11 Eylül 2014 Perşembe

PİNOKYO (Carlo COLLODI)

Yalan söyler misiniz; şu ufak, beyaz yalanlardan? 
Peki yalanları saklamak mümkün müdür? 
Carlo Collodi
Pinokyo
Küçük bir kukla... Bazen korktuğu için, bazen durumu kurtarmak için bazen de çevresindekileri üzmemek için kendince zararsız yalanlar söylüyor. 
Hikayesi nerede başlayıp nerede bitiyor? Aslında bir kukla mı yoksa insan mı? Belki de her insan yalan söylediğinde farkında olmadan kukla olmaya başlıyor!?



“Ufak tefek, neşeli, yaşlı bir adam dükkâna girdi. Onun adı Geppetto’ydu. Fakat mahalledeki çocuklar ona takılmak istedikleri zaman Polendina diye seslenirlerdi. Yaşlı adama bu adı takmışlardı. Geppetto’nun sapsarı peruğu yüzünden bu ismi uygun bulmuşlardı. Polendina, sarı mısırdan yapılan bir tür tatlının adıydı.”

                                               * * * * *

“Geppetto, başını salladı. «Görüyorsun ya, yiyeceğin konusunda bu kadar kibar ve titiz davranmaman gerektiğini söylediğim zaman haklıymışım. Sevgili oğlum, hiçbir zaman başımıza neler geleceğini bilemeyiz. Bu çok acayip bir dünyadır.»”


                                               * * * * *

“Peri, «Sevgili çocuğum,» dedi. «Yalanlar kolaylıkla anlaşılır, iki tür yalan vardır. Bunlardan birincisi kısa bacaklı yalanlardır. İkincisiyse uzun burunlu yalanlar. Senin yalanlarının uzun burunları olduğu belli.»
Pinokyo, çok utanmıştı. Yüzünü gizlemeyi istiyordu. Sonra odadan kaçmaya çalıştı. Fakat bunu yapamadı. Çünkü burnu engel oldu. Çok uzamış olan burnu yüzünden kapıdan çıkamıyordu.”

                                               * * * * *

“Güvercin, gülümsedi. «Bunları öğreniyorsun oğlum. Gerçekten açsan ve yiyecek bir şey de yoksa yeşil kuşyemi bile sana lezzetli gelir. Dünyada açlık kadar iyi bir aşçı daha bulunamaz.»

                                               * * * * *

“İyi kalpli peri, «Bunu biliyorum,» dedi. «Zaten seni de bu yüzden affettim. Gerçekten üzüldüğünü, pişman olduğunu öğrendim. O zaman iyi bir kalbin olduğunu anladım. Bir çocuğun kalbi iyiyse yaramaz da olsa, türlü kötülüklere de kalksa eninde sonunda düzeleceğine dair umut vardır. İşte bu yüzden seni aramak için buraya geldim. Bundan böyle senin annen olacağım…»”


                                               * * * * *

“Oyun Ülkesinde oyuncaklar, eğlenceler arasında tam beş ay geçti. Bu ülkede eğlence sabahtan akşama kadar sürüyordu. Kimse bir kitap açmıyor, bir okulun dışını bile görmüyordu. Bütün çocuklar neşeli ve mutluydular.
Fakat Pinokyo, bir sabah uyandığında çok tatsız bir sürprizle karşılaştı ve bu yüzden neşesini de kaybetti.”

                                          ▬    ▬      ▬