19 Aralık 2015 Cumartesi

İKTİDAR (Bertrand RUSSELL)

İktidar nedir, çeşitleri nelerdir? 
İktidara, güce sahip olmak insanı nasıl etkiler?
İktidar sahibinin özellikleri...
Demokrasi, toplum, barış...
Bertnard Russel
İktidar

“Bu kitapta ben, fizikte nasıl Enerji temel kavramsa, aynı şekilde sosyolojide de İktidar’ın temel kavram olduğunu kanıtlamaya çalışacağım.”


                                               * * * * *

“Napolyon başarısını tamamıyla başkalarına borçludur, ne var ki, o, yardımcılarının başarılarını da kendi başarısına ekleyebilecek yeteneklere sahipti.”

                                               * * * * *

“Buraya kadar hep kumanda edenlerle, edilenler üzerinde söz söyledim, hâlbuki üçüncü bir tip de vardır – yani, çekilenler. Bazı kimseler zorba olmadıkları halde, boyun eğmeyi reddedecek kadar da cesurdurlar. Bunlar toplum yapısına kolay kolay uymazlar ve şöyle ya da böyle, bir başlarına özgür yaşayabilecekleri bir sığınak ararlar.”

                                               * * * * *

“Çekilenlerden bazıları aslında iktidar aşkından yoksun değil, iktidara bilinen yollardan ulaşma yeteneğinden yoksundur.”

                                               * * * * *

“Çoğumuz, yaşamımızda bir gün, hiç umursamadan bir karınca yuvasını bozup meydana gelen kargaşalığı az çok zevkle seyretmişizdir. New York’taki bir gökdelenin tepesinden bakıldığı zaman, aşağıda gidip gelen insanlar artık insan olmaktan çıkar, belli belirsiz bir anlamsızlık kazanırlar. Jüpiter gibi, insan da yıldırımla silahlanmış olsa, yıldırımı eline geçiren insan, tıpkı, ona karınca yuvasını bozduran isteğe benzer bir dürtüyle, yıldırımı insan kalabalığı içinde savurmaya kalkardı.”



                                               * * * * *

“Eli altında sınırsız mekanik güç bulunduran insan, eğer kontrol edilmezse kendini bir tanrı – Hristiyanların Sevgi Tanrısı değil, putperestlerin Tor’u, Vulkan’ı – gibi hissedebilir.”

                                               * * * * *

“Büyük İskender’le Jul Sezar, savaşlarıyla tarihin bütün gidişini değiştirmişlerdir. Ne var ki, birincisi olmasaydı, Yunanca yazılmış Dört İncil bulunmaz ve Roma İmparatorluğu sınırları içinde Hıristiyanlık öğretilemezdi. İkincisi olmasa, Fransızlar, Latince kökten gelen bir dil konuşamazlar ve Katolik Kilisesi de ortaya çıkamazdı.”

                                               * * * * *

“1000 yılından sonra, beklenildiği gibi dünyanın sonunun gelmediği görülünce, uygarlık hızla ilerlemeye başladı.”

                                               * * * * *

“Papalık bu dönemdeki utkularını öldürücü silah gücüyle değil, örneğin kör inançlar gibi, ‘ruhani’ silahlar yoluyla kazandı.”

                                               * * * * *

“On birinci, on ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda krallar bir kural olarak cahil, buna karşılık Papalar hem okumuş hem de bilgili kimselerdi.”

                                               * * * * *

“Bir kurum olarak krallık, gelişmesinin doruğuna Büyük Piramit zamanında Mısır’da, Hamurabi zamanında da Babil’de ulaşmıştı. Daha sonra gelen kralların daha büyük toprakları olmasına karşın, hiçbiri krallığının sınırları içinde tam anlamıyla krallık düzeni kuramadı. Mısır ve Babil krallarının iktidarı iç ayaklanmalar yüzünden değil, sadece dış istilalar yüzünden sona ermişti.”

görsel: brueguel

                                               * * * * *

“Rönesans İtalyasında, Yunan’da olduğu gibi çok yüksek bir uygarlık düzeyi, çok alçak bir ahlak düzeyiyle birlikte bulunuyordu: Her iki çağ da, en yüksek dehalarla birlikte, en aşağılık haydutlukları birlikte ortaya koyar; bu çağlarda gerek haydutlar, gerek dahiler asla birbirlerine karşı değillerdir, Leonardo da Vinci, Sezar Borjiya için kaleler yapmıştı; Sokrat’ın öğrencilerinden bazıları, otuz despot hükümdarın en berbatları arasında yer alır; Eflatun’un çömezleri, Siraküza’da utanç verici olaylara karışmışlardı; Aristo bir despotun yeğeniyle evlenmişti. Her iki çağda da sanat, edebiyat ve cinayet yüz elli yıl kadar yan yana serpilip geliştikten sonra, Batı’dan ve Kuzey’den gelen daha az uygar, ama daha dayanışmalı uluslar tarafından toptan ortadan kaldırıldı. Her iki durumda da, siyasal bağımsızlığın elden gidişi sadece kültürel çöküşü doğurmamış, aynı zamanda ticaret üstünlüğünün yitirilmesine ve felaketli bir yoksulluğa neden olmuştu.”

                                               * * * * *

“Sezar’ı iktidara geçirenler, onun alacaklılarıydı; bunlar, alacaklarını kurtarabilmek için, Sezar’ın başarıya ulaşmasından başka umar görmemişlerdi; ne var ki, Sezar da başarı kazanınca, borçlarını yadsıyabilmesini sağlayacak bir iktidar sahibi oldu.”

                                               * * * * *

“İktidarı ellerinde bulunduranlar, tıpkı Luther zamanındaki Papalar gibi, eninde sonunda, sıradan insanların çıkarlarına karşı açıkça vurdumduymaz hale gelirler.”

                                               * * * * *

“Atlı bir haberci Sart’tan Susa’ya bir ayda haber getirebilirdi, ama bir ordunun Susa’dan kalkıp Sart’a varması üç aylık bir yürüyüşü gerektirirdi. Bu bakımdan, İyonyalılar Perslere karşı ayaklandıkları zaman, herhangi bir askeri birlik Küçük Asya’ya girene dek, aylarca serbest hareket edebilmek olanağına sahip bulunuyorlardı.”

görsel: leonardo da vinci

                                               * * * * *

“Daha yüzyıl öncesine dek attan hızlı yolculuk edebilen şey yoktu. Bir haydut başka bir kente kaçtığı zaman, işlediği suçun haberinden önce o kente varabilirdi. Zamanımızda ise, haber daha hızlı gittiğinden, kaçmak zorlaşmıştır.”

                                               * * * * *

“İnsanlar topluluk içinde yaşamayı çıkarlarına uygun bulurlar, ama istekleri, bir kovan içindeki arıların isteklerinin tersine, büyük ölçüde bireysel kalır; işte toplumsal yaşayışın güçlükleri ve bir yönetim gereksinmesi de buradan doğar.”

                                               * * * * *

“Sadece bir tane önemli uluslar arası tröst vardır, o da, silah endüstrisidir; bu endüstriyi öteki endüstrilerden ayıran olağanüstü özellik de, burada, bir firmanın sipariş almasının, bütün öteki firmaların da sipariş almalarına yol açmasıdır: Bir ülke silahlanınca, öteki ülkeler de silahlandığından, silah endüstrisi alanında rekabete yol açacak neden yoktur.”

                                               * * * * *

“Her şeyden önce, ‘mülkiyet’ ile ‘kontrol’ aynı şey değildir. Eğer bir demiryolu Devlet’in mülkiyetindeyse ve Devlet’in bütün vatandaşları temsil ettiği kabul ediliyorsa, bu, her sıradan vatandaşın bu demiryolu üzerinde mutlaka kontrol olanağına sahip bulunduğu anlamını taşımaz.”

                                               * * * * *

“Çeşitli görüş açılarını yansıtan çeşitli gazeteler olacağına, her sayfası başka bir partiye ayrılmış bir tek gazete olması belki daha bile iyidir. Böylelikle bütün okurların, bütün görüşler hakkında bilgi sahibi olmaları olanağı sağlanır ki, bu da bu okurları, bir gazetede kendi görüşlerine aykırı hiçbir şey görmeyen okurlardan daha yansız kılar.” 

                                               * * * * *

“Demokrasi, başarıya ulaşabilmek ve ayakta durabilmek için hoşgörü ruhuna muhtaçtır – aşırı bir nefrete, aşırı bir şiddet sevgisine değil.”


görsel: by tim o'brien


                                               * * * * *

“Çocukluğunda sevgi görmüş, mutlu kılınmış, gençliğinde dünyayı barış içinde bulmuş insanlardan meydana gelen yumuşak yaratılışlı bir toplulukta, yurtseverlik gibi, sınıf savaşı gibi, daha neler neler gibi, yığın halinde insan öldürmek amacıyla bir araya gelmekten ibaret idealizm biçimleri gelişmezdi. Bence, idealizmin zalimce biçimlere yönelişinin ardında biraz da, insanların çocukluk dönemlerindeki mutsuzluklar yatmaktadır ve eğer çocuklukta verilen eğitim, kazandırılan duygular bakımından gerektiği gibi olsa, bu zalimce eğilimler büyük çapta azaltılabilirdi.”

                                               * * * * *

“Çocuklara doğuştan sevgi besleyen her insan için, bütün bunlar dehşet vericidir; çocuklara nasıl otomobil altında kalmamayı, ezilmemeyi öğretiyorsak, aynı biçimde onlara, zalim fanatikler tarafından ezilmemeyi de öğretmeli ve bu amaçla, az çok kuşkucu ve tamamıyla bilimsel bir düşünce bağımsızlığı yaratmaya, aynı zamanda da her sağlıklı çocukta bulunması doğal olan yaşama sevincini korumaya çalışmalıyız.”
                                          ▬    ▬      ▬