22 Mayıs 2014 Perşembe

TUTANKAMON OLAYI (Christian JACQ)

Arkeoloji: Kazı bilimi.
Çağlar öncesinden günümüze ulaşan kent, yazıt, heykel...
Geçmişin gücü, dinginliği, ruhu...
Binlerce yıl öncesinden gelen sese kulak vermek...
Tarihin canlanması, gözler önüne serilmesi...
Mısır, Tutankamon, Howard Carter...
Christian Jacq, Tutankamon Olayı.

“Varoluşu kendisine fazlasıyla tatsız tuzsuz geldiğinde tarik kitaplarına gömülüyordu; Avrupa’nın içine dalmakta olduğu küçük burjuva zihniyetinin karşıtı olan görkemli yapısıyla antik çağlar onu çekiyordu.”


                                               * * * * *

“İnsan gerçek dostlarla karşılaşma şansını elde etmişse onları korumalıdır.”

                                               * * * * *

“Rehber hayli yıpranmış iki kraliyet yontusu olan Memnon’un dev yontularının önünde durdu:
— Büyük gizem, diye mırıldandı, bunlar korkulası dehalardır. Bazen şarkı söylerler.
— Romalılar tamir ettiğinden beri susuyorlar.
— Hayır! Onları duyacak kulak kalmadı.”

                                               * * * * *

“Bu insanların tek hayali lüks otellerde gösteriş satmak, flört etmek, kartvizit değiş tokuşu yapmaktır. Bir resepsiyondan diğerine koşturur, tenis ve briç oynar, durmaksızın yeni bir zaman öldürme yöntemi icat ederler. Ne yazık ki programlarında Krallar Vadisi’nde zorunlu bir piknik ve mezarların ziyareti de yer almak zorundadır. Buna karşı ne ufak bir ilgileri, hatta ne de saygıları vardır. Rehberleri meşale dumanlarıyla duvarları islerler ve her biri de rölyeflere dokunmaktan zevk alır. Eğer bu paha biçilmez hazineleri kurtarmak istiyorsanız müdür bey, sert tedbirlerin alınması gerekiyor.”

                                               * * * * *

“Gerçekten insan soyunun ilerlemekte olduğu kanısında mısınız? Londra’nın sefil mahallerinin antik tapınaklara göre bir gelişme olduğunu ve bizim düşünürlerimizin Eflatun’dan, Lao-tsen’den, Budda’dan ya da büyük piramidin ustasından üstün olduğunu mu düşünüyorsunuz?”


                                               * * * * *

“Carter, Luksor tren garında patronunu bekliyordu. Kont, onun parıldayan gözlerinden büyük bir başarı elde ettiğini anladı. Uzun süreden beri, bu iki adam basit konuşmalardan kaçınıyor ve bir bakışla anlaşıyorlardı.”

                                               * * * * *

“Büyük bir arkeologsunuz, ama insanları pek iyi tanımıyorsunuz; rakibiniz sizi kandırmış.”

                                               * * * * *

“Geçmişe saygı duymayan bugünü küstürür.”

                                               * * * * *

“— Bay Carter’ın ünlü mezarını bulacağına inanıyor musunuz?
— O inanıyor; önemli olan da bu.”

                                               * * * * *

“Bir firavunun ölümsüzlüğü ile ilgilendiğinizde, insanlar arasında geçen olaylar anlamsız oluyor.”

                                               * * * * *

“Çağımız her türlü kuralın hiçe sayıldığı bir materyalizm çağı; kendi bayağılığına uymayanları yok ediyor. Tutankamon bir mucize, görülmemiş bir mucize, umuda tek ışık.”

                                               * * * * *

“Tutankamon’un dingin, soylu, altın kaplı yüzü, sonsuzluğa bakıyordu; altın tabaka üzerine tüm çizgileri işlenmişti, gözleri argonit ve doğal camdan, kaşları ve kirpikleri lapislazuli idi. Göğsünde kavuşan elleri, muhteşem bir kral asası ve mavi fayans işlemeli bir çift döveci tutuyordu.”

                  * * * * *

“Tutankamon sayesinde, buradaki hiçlik umuda dönüşmüştü: Her şey hareketsiz ve değişmeden kalıyordu, çünkü bu tanrıların topraklarında, hiçbir şey zaman içinde başlamamış ve hiçbir şey zamanla son bulmayacaktı.”
                                          ▬    ▬      ▬