20 Kasım 2014 Perşembe

DÜŞ SOKAĞI ÇOCUKLARI (Dinçer SEZGİN)

Sımsıcak bir öykü. 
Sevgi, yardımseverlik, dostluk...
Birlikte olabilmenin, omuz omuza verebilmenin önemi...
Yargılamadan, incitmeden... Sevgiyle...  
Çünkü düşler, sevgiyle gerçekleşir.
Dinçer Sezgin
Düş Sokağı Çocukları




“Sevgi hanımın, çiçeklerle ilgili olarak anlattığı öyküleri büyük bir merak ve heyecanla dinliyorlardı. Çam ağaçlarının öyküsü ayrıydı. Salkımsöğütlerin dikiliş ve büyüyüş öyküleri, güllerinkine benzemiyordu. Giriş kapısını bütünüyle sarmış olan yaseminin öyküsü bambaşkaydı. Bahçe duvarını çevreleyen demirlere sarılmış olan hanımellerinin, onların arasında öbek öbek büyüyüp ormanlaşmış yedi ortakların öyküleri bütünüyle yazılsa bir roman olurdu. Arka bahçedeki küçücük göletin ve çevresindeki mevsimlik çiçeklerin, insanı yürekten sarsan, minicik minicik öyküleri vardı.”

                                               * * * * *

“ ‘Birazcık soluklanmak için durdukları’ yapının giriş katı, bir hafta sonra kendi evleri oldu. Kimselerin kolay kolay inanmayacağı bu öyküyü tam sekiz yıl önce yaşamışlardı. Kimse inanmayabilirdi ama gerçekti.”

                                               * * * * *

“Sevgi buyrukla yaşanmazdı çünkü.”

                                               * * * * *

“Bazı planları vardı;
Çocuklarla akşamları kitap okumak gibi, onlara uygun olan tiyatrolara gitmek gibi, çocuk filmlerini izlemek gibi, hatta onlarla bir ‘bizim sokak, çocuk tiyatrosu’ kurmak gibi, hep birlikte kentin görülecek yerlerini gezmek gibi, hep birlikte bir müzik aletini çalmayı öğrenmek gibi… Bu planlarını açıklayacaktı ana babalara.”



                                               * * * * *

“Olur a, bu işi hiçbir biçimde gerçekleştiremeyebilirim. Eğer öyle bir durumla karşılaşacak olursam, o zaman da hiç değilse ‘Elimden geleni yaptım, ama olmadı.’ derim. Keşke elimden geleni yapsaydım diye hayıflanmam.”

                                               * * * * *

“Çözüm üreten bir toplum değildik. Sorunları saptamayı biliyorduk. Ama sorunları bitirecek çözümler üretemiyorduk. Çözüm yerine bol bol ‘laf’ ediyorduk. Şikâyet ediyorduk. Şimdi, arabadan inip bu kargaşada bekleyenlerle konuşsa, herkesin çok çok şikâyetçi olacağını biliyordu. Ama bu şikâyetçiler ordusu, yaşanan soruna bir çözüm öneremeyecekti, onu da biliyordu.”

                                               * * * * *

“Bu sokağın çocukları için bir çocuk kulübü kurabiliriz. Çocuklarımız boş zamanlarında bu kulübe gelebilirler. Kitap okurlar, spor yapabilirler, oyun oynayabilirler. Bir müzik aletini çalmayı öğrenebilirler. Elbette bunların tümü bir anda olmaz. Zamanla, kurulan düşler gerçekleşebilir. Ben böyle bir kulüp kuralım ve okuma akşamları, okuma günleri yaparak ilk adımı atalım diyorum.”
                                          ▬    ▬      ▬