29 Eylül 2014 Pazartesi

BU ANADOLU VAR YA (Bedri Rahmi EYUBOĞLU)

Ünlü ressam, şair, yazar... 
Bedri Rahmi’nin kitaplarına girmemiş yazılarından bir derleme: Bu Anadolu Var Ya

Yaşama sevincini, hayretini, insan, doğa, sanat sevgisini, yüreğinin sıcaklığını, avuç avuç dağıtabilmiş babam. Duyduğu hazzı daima paylaşmaktan, bölüşmekten yana olmuş.
Durmadan dinlenmeden vermiş. Hababam vermiş; resim, şiir, nesir, öğretmenlik, mozaik, seramik, litografi, serigrafi, gravür, vitray… Uğraşlarının bir kısmı… Yediveren gül misali durup dinlenmeden parıltılarını cömertçe dağıtmış. (Mehmet EYUBOĞLU – 23 Nisan 1991)”

bedri rahmi eyuboğlu

                                               * * * * *

“Onların ceviz ağacından yontulmuş paletleri, tavus kuyruğundan veya samurdan çekilmiş fırçaları yoktur, Hollanda boyalarının Alman boyalarından kaç saat sonra kararacağını düşünmezler bile, Da Vinci’nin resim hakkında yazdığı iki muazzam ciltlik kitabı okumamışlardır. (BİR İKİ SÖZ: ADSIZ SANATKÂRLAR)”

                                               * * * * *

“Allah’ın bin bir itina ile İstanbul ile Beyoğlu arasında serdiği Haliç’i, âdemoğulları çirkinleştirmek için ellerinden geldiği kadar çalışmışlar ve coğrafya kitaplarının Altın Boynuz yapıp İstanbul’un başına taktığı Haliç’i iğrenç bir çöp tenekesi yapmışlardır. (KÖPRÜ)”

                                               * * * * *

“Biz yalınayak, başıkabak Anadolu çocukları o yaşta heyecanlarımızı sinemalardan, stadyumlardan satın almazdık. Bizim ne bir rüya hızıyla uçup giden bisikletlerimiz, ne de bilmem ne marka mızıkalarımız vardı. Bir söğüt ağacından kestiğimiz dallara cins bir kısrağa binercesine biner, koşturur ve yine söğüt ağacından düdükler yapardık. Ve sarı gül kokan yollarda söğüt ağacından kesilmiş atlarımızla Pınarbaşı’na koşardık. (PINARBAŞI VE BİR AHLAK DERSİ)”

                                               * * * * *

görsel: remzi taşkıran
“— Merak etmeyin! dedi. Namaza gidiyor. Namazdan sonra gelir, aynı yerde oturur. Tuhaf adamdır. Ben burada dükkân açalı tam 15 sene oluyor. Onun bir defa da başka bir yerde oturduğunu görmedim… Geldiği zaman yerinde başka birisini görürse, başka yerde oturmaz gider… Alışmak kötü şeydir. (BEYAZIT KAHVELERİ)”

                                  * * * * *

“Şöhret, servet keyiflerine adım başı pusu kurmak için kan ter içinde didişen adamlar, Beyazıt kahvelerinde oturanlara ‘miskin’ derler. Beyazıt Kahvelerinde oturanlar da bu kan ter içinde koşuşturan adamlara nargilelerinde boğulan bir kahkaha ile gülerler. (BEYAZIT KAHVELERİ)”

                                               * * * * *

“— Mesela diyordu: Analarımız biz daha kundakta iken, padişahın, kılıcın ne olduğundan haberimiz yok iken, bize :’Benim oğlum paşa olsun ninni!’ diye ninniler söylerler…
Kundaktaki bizleri uyutan, ilerde paşa olmak tesellisi, vaadi değil, anamızın güzel sesi ile ninninin yeknesak melodisidir. (DAĞLAR BİZİMDİR)”

                                               * * * * *

“İstanbul, önlerinde her sayfası binbir sürprizle dolu bir masal kitabı gibi yarı açık duruyordu. (SEYYAHLAR)”
                                          ▬    ▬      ▬