15 Mayıs 2014 Perşembe

HERKES İÇİN MATEMATİK (John Allen PAULOS)

Sayılarla aranız nasıl? Peki ya matematikle? 
John Allen Paulos “Herkes İçin Matematik” adlı kitabında insanların rakamlarla, sayısal verilerle... nasıl kandırılabileceğine, istatistiklerin her şey demek olmadığına dikkat çekiyor. İlginç örnekler ve hoş bir anlatımla... 

“Bir zamanlar, bir partide birinin, ‘süregelen’ ve ‘sürekli’ sözcükleri arasındaki farkı uzun uzun anlatışını dinlemiştim. Aynı gece daha sonra haberleri dinliyorduk. Hava durumu spikeri Cumartesi günü %50 ve Pazar günü yine %50 yağmur yağma olasılığının olduğunu söyledi ve bu yüzden de o hafta sonunda %100 yağmur yağma olasılığı olduğu sonucuna vardı. Bu yorum karşısında gramerci sessiz kaldı. Ona, yapılan yanlışı anlatmamdan sonra bile sessizliğini bozmamıştı; ama hava durumunu okuyan spikerin yaptığı bir gramer yanlışı olsaydı kuşkusuz köpürecekti. Aslında, diğer başarısızlıklar gizlense bile, matematik cehaleti açık açık söylenir.”



                                               * * * * *

“Genetik mühendisliğinin, lazer teknolojisinin ve mikroçip devrelerin her gün dünyayı anlamamıza yardım ettiği bir toplumda, yetişkin nüfusumuzun önemli bir bölümünün hala Tarot kartlarına, medyumlara ve kristal kürelere inanıyor olması özellikle üzücüdür.”

                                               * * * * *

“Tüm kitaptaki yaklaşım biraz matematikseldir ve bir anlamda derin de olsa, mantık ve aritmetikten başka bir şeyi gerektirmeyen, temel olasılık ve istatistik kurallarıdır.”

                                               * * * * *

“Benim kitabı yazmamın amacı eğitimli fakat sayı cahili kişilere ya da en azından matematikten aşırı derecede korkmayanlara hitap etmekti. Kitap, eğer hem özel hem de kamu hayatımızda sayısızlığın ne derecede yaygın olduğunu açıklığa kavuşturabilirse harcanan çabalara değecektir.”

                                               * * * * *

“Birçok durumda mantıklı bir ilk adım olsa da miktarları orantılı olarak büyütmek ya da küçültmek çoğunlukla hatalıdır. Ekmeğin fiyatı %6 artmışsa bu, yat fiyatlarının da %6 artmasından şüphe etmek için sebep değildir. Bir şirket orijinal büyüklüğüne göre 20 kat büyümüşse, bölümlerin göreceli oranı aynı kalmayacaktır.”

                                               * * * * *

“Sayı cahili kişiler, küçük miktarların toplanabileceğini toplanabileceğini anlayamazlar. Onlar, küçük şişelerdeki saç spreylerinin ozon tabakasının delinmesinde rol oynayabileceğini ya da özel arabalarının asit yağmuru sorununa katkıda bulunabileceğine inanmazlar.”



                                               * * * * *

“Bir insanı bir metre çapı olan bir küreye dönüştürdüğümüzde (insanın yere çömeldiğini düşünün), hayal edilebilmesi kolay olan biyolojik olarak açık karşılaştırmalarla karşı karşıya kalırız. Bir insan hücresinin insanla orantısı, insan boyutunun Rodos Adası’na orantısıyla aynıdır. Bunun gibi, bir virüs bir insan için ne ise, bir insan dünya için odur, bir atom, bir insan için neyse bir insan, dünyanın güneşin etrafındaki yörüngesi için odur; bir proton bir insan için neyse bir insan Alpha Centauri’ye olan uzaklık için odur.”

                                               * * * * *

“İçinde dört aperatif, yedi antre ve üç tatlı bulunan bir menüyle, yemek yiyen bir kişinin her çeşidi ısmarladığını kabul edersek, 4∙7∙3 ═ 84 farklı şekilde akşam yemeği yeme yolu vardır.”

                                               * * * * *

“Sigmund Freud bir zamanlar rastlantı diye bir şeyin olmadığını söylemiştir. Carl Jung eş zamanlılığın gizeminden söz etmiştir.”


görsel: victoria söderström

                                               * * * * *

“Kötüleri ve başarısızları süzme, iyi ve başarılılar üzerine yoğunlaşmaya yönelik bir eğilim vardır. Kumarhaneler bu eğilimi, para makinelerinde her kazanılan paradan sonra makinenin ışıklanması ve metal tepsiye düşen paranın tıkırdamasıyla teşvik eder. Bu ışıkların görülüp tıkırtıların duyulması herkesin kazandığı izlenimini verir. Kayıplar ve başarısızlıklar sessiz kalır.”

                                               * * * * *

“Radyo, televizyon ve film icat edilmeden önce müzisyenler, atletler vb kendilerine sadık yerel seyirciler elde edebilirlerdi, çünkü bu kişiler, seyircilerin izleyebileceği en iyi kişilerdi. Fakat şimdi seyircileri, kırsal bölgelerde bile, yerel sanatçılar ve sporcular tatmin etmiyor ve onlar dünya standartlarında yetenek talep ediyorlar. Bu anlamda medya seyirciler için iyi, sanatçı ve sporcular için kötü olmuştur.”

                                               * * * * *

model: marilyn monroe
“Sayı Cehaleti ve sahte bilim genellikle birbirleriyle ilişkilidir. Bunun bir nedeni, sayı cahili bir kişiyi matematiğin kesinliğini kullanarak, aptalca bir kabul edişe sürükleyebilmenin kolaylığıdır.”

               * * * * *

“ ‘Eşitler eşitlerin yerine konabilir’ veya ‘1 artı 1, 2 eder’ gibi temel matematiksel gerçekler yanlış uygulanabilir: bir bardak su artı bir bardak patlamış mısır, iki bardak ıslak patlamış mısıra eşit değildir.”

              * * * * *

“Sayı sayabiliyor gibi görünen bir at olan ünlü Akıllı Hans’ı düşünün. Eğiticisi bir zar atmakta ve hangi sayının geldiğini ata sormaktadır. İzleyicilerin şaşkın bakışları arasında Hans yavaşça ayağını yere, zarda gelen sayı kadar vurmaktadır. Ancak hiç kimsenin fark etmediği, eğitimcinin, Hans doğru sayıya gelinceye kadar hiç kıpırdamadan durduğu fakat daha sonra bilinçli ya da bilinçsizce hareket ettiği ve bunun Hans’ı durdurduğuydu.”

                                               * * * * *

“Yani sonuçta herkes istediği kuramı haklı çıkaracak açıklar bulabilir.”

                                               * * * * *

“Şirketler, matematikle hiçbir ilgisi olmayan işlere eleman ararken bile matematikte uzmanlaşan kişilerin başvurmasını teşvik ederler. Çünkü hangi iş olursa olsun analiz etme yeteneğinin işe yarayacağı bilinmektedir.”

                                               * * * * *

“Belli bir ‘toplumun’ üyeleri, hiçbir zaman işbirliği içinde davranmazlarsa hayatlarının Thomas Hobbes’un deyimiyle ‘yalnız, fakir, kötü, uygarlıktan yoksun ve kısa’ olması olasıdır.”

                                               * * * * *

“Yaptığımız seçimler konusunda bilinçli değilsek, daha iyileri için çalışmamız olası değildir.”

                                               * * * * *

“Anlamsız rastlantılarla dolu gittikçe karmaşıklaşan bir dünyada birçok durumda gerekli olan, daha fazla gerçek değil – zaten fazlasıyla gerçeğe sahibiz – bilinen gerçeklerin daha iyi kavranmasıdır.”
                                          ▬    ▬      ▬