30 Ekim 2014 Perşembe

KÜÇÜK ŞEYLER (Üstün DÖKMEN)

Hayat bir andır, o da bu andır.
Belki de bu ânı fark ettiğimiz ölçüde yaşamımız anlam kazanır.
Psikolog, yazar Üstün Dökmen “Küçük Şeyler” adlı kitabında rollerimizin tutsağı olmadan yaşamdan keyif almanın, ona anlam katmanın yollarını gösteriyor. 

“Bir süredir televizyonda ‘Küçük Şeyler’ adlı bir program yapıyorum. Elinizdeki kitap, bu programdaki bazı konuların genişletilmesiyle ve yeni konuların eklenmesiyle oluştu. Kitabın çerçevesi, insan ilişkileri, iletişim hataları, yaşama sevinci, çocuklarla iletişim, eşlerle iletişim, rollerimiz, kadın-erkek eşitliği…”

üstün dökmen

                                               * * * * *

“Bu dünyada küçük şeyler yoktur. Bakmasını bilen göz için her şeyin bir anlamı vardır.”

                                               * * * * *

“Bir düğüne giden insanların, bir şeyleri övmekten çok, negatif eleştiri yönelttiklerini görürüm. Ufacık ufacık ayrıntıları yakalayıp kurabiyeleri, limonataları, gelinin, damadın kaşını, gözünü, kayınvalidelerin elbiselerini eleştirdiklerini duyarım. İnsanlar eleştiriyorlar, eleştiriyorlar, ondan sonra da ‘Amann bize ne, Allah mesud etsin’ diyorlar. İyi de, şu ‘bize ne’yi en baştan demeyi öğrenebilir miyiz acaba?”

                                               * * * * *

“Bir insan parmağı, evrende çok küçük bir şeydir. Ama bir parmak izinin, geçmişteki ve gelecekteki tüm parmak izlerinden farklı olması, işte bu büyük bir şeydir.”

                                               * * * * *

“Neyin önemli, neyin önemsiz olduğu, neyin kabalık, neyin kibarlık olduğu, üç boyutta değişir: Kişiden kişiye değişir, toplumdan topluma değişir, zaman içinde değişir.”

                                               * * * * *

“Enstantane küçük bir andır; ama o anı yakaladığınızda o an ömür boyu karşınızdadır.”


                                               * * * * *

“Mutsuz olmayı, şuna buna söylenmeyi, karamsarlığı öylesine derinden öğrenmişiz ki, ‘Bu ülkede yaşanmaz’ ve nihayet ‘Batsın bu dünya’ demeye hakkımız olduğunu düşünüyoruz sonuçta. Ve daha da kötüsü, iyimser birini gördüklerinde canları sıkılıyor kötümserlerin, adeta ‘Şuna bir şey söyleyeyim de keyfi kaçsın’ diyorlar içlerinden.”

                                               * * * * *

Rol tutsaklığı, kişinin rolleriyle övünmesi, kendisine ait rolleri, farkında olmadan kendinden üstün tutmasıdır. Rollerimizi kendimizden üstün tuttuğumuz zaman, bir anlamda rollerimizin altında eziliriz, kendimizi bir kenara atmış oluruz.”


                                               * * * * *

“Sıcak bir yaz günü buz gibi bir bardak suyu Doktor Ayşe Hanım içmez; Ayşe içer. Doktor Ayşe Hanım hastalarına bakar.”

                                               * * * * *

“Ben ülkemde yerdeki ekmeğe tekme atıldığını hiç görmedim. Ama yerdeki insana tekme atıldığını çok gördüm. Yerdeki ekmeklere gösterdiğimiz saygıyı birbirimize de göstereceğimiz günlerin gelmesini diliyorum.”

                                               * * * * *

“İbn-i Sina ‘Bilim ve sanat iltifat görmediği ülkeyi terk eder’ demiş.”

                                               * * * * *

“Eğer ormanda yanlış mantarı yerseniz, bunun doğal sonucu (geribildirimi) şudur: Hekimler midenize hortum sokup yıkarlar. Bunu size ceza olsun diye yapmazlar. Yanlış mantar yemenin doğal sonucu, midenizin yıkanmasıdır. Eğer siz yanlış mantar yediğiniz için yaban atları size çifte atsaydı, bu ceza olurdu.”


                                               * * * * *

“Çocuk yemek yemiyorsa, biraz beklemek, uyarmak, daha sonra da sofrayı toplamak uygun olur. Bir sonraki öğüne kadar sofra kurulmaz. Bu bir ceza değildir, işin doğası gereğidir; bu bir geribildirimdir, yaptırımdır. Biz, önce yemedi diye çocuğa bağırıyoruz, daha sonra da iki öğün arasında istediği anda sofrayı kuruveriyoruz. Bu tavrımızda bir tutarsızlık vardır.”

                                               * * * * *

KüçükAğaç’ın dedesi, torununa hiç ceza vermemektedir; ödül de vermemektedir. Zaman zaman geribildirimler vererek, davranışlarının ne işe yaradığı konusunda rehberlik etmektedir. Küçük ağaç ise pozitif geribildirimler aldıkça kendisiyle gurur duymaktadır. (Dede burada, kendisine güvenen yetişkin tavırlı bir insan yetiştirmektedir.)”

                                               * * * * *
“Sinerji bir anlamda işbirliği yoluyla güç artırımı demektir. Diyelim ki bir kişi ‘a’ kadar enerji kullanıp ‘5’ miktarında iş gerçekleştiriyor. İkinci kişi de böyle, ancak bu iki kişi işbirliği yaptıkları zaman, yine her biri ‘a’ kadar enerji harcayacak, ancak toplamlarında 5 · 2 ═ 10 kadar değil, 10’dan fazla, sözgelimi 14 düzeyinde üretim gerçekleştireceklerdir.”
                                          ▬    ▬      ▬