13 Ekim 2014 Pazartesi

BEŞİNCİ DAĞ (Paulo COELHO)

Beşinci Dağ
İlyas Peygamber’in romanlaştırılmış öyküsü.
Seçimlerimiz kaderimizi, kaderimiz seçimlerimizi nasıl etkiliyor?
Umut, inanç, yaşam amacı... Bunlar hayata nasıl bir anlam katıyor?
Kuşku, kararsızlık anları yaşamımızı nasıl etkiliyor?
Hepsi ve daha fazlası...


“Asker, yayını yeniden gerdi. İlyas, büyük bir şaşkınlık içinde, korkmadığını, yaşama içgüdüsüne sarılmadığı gibi, içinde bir istek olmadığını da hissetti. Bu sahne, çok uzun zaman önce kararlaştırılmış gibiydi ve o olsun, öteki olsun – o ve karşısındaki asker – kendilerinin yazmadığı bir tragedyada rol alan birer oyuncuydu sanki.”

                                               * * * * *

“Dereler ve bitkiler gibi, ruhlar da bir başka yağmura gerek duyuyordu: umut, inanç, yaşam amacı. Bunlar olmazsa, beden yaşamayı sürdürse bile ruh ölüyordu; o zaman insanlar şunu söyleyebilirdi: ‘Burada, bu bedenin içinde, vaktiyle bir insan varmış.’”

                                               * * * * *

“Kendinden kuşku duymayan kişinin değeri yoktur – çünkü değerli olduğuna körü körüne inanmış, böylelikle de gururlu olma günahını işlemiştir. Kararsızlık anları yaşayan kişilere ne mutlu!”

                                               * * * * *

“Rahip, insanların icat ettiği imha silahları arasında en korkunç – ve en güçlü – olanının, ‘söz’ olduğunu biliyordu. Hançerler ile mızraklar kan izi bırakıyordu; oklar uzaktan fark ediliyordu; zehirlere gelince, sonunda onlar da ayırt ediliyor, etkileri ortadan kaldırılabiliyordu. Ne var ki söz, iz bırakmadan yok ediyordu.”

                                               * * * * *

“—Toplamakta gecikirsen, meyveler dalında çürür, diye üsteledi komutan. Çözümünü geciktirirsen, sorunlar sürekli artar.”

görsel: vladimir kush
                                               * * * * *

“O ülkenin her askeri, orduya girdiğinde bir ağaç dikiyor, tohumu ektiği yerin üstünden her gün atlıyor. Tohum sürgün veriyor, asker üstünden atlamayı sürdürüyor. Sürgün bitki haline geliyor, atlamayı sürdürüyor. Bu işten bıkmıyor, bunun bir zaman kaybı olduğunu düşünmüyor. Ağaç, yavaş yavaş büyüyor – ve askerler giderek daha yüksekten atlıyorlar. Böylelikle, engelleri aşmaya sabırla ve özveriyle hazırlanıyorlar.”

                                               * * * * *

“Sizler, geleneklere ters düşmemeye o kadar dikkat ediyorsunuz ki zamanın değiştiğini unutuyorsunuz.”

                                               * * * * *

“Umut olmazsa, insanlar olanaksız gibi görünen olaylar karşısında çaba harcamaya yanaşmaz.”

                                               * * * * *

“Çoban güldü: ‘Akbar’ın valisi bile olsaydın, kaçınılmaz olanı önleyemezdin.’”

                                               * * * * *

“Bir çocuğun bir erişkine her zaman öğretebileceği üç şey vardır: Nedensiz yere mutlu olmak, her zaman meşgul olabilecek bir şey bulmak ve elde etmek istediği şeyi – var gücüyle – dayatmak.”


                                               * * * * *

“Düşman, kendi gücümüzü ortaya koyabilmek için bir araçtan başka bir şey değildir.”

                                               * * * * *

“Başımıza felaketler gelir. Bunların nedenlerini keşfedebilir, bunlardan başkalarını sorumlu tutabilir, başımıza gelmeselerdi yaşamımızın ne kadar farklı olabileceğini düşünebiliriz. Ne var ki, bütün bunların hiç önemi yoktur: başımıza gelmişlerdir, o kadar. Hemen ardından, bizde uyandırdıkları korkuyu unutmamız ve her şeyi yeniden kurmaya başlamamız gerekir.”

                                               * * * * *

“— O sözleri keşfettiğimde, kilden tabletler üzerine yazacağım.
— Yap tabii. Ama onları özellikle kalbine yaz; orada ne bozulur, ne de yanar; istediğin yere de götürebilirsin.”

                                               * * * * *
“İnsanın, yaşamının bir aşamasının ne zaman bittiğini her zaman bilmesi gerekir. Bir yerde, gerekli olan zamandan daha uzun kalmakta diretirsen, sevincini ve huzurunu yitirirsin.”
                                          ▬    ▬      ▬