13 Temmuz 2014 Pazar

ÇÖL YASASI (Christian JACQ)

Christian Jacq, eski Mısır medeniyetini anlatan tarihi romanlarıyla tanınıyor. “Çöl Yasası” da bunlardan biri. Kitap, “Mısır Yargıcı Üçlemesi”nin ikinci kitabı. İlk kitap “Katledilen Piramit”, üçüncü kitap ise “Vezirin Adaleti”.
Yine heyecan dolu olaylar, yönetimdeki entrikalar, mücadeleler... 
Uygarlıklar değişse de zaman geçse de benzer olaylar her yerde, her çağda görülebilir mi? İktidar hırsı insana neler yaptırabilir?...
Hepsi ve daha fazlası için... “Çöl Yasası

“Kural büyük, etkisi sonsuzdur; Osiris zamanından beri hiç bozulmamıştır. Yozlaşama kalabalığı avucunun içine alabilir ama kötülük asla istediği sonuca ulaşamaz. Kendini insan ırkına karşı bir oyuna kaptırma, çünkü Tanrı böyle bir eylemi cezalandırır… Eğer benim sana söylediğim özdeyişleri dinlediysen, her bir emelin önüne çıkıp ilerleyecektir. (Bilge Ptahhotep’in öğretisi, 5. Ve 38. Özdeyişlerden alıntılar.)”

                   * * * * *

“Taşradan gelmiş, koca Memfis sitesinde yolunu şaşırmış küçük bir yargıç olarak, tuhaf bir dosyayı yakından inceleyip fazla titiz davranmak gafletinde bulunmuştu.”

                                               * * * * *

“Öteki kadınlar da güzeldi ama onda zekânın çekicilikle bütünleşerek eşi benzeri olmayan bir ışık saçtığı mükemmel bir uyum vardı.”

                                               * * * * *

“Kem, uykusunda bile tetikteydi. Nübye’nin uzak bölgelerinde geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarından bir avcının içgüdüleri kalmıştı ona. Kendilerinden pek fazla emin olan nice arkadaşı bir aslanın pençeleri altında parçalanıp savanlarda yitip gitmemiş miydi?”

                                               * * * * *

“Ender mutluluklarından biri de Pazer’i tanımış olmaktı; o, davranışlarıyla, Kem’in uzun zamandır hiç inanmadığı bir adaletin varlığının kanıtı olmuştu.”

                                               * * * * *

“Hiçbir iyi niyet bekleme, düş kırıklığına uğramazsın.”

                                               * * * * *

“— Şu esef verici olayları unutamaz mıydık?
— Unutmak adaletsizliğin başlangıcıdır.”

                                               * * * * *

“Bu son derece yoğun anda Kural’ın en başta gelen ilkesini düşünüyordu: ‘Tapınakta sesini yükseltme, Tanrı çığlıklardan nefret eder. Yüreğin sevgi dolu olsun. Tanrı’yı olur olmaz sorgulama, çünkü o sessizliği sever. Sessiz kişi meyve bahçesinde yetişen ağaca benzer; meyvesi tatlı, gölgesi hoştur, doğduğu meyve bahçesinde yeşerir ve günlerini tamamlar.’”

                                               * * * * *

“Şafak onun saatiydi, yaşamın yeniden doğuşu, her sesin tanrısal sözleri ilettiği bir doğanın uyanışı. Güneş uzun ve çetin bir mücadeleden sonra karanlıkları yenmişti; onun bu zaferi yaradılış besliyor, ışığı sevince dönüşüyor, gökteki kuşlara ve nehirdeki balıklara can veriyordu.”


                                               * * * * *

“— Projeleriniz?
— Yargıç Pazer’in ismini kirletmek.
— Lekesiz biri değil mi o?
— Görünüşte dostum! Her insanın zayıf yanları vardır. Olmazsa da uydururuz.”  
      
                                               * * * * *

“— Basit bir önlem diye açıkladı Pazer. Deneyimim arttıkça saflığım azaldı. Mühre sahip olan herkes önlemini almak zorunda değil midir? Bugün yarın düşmanlarımın bundan yararlanabileceklerinden kuşkulanıyordum. Bütün resmi belgelerde, dokuzuncu ve yirmi birinci sözcükten sonra küçük, kırmızı bir nokta koyuyorum. Mührümün altına, neredeyse mürekkebe boğulmuş ama çok yakından okunabilen beş kollu minicik bir yıldız çiziyorum. Rica ediyorum, şu tableti inceleyin ve bu özel işaretlerin olmadığını görün.”

                                               * * * * *

“— Yanılıyorsunuz; aksine, en son haberdar edilen siz oluyorsunuz. Saray sizin uzlaşmaya hiç yanaşmadığınızı ve Denes davasının çok büyük yankı uyandıracağını biliyordu.”

                                               * * * * *

“Görünüşteki saygınlığının ardında kasıntı, beş para etmez ve sadece çıkarına düşkün biri gizli.”

                                               * * * * *

“Tapeni Hanım işçi kızların gitmesinden sonra atölyeyi kontrolden geçirdi. Keskin gözü en küçük bir hırsızlığın dahi farkına varıyordu; ne bir alet ne de bir kumaş parçası kaybolabilirdi onun yerinden; çünkü işin ucunda derhal uyguladığı yaptırımlar vardı. sadece katılık, çalışmada kalıcı bir kalite sağlayabilirdi.”

                                               * * * * *

“— Genel af büyük bir haksızlık, ülkenin dengesini bozar.
— Bu sözlerden sonra hayatta kalacağını mı sanıyorsun?
— Size gerçek düşüncelerimi sunma sevincini yaşamış olurum.”

                                          ▬    ▬      ▬