29 Temmuz 2016 Cuma

CEHENNEMİN DİBİNE GİT (Erdal DEMİRKIRAN)

Dünyanın en akıllı insanı Erdal Demirkıran – diğer bir kitabı “Adam Dediğin Benim Gibi Olur – bu sefer yine bir akıllılık yapıyor ve zamanını daha verimli kılabilmek adına kendini sıkan kişi ve durumlarla fazla uğraşmayıp onları hemen hayatından çıkarıyor. Onlara diyor ki: “Cehennemin Dibine Git”


Hepimizi sıkan, yoran kişi ve durumlar olabilir; ama bunlara takılmak yerine yapılması gerekeni yapıp yolumuza devam etmek en akıllıcası galiba. Kafamızda tutup devamlı canımızı sıkmak yerine… Zor mu?… Olsun, kendimizi üzüp enerjimizi boşa harcayacağımıza…
Siz de bu gibi durum ve kişileri cehennemin dibine mi gönderirsiniz, çöpe mi atarsınız yoksa uzayın derinliklerine mi yollarsınız bilemem… Ama “Kitap ilgimi çekti, daha neler var acaba?” diyorsanız…

Kitap üç bölümden oluşuyor. “Aşk Hakkında Her Şey”, “Evlilik Hakkında Her Şey” ve “Cehennem Hakkında Bazı Şeyler”. Bu üç bölümde de yazarımız,  hikâyeler ve diyaloglardan yola çıkarak ele aldığı konular hakkında kendi düşüncelerini dile getirmiş. Yazarın yani Erdal Demirkıran’ın düşünceleri, fikirleri… Sizden bu fikirlere katılmanızı ya da onları benimsemenizi istediğini sanmıyorum. Sadece sizin de düşünmenizi, kendi fikirlerinize yol bulmanızı istiyor. Okuduğum her iki kitabında da bunun ön planda olduğunu hissettim. Dediğim gibi yazarın düşüncelerine katılırsınız ya da katılmazsınız; ama en azından siz de düşünebilir, kendinize sorular sorabilir, farklı bir bakış açısı yakalayabilirsiniz. Bazen gülümseyerek bazen hüzünlenerek…

“Birisi bir şey söylerken onu önyargısız, kuralsız ve zincirsiz bir şekilde dinleyip özgürce değerlendirenler mutlaka kazanırlar.”

                                               * * * * *

“Ön yargı bir felakettir. O halde biten bir ilişkiyi temcite çevirip ikide bir ısıtmanın, Yavuz’a kızıp Selim’i yakmanın âlemi yok! Yeni başlayan bir birliktelikte her şeyin tamamen başka olacağını idrak edersen kimseye haksızlık etmemiş olursun. Yeni bir insandır karşındaki. Unut önceki yaşadıklarını ve yeniden yaşamaya başla.”

                                               * * * * *

“Depremde enkaza doğru ‘Sesimi duyan var mı?’ diye bağırıyordu AKAY’ın Murat’ı ve onun kurtarma ekibi. Enkazdan cevap gelmiyorsa başka enkazlara gidiyorlardı… Sen hiç saatlerce enkazın başında ses bekleyen kurtarmacı gördün mü? Göremezsin; çünkü bu, görevi suistimal etmek, az ileride ses bekleyenleri öldürmek demektir. O halde ses gelmiyorsa verdiğin sese karşı, başka yerlere ses yolla. Nefesini boşa tüketme! Kim bilir, sana ihtiyacı olan kimler var az ileride?”

                                               * * * * *

“Ya ben babamla konuşmasaydım, ya üstelemeseydim?.. Belki de iki haftamız asık suratlarla geçecekti. Bu nasıl bir faciadır böyle ki farkında olmadan ben babamın üzüntüsü için kahroluyorum, o da benim… O halde ‘susmamak ve anlamaya çalışmak’ huzurun tek yoludur diyebilirim.”

                                               * * * * *

“İnsanların sosyal çevrelerinde bulunan herkesi ısrarla kendine benzetmeye çalışmalarının sebebi de sadece kendilerine olan aşklarıdır.”

                                               * * * * *

“İnsanın tüketemeyeceği tek şey bilmedikleridir.”

                                               * * * * *

“16. yüzyıl Avrupa’sında Hıristiyan âlemi ‘Kadının ruhu var mıdır?’ diye tartışıyordu. Aynı devirde akademisyen olan birçok insan, kadınların insan türünden olmadıklarını ispat etmek için Latince tezler yazıyordu.”

                                               * * * * *

“Büyük kabul edilen insanların söylediği her söz, her zaman büyük olmayabilir. Filozoflar da bazen laf olsun diye ya da öylesine konuşabilirler…”

                                               * * * * *

“M.Ö. 2000’li yıllarda, Mısır Prensesi Nefertiti ilk olarak yüzük parmağı olarak bildiğimiz parmağa yüzük takmıştır. Bu parmağın hikmeti yüzyıllar sonra anlaşılmıştır. Başka hiçbir parmaktan kalbe direkt olarak giden bir damarın bulunmadığını, tıp daha yeni keşfetmiştir. Demek ki 4000 yıl önce tıp adına bilinen birçok şey bugün bile bilinmemektedir.”

                                               * * * * *

“Ferhat ile Şirin”, “Leyla ile Mecnun”, “Kerem ile Aslı”… Bu büyük aşklar, aşıklar şimdi nerede? Dağın, çölün, ateşin neden olduğu engeller paraya pula, menfaate mi dönüştü; o zamanki aşklar gerçekten güçlü müydü yoksa bizler öyle olduğuna mı inanmak istedik? Belki de herkes kendi yüreğine, aklına, çağına göre sevmeye çalıştı, çalışıyor…

“Mecnunlar, Metro Mecnun oldu. Artık çölde ‘Leyla Leyla’ diye bağıran bir mecnun yok! Kâh gece kulüplerine gidiyor Mecnun, lüks arabasına atabildiği kadar Tiki Leyla’yı atıp evine götürüyor; kâh basına yanındaki kızlarla ve altın kolyesiyle hoş pozlar veriyor. Soranlara da ‘Benim için iç güzellik önemli!’ diyerek felsefe yapıyor.”

görsel: bedri koraman

                                               * * * * *

“İnsanlar, kendi menfaatlerini senin zaaflarının ucuna takıp sömürebilirler seni. Ve sen sadece sömürülmekle kalmaz, maddi ve manevi olarak sağlam kayıplar verirsin.”

                                               * * * * *

“Teknoloji doğru kullanıldığında bir mucize, yanlış kullanıldığında ise bir musibettir.”

                                               * * * * *

“Ve ben bu adamları her akşam izlemeyerek televizyonumdan cehennemin dibine yolluyorum. Ben istemediğim sürece benim evime hiç kimse gelemez. Senin evine giren dostuna ve düşmanına sen karar vereceksin.”

                                               * * * * *

“Dünyada sınırlı bir zaman için bulunuyorsun. Bu zamanı iyi değerlendirmeli ve gereksiz işlerle ya da kişilerle zaman kaybetmemelisin.”

                                               * * * * *

“Çok uzun süre yaşayanlar genelde köylerde bulunurlar. Onların uzun yaşamalarının oksijenle ya da yedikleri doğal ürünlerle çok fazla bir bağlantısı yoktur. Onlar bu konularla ilgilenmedikleri ve konuyu bilmedikleri için uzun yaşarlar.”

                                               * * * * *

“İbn-i Sina’nın ömrü boyunca tıptan başka bir şey düşünmediğini biliyor muydun? İbn-i Sina o kadar büyüdü ki hastanın sadece nabzına bakarak 300 hastalığı teşhis edebiliyordu. Tarihte Galen ve Hipokrat’ın önüne geçen tek hekimdi. İbn-i Sina, ‘Avicenna’ olarak dünyada ün yaptı.”
                                           ▬    ▬      ▬