29 Aralık 2013 Pazar

MASALLAR (Jean de LAFONTAİNE)

Jean de Lafontaine’den “Masallar”. Çocukların teknolojiyle büyüdüğü, masalların yerini fantastik hikayelerin almaya başladığı bir dönemde... Bir masal anlatmaya ne dersiniz?


TİLKİ İLE LEYLEK

Kurnaz tilkinin iyiliği tutmuş bir gün
Leyleği yemeğe buyur etmiş
Ama, demiş tilki; bizde gelenektir
Konuk, umduğunu değil, bulduğunu yer

Öyle ki, tilkinin elisıkısı, çok ilginçmiş
Bir tek çorba çıkarmış ortaya
O da öyle sulu mu suluymuş
Hem nerede getirir bu çorbayı?
İnce, düz bir tabakta!

Leylek gagasını uzatarak,
İçmeye çalışmış düz tabakta çorbasını.
Tilki sımsıcak çorbayı,
Bir dikişte bitirmiş mi?
Leylek, duruma çok kızmış ama;
Çıkarmamış hiç sesini

Gel zaman, git zaman
O da tilkiyi buyur etmiş yemeğe
Olur, hay hay, demiş bay tilki
Ben dostların çağrısına;
Hiçbir zaman hayır demem
Tam vaktinde çıkagelmiş
Leyleğe güzel övgüler düzmüş
Bu güzel, hele şu çok güzel
Ya bunun kokusu, ya şunun tadı
Açılmış mı size tilkinin iştahı

Derken, yemekler gelmiş sofraya
Gelmiş ama nasıl?
Dar boğazlı, uzun ince bir çömlek içinde
Tam bizim leyleğin gagasına göre
Tilki burnunu ne yapsa, ne etse boşuna
Hiçbir zaman sokamaz ki, dar çömleğe
Kıvırmış kuyruğunu
Tutmuş evinin yolunu
Aç kaldığına mı üzülsün
Yoksa leyleğin gülüşüne mi yansın

Başkasını aldatanlar
Bu öykü tam size göre
Bir gün sizi de düşürürler
Başkasına kurduğunuz tongaya.

      * * * * *

AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA

Ağustos böceği bütün yaz
Saz çalmış, saz
Derken kış gelmiş çatmış
Bizimkinde şafak atmış
Bakmış ki yok yiyecek;
Ne bir böcek, ne bir sinek
Koşup gitmiş karıncaya:
— Aman kardeş halim yaman
Açlıktan neredeyse yok olacağım
Hiç korkma yaz gelince öderim
Bire on çekinmeden veririm
İnan yazı geçirmem öyle
Zamanı gelince kuşkusuz öderim size
Karınca iyidir, çalışkandır
Ama eli biraz sıkıdır
—Sormak ayıp olmaz mı acaba?
Ne yaptınız koca yaz?
—Ne mi yaptım, demiş bizim böcek;
Saz çaldım bütün yaz, saz
Kötü mü yaptım sizce
—Yooo! demiş karınca;
Demek saz çaldınız bütün yaz;
Öyleyse şimdi de oynayın biraz.

      * * * * *

KARGA İLE TİLKİ

Bir dala konmuş bay karga
Kocaman bir peynir ağzında
Derken, almış o güzel kokuyu tilki
—Merhaba sevgili karga;
Bu ne güzellik böyle;
Tüyleriniz gibiyse sesiniz
Bu ormanın sultanı sayılırsınız
Yalanım yok inan bu sözlerde
—Bir gak deyin de görsün herkes
Desinler ki aman ne ses, ne ses
Karga bu sözlerine bitmiş
O güzel sesiyle bir ötmüş
Öyle bir «Gaaak! Gaaak!» demiş ki
Der demez de ağzından peynir düşmüş
Düşen peyniri, hiç durur mu
Kurnaz tilki kapıp, yemiş
Yutkunurken bakmış dala,
Şaşkın şaşkın durur karga
—Bayım, demiş tilki
Şu sözümü hiç unutma
Kulağına küpe et de
Her dalkavuk över seni
Seni değil, peynirini
Yemek ister, sen yemeden

Karganın gelmiş aklı başına
Gelmiş ama neden sonra

      * * * * *

İKİ YOLCU

İki yolcudan her biri
Her şeyi büyüttükçe büyütürmüş
Hani öyleleri vardır ya
Pireyi yapar deve
İşte bunlardan biri
—Bir lahana gördüm, şu evden büyük
—O da bir şey mi, demiş arkadaşı
Ben bir tencere gördüm
İnan şu saray kadardı
Öteki başlamış gülmeye
—Ne gülüyorsun, demiş beriki
Senin lahanaya, böyle tencere

Saçma sözle akıl yürütmeyin
Değmez kendinizi yormaya
Siz daha iyisini söyleyin
O zaman aklı gelir başına 
             
      * * * * *

ALTIN YUMURTLAYAN TAVUK

Masal bu ya, bir adamın tavuğu
Altın yumurtlarmış her sabah
Yumurta kadar bir altın düşünün
Hem de altının altın olduğu devirde
Her sabah altın bir yumurta

Adam demiş ki kendi kendine
Büyük bir hazine olsa gerek
Bizim beyaz tavuğun içinde
Eline aldığı gibi koca bıçağı
Kesivermiş tavuğu boylu boyunca
Bir acele, hemen karnına bakmış
Bakmış ama ne altın var ne gümüş
Diğer tavuklar neyse o da onlar gibi
Şaşırıp kalmış mı aptal aptal bizimki

Ne güzel bir masal değil mi bu
Para canlısı şaşkınlara
Çok görmüşlüğümüz var böylelerini
Daha çok, daha çok ama daha çok
Paramız, altınımız olsun derken
Var olan da gider ellerinden

Bilirsiniz açgözlü olanlar
Her şeyin tümünü ister
Birer birer işine gelmez neden
Onun için yitirir hepsini birden

    ▬      ▬      ▬