6 Nisan 2014 Pazar

SİMYACI (Paulo COELHO)

Kötüyü iyiye, çirkini güzele, zoru kolaya... dönüştürebilmek...
Seçimlerimiz hangi noktalarda önem kazanır; her şey kadere, yazgıya mı bağlıdır; iç sesimizi duymak, ona kulak vermek neden önemlidir? Hepsi ve daha fazlası... 
Paulo Coelho: Simyacı

“Kısa bir süre de olsa, koyunlarının kendisine yol göstermesine izin verse, sonunda bir yığın ilginç şeyler keşfederdi. ‘Sorun şu ki, her gün yeni bir yere gittiklerinin farkına varmıyorlar. Otlakların değiştiğini, mevsimlerin birbirine benzemediğini anlamıyorlar. Çünkü yiyecek ve sudan başka kaygıları yok.’”

                                               * * * * *

“Papaz okulunda olduğu gibi, insan her zaman aynı insanları görürse, bunları yaşamının bir parçası saymaya başlar. İyi, ama bu kişiler de bu nedenle, yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.
Ne var ki, hiç kimse kendisinin kendi hayatını nasıl yaşaması gerektiğini kesinlikle bilmez.”

                                               * * * * *

“İnsanlar bir yığın acayip şeyler söylüyorlar. Bazen, koyunlarla birlikte yaşamak çok daha iyi, konuşmaz koyunlar, yiyecek ve su aramaktan başka bir şey yapmazlar. Ya da kitaplar, dinlemek isterseniz size ilginç öyküler anlatır kitaplar. Ama insanlarla konuşurken durum başka, öylesine tuhaf şeyler söylerler ki, konuşmayı nasıl sürdüreceğinizi bilemezsiniz.”

                                               * * * * *

“Hazineye ulaşmak için işaretlere dikkat etmen gerekiyor. Tanrı, herkesin izlemesi gereken yolu yeryüzüne çizmiştir, yazmıştır. Senin yapman gereken, senin için yazdıklarını okumak yalnızca.”


görsel: vladimir kush
                                               * * * * *

“Yaşlı kral ona simgelerden söz etmişti. Boğazı geçerken simgeleri düşünmüştü. Evet, onun nelerden söz ettiğini çok iyi biliyordu: Endülüs kırlarında geçirdiği zaman içinde, izlemesi gereken yolla ilgili işaretleri yeryüzünde ve gökyüzünde okumaya alışmıştı. Falanca kuşun varlığı yakınlarda bir yılan bulunduğunun işaretiydi; filanca çalı ise çevrede su bulunduğunun belirtisiydi. Bunları öğrenmişti. Bunları koyunlar öğretmişti ona.
Tanrı koyunları böylesine iyi güdüyorsa, bir insanı da güdecektir’ diye düşündü ve içinin rahatladığını hissetti.”

                                               * * * * *

“Kahve patronunun umutsuz çabalarını şimdi anlıyordu: Bu adama güvenmemesini söylemeye çalışıyordu. ‘Ben de herkes gibiyim: Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmalarını istediğim gibi bakıyorum.’”

                                               * * * * *

“Talih bizden yanayken, bundan yararlanmalıyız; talihin bize yardımcı olması için biz de ona yardımcı olacak şekilde davranmalıyız, gereken ne varsa yapmalıyız. Buna Lütuf Kuralı derler. Ya da ‘acemi talihi’”

                                               * * * * *

“Öyle zamanlar vardır ki, insan hayat ırmağının akış yönünü değiştiremez.”



                                               * * * * *

“İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdiği sırada hiç öngörmediği, düşünde bile aklına gelmeyen bir yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidiyordu.”

                                               * * * * *

“İster hayatımız, ister ekin tarlalarımız olsun, sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız. Ama hayat hikâyemiz ile dünya tarihinin aynı El tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman, bunu anlar anlamaz, bu korku uçup gider.”

                                               * * * * *

“Simyacılar, madenleri arıtan ateşi gözlemlemek için yıllarca laboratuarlarına kapanıyorlardı. Ateşe bakmaya kendilerini öylesine veriyorlardı ki, vicdanlarında, dünyanın bütün fani değerlerinden kurtulup arınıyorlardı. Ve sonunda, bir gün, madenleri arıtmanın aslında kendilerini arındırmak olduğunu anlıyorlardı.”

                                               * * * * *

“—Ama belki de olacaklara kendimi hazırlamak için geleceği öğrenmek istiyorum.
—Bunlar iyi şeylerse hoş bir sürpriz olacaklar, dedi kâhin. Kötü şeylerse daha gerçekleşmeden acı çekeceksin”

                                               * * * * *

“Gizin kökü şimdidedir; şimdiye dikkat edecek olursan, onu iyileştirebilirsin. Ve şimdiyi iyileştirebilirsen, daha sonra gelecek olan da iyi olacaktır.”


görsel: mihai criste
                                               * * * * *

“Ve gördüğü şeyleri anlattı delikanlı.
—Bizim burada kaç kuşaktı yaşadığımızı bildiği halde, çöl böyle bir şeyi bir yabancıya neden söylesin? dedi bir başka kabile reisi.
—Çünkü benim gözlerim henüz çöle alışmadı, bu nedenle alışmış gözlerin göremeyeceği şeyleri ben görebilirim.”

                                               * * * * *

“Delikanlı ülkesinde söylenen eski bir atasözünü anımsadı: ‘En karanlık an, şafak sökmeden önceki andır.’”

                                               * * * * *

“Başkasının Kişisel Menkıbe’sine burnunu sokan kimse kendi Kişisel Menkıbesi’ni kesinlikle keşfedemez.”
                                          ▬    ▬      ▬