER ORTAYLI SEYAHATNAMESİ (İlber ORTAYLI)

Seyahat etmek, yeni yerler, yeni insanlar görmek, farklı kültürler tanımak… Hele bir de tarihçiyseniz… Üstüne üstlük bir de bunları paylaşmaktan hoşlanıyorsanız… İşte size “İlber Ortaylı Seyahatnamesi”.


İlber Ortaylı’nın iki kitabına, “Defterimden Portreler” ve “İmparatorluğun Son Nefesi”, daha önce “kitap pınarım”da yer vermiştim. Seyahatname içlerinde en beğendiğim oldu. Hem gezi, hem tarih iç içe olduğundan daha bir hoşuma gitti.

Kitapta farklı coğrafyalardan pek çok ülkeye yer verilmiş. Bunlar tarih, kültür, coğrafya ve yaşam tarzı bakımından değerlendirilerek okuyucuya sunulmuş. Alıntıları yaparken ülkeleri de parantez içinde belirttim. Tabii ki kitapta yer alan ülke sayısı bunlarla sınırlı değil.

Elimdeki baskı 2013 yılına ait. Kitabı okurken özellikle dünyanın bazı bölgelerindeki değişimin ne kadar hızlı olduğuna da tanıklık ediyorsunuz. Tabi bu değişim her yerde doğal bir süreci mi takip ediyor yoksa bazı durumlar mı bu değişimleri hızlandırıyor o da tartışma konusu.

Kültürlerin, inançların kol kola ilerlediği; tüm renkleriyle bir gökkuşağı gibi dünyamızı çevrelediği güzel günler dileğiyle seyahatimize başlayalım.


“Dil, tarih ve coğrafya; bu üç dal olmadan beşeriyetin macerasını kavramak mümkün değildir. Bu sebeple yurtdışı gezilerimin turist rehberlerinde olmayan yönlerini kâğıda dökmeyi kendime bir borç bildim. Zira gezi rehberleri sıkıcı olabilir, daha da önemlisi sıkıcı olmasının yanı sıra bölgeyi anlamamız konusunda yetersiz kalabilir. Günümüzde seyahat rehberlerinin üslubu ve odak noktaları değişiyor. Ben bu değişikliğe taraftarım. Bir coğrafya sadece onun doğası, fauna ve florası ve üzerinde kalan anıtlarıyla değil; bizatihi insanoğlunun oradaki macerası ile anlam kazanır. (Önsöz)”

                                               * * * * *

“Türkiye gibi önemli bir coğrafyayı ve tarih alanını öğrenmek için onun kuzeyindeki Güney Rusya ve Kafkasya, doğusundaki İran ve Hindistan, güneyindeki Suriye, Filistin ve Mezopotamya’nın yanı sıra Balkanları ve Akdeniz ülkelerini anlamak da kaçınılmazdır. (Önsöz)”

                                               * * * * *

“Şam sancağına bağlı aşiretlerden biri Gazze, birisi de Tadmur’dur; yani Palmira’dır. Palmira, Romalıların şehrin yeşilliğine, vahanın zümrüt gibi parlaklığına izafeten verdikleri isimdir. (Suriye)”

                                               * * * * *

“Suriye tarih ve coğrafya biliminde kaleleriyle ünlüdür. Gerçekten de yeryüzünde Suriye gibi çok kuvvetli ve berkitilmiş kalelere sahip olan çok az memleket vardır. Bu kadar kaleye rağmen Suriye ülkesi uzun bir tarih boyunca üzerinden birtakım istilacı orduların gelip geçmesine mani olamamıştır. Belki de çok çeşitli kalelere sahip olması bu sebepledir. (Suriye)”


                                               * * * * *

“Şam ve Suriye bizim tarihimizin hem klasik dönemde hem de 19. yüzyılda en ilginç olaylarının cereyan ettiği bir yerdir. Osmanlı tarihinin hiçbir safhası yoktur ki Suriye onun içinde olmasın. (Suriye)”

                                               * * * * *

“Osmanlı için Suriye’nin önemi neydi? Bir kere Şam, bütün Doğu ticaretinin yığıldığı bir ticaret merkeziydi. Çarşıları, ipekçilik, sedefçilik ve dokumacılık merkezleriyle meşhurdur. Bu kervan yolu Şam ve Haleb üzerinden Urfa’ya gitmektedir. Üç vilayetin merkezine ve oradaki hanlara bakıldığı zaman asrımıza kadar devam eden canlılığı, iktisadi ve kültürel birliği görmek mümkündür. (Suriye)”

                                               * * * * *

“Suriye, Batı’ya ve dünyaya açılmak için Türkiye’yi, destek beklediği bir dost olarak görmekteydi. Üstelik bunu sadece siyasi katmanlarda değil, sokaktaki insanlarda da görebilmek mümkündü, şimdi ise şartlar ve olaylar değişti. (Suriye)”

                                               * * * * *

“Avrupalılar Jordan, İbraniler Yardan diyor; Şeria Vadisi ise Arapça ama Ürdün ülkesi aslında ‘Bilad-ı Şam’ denen büyük Suriye’nin, kısmen çölün ve eski Arabistan’ın bir parçası. Bugünkü Ürdün’ün güneyinde bir zamanlar Nabatîler ve onlardan hemen sonra, Arapça konuşan Gassaniler ve Lahmiler hüküm sürmüş. Dolayısıyla bu bölge Suriye ve Filistin’in aksine sonradan değil, ezelden beri bir Arap ülkesidir. (Ürdün)”


                                               * * * * *

“Barışsever bir ülke olan Ürdün gerçekleşemeyen barış yüzünden en fazla zarar görenler arasındadır. (Ürdün)”

                                               * * * * *

“Prens Hasan’la görüştük; Ortadoğu’nun bu akıllı ve münevver devlet adamı, Condoleeza Rice için ‘Zeki olmak bilge olmak demek değildir’ dedi. Zeka ile geçinmeye ve petrol yağmalanmasına girişilirse; ayak basılan yer kavranamaz, bilgelikten ve bilgiden uzak politikalarla sadece zulüm ve karışıklık yaratılır. (Ürdün)”

                                               * * * * *

“Bu küçük coğrafya Ortadoğu’nun en yoğun kesiti ve sorunların çözülmezliğinin en iyi ifadesi… Bir yanda en ilginç mimari eserler, bir yanda hayat kavgasını ifade eden alelacele inşa edilmiş çirkin yapılar; yeşillik ve tabiat güzelliği yanında depo, fabrika, siloların getirdiği çevre kirliliği bir arada. Dünyanın hiçbir köşesi insanı her an iki bin yıl geriye götürüp sonra tekrar zamanımıza getiren böyle bir zihinsel mekanizma oluşturamaz. Hiç değilse son iki bin yılın tarihi ve coğrafyası tanınırsa Ortadoğu sevilir; bilinmezse herkes herkesten nefret eder ve asayişi sağlayacak bir yabancı kuvvet beklenir. Ne yazık ki insanların çoğu söz konusu iki bin yılı ne merak ediyor ne de bilebiliyor. (İsrail)”

                                               * * * * *

“İktisadi zorluklara ve teknik altyapının imkânsızlıklarına rağmen İran’ın kültürü, o memleketin en büyük alçısıdır. Şiir ve tarihten uzak yaşayan bizim yeni nesillere göre İran’ın farkı budur. (İran)”

                                               * * * * *

“Demir-çelik, sanayi, mühendislik dallarında patlama yapan Türkiye’nin diplomalılarının tarih, coğrafya ve edebiyat dalındaki yavanlığı, maddi zenginliklerimizin geleceği için de bir tehlikelidir. Zira kimliğini inşa edemeyen aydının toplumunu da nerelere götüreceği belli değildir.
Galiba maddi zenginlikleri ve sorunları olan İran toplumunun kültürel kimlik konusundaki sağlam yanına hayran olmamak mümkün değil. (İran)”


                                               * * * * *

“Uzun zamandır özlediğim tipte yüklü bir sohbette Tebriz’in aydınları birbirlerinin evlerinde toplanıyorlar ve yaşam biçimlerinde bir incelik gözleniyor. Sohbet bu insanlar için basit bir ifade değil; bir sanat, bir tasvir ustalığı. (İran)”

                                               * * * * *

“St. Petersburg’un her köşesinde bir tarih var. Topu topu üç asırlık bir başkentin bu kadar dolu olması, ancak onun ardındaki halkın dinamizmi ve zengin muhtevası ile açıklanabilir. (Rusya)”

                                               * * * * *

“Gonçarov’un ünlü karakteri Oblomov’un adı, 1960’ların ve 70’lerin Türkiye’sinde dilimizden düşmezdi. Herkesi Oblomovlukla itham eden Oblomovlar ülkesiydik. Yazısını yetiştiremeyen yazar, doçentlik ve doktora tezini teslim edemeyen akademisyen, işini kuramayan mühendisler aslında her ülkede tümen tümen vardır. (Rusya)”

                                               * * * * *

“Şiir ve edebiyat seviliyor, resim ciddiye alınıyor. Sokak ressamlarının bile sulu boya tekniklerini mükemmel olarak kullandığını görüyoruz. (Özbekistan)”


                                               * * * * *

“Sırpların Türkolojisi güçlüdür. Türk üniversitelerinde de Sırpçayı ve Sırp tarihini yakından araştırmak ve öğretmek önemlidir. (Sırbistan)”

                                               * * * * *

“Bizim Boğaziçi’ni Dolmabahçe süslerdi. O süsü çok gördük, arkasını garip binalarla kapattık. Tuna’nın kenarını ise Macaristan’ın zarif parlamento binası süslüyor ve hep öyle kalacak, etrafındaki eski zarif binalara gözleri gibi bakıyorlar. (Macaristan)”

                                               * * * * *

“Kaş ne yapsa aynı turist kitlesini çekemez. Çünkü 30 yıl evvelki sempatik Kaş’ı betonlaştırdık. Meis’te ise herhangi bir yapı ilave edilmesi yasak. Eski binaların restorasyonu ve sıvası çok sıkı denetim altında. Serbestçe yapılabilecek tek şey ağaçlandırma… (Yunanistan)”

                                               * * * * *

“Tarih çok otomatik mekanizmalarla işlemez, bazen olmadık olaylarla güzergâhı değişir. (İtalya)”
                                            ▬    ▬      ▬