5 Eylül 2013 Perşembe

DİNLE (Cemalnur SARGUT)

Dinlemeyi biliyor muyuz acaba? Yoksa çevremizdeki sesler bizim için işitmedüzeyinde mi kalıyor?  Dinlediğimizi sandığımız müzik bizi alıp bir yerlere mi götürüyor yoksa notalar kulağımızdan geçip gitmekle mi kalıyor? Peki ya doğa neler söylüyor; çevremizdeki insanlar neler anlatıyor bize? Belki de onların sesini bile duyamıyoruz çoğu zaman.
Cemalnur Sargut “Dinle” adlı kitabında “Tasavvuf, Edep, Kader...” gibi konu başlıklarından yola çıkarak gönlümüzün sesine kulak vermemizin önemine dikkat çekiyor. Çok geç olmadan, bizim sesimiz dünyadan kaybolmadan...  

“Mesela bir sigara dumanına bile hüküm geçiremeyip terk etmek istediği halde ona esir olmaktan kurtulamayan insan nasıl olur da hürlük iddiasında bulunabilir?”

                                         * * * * *

görsel: jaison cianelli
“İnsan iç yönleriyle Rabb gibi, görünen yönleriyle kul olduğundan, o adam ve Hakk suretinden çıkarılmış bir nüshadır. Rablık özelliklerini taşıması itibariyle mertebe bakımından insandan daha iffetli kılınmış bir yaratık olmadığı gibi, kulluk özellikleriyle de ondan daha aşağı kılınmış bir yaratık yoktur.”

                                          * * * * *

“Kötünün terbiyesi iyi iledir. İyinin terbiyesi kötü iledir.”

                                         * * * * *

“Hakk’ın nasihati her Müslümanın kalbinde mevcuttur. İnsanın kendisine kendinden vaaz ve nasihati olmazsa, dışarıdan vaaz ve öğütlerden yararlanamaz. Kalbini gaflet perdesi bürümüş biçare, edilen vaazlardan nasıl faydalanabilir?”

                                         * * * * *

“Dünya gözlüğü, başımıza gelenleri bize acı ve ızdırap olarak gösterir. Ama âlemlerin gözlüğü, başımıza gelenlerin hikmetini bize anlatır.”

                                         * * * * *

“Bir insana kimya bilgisini, fiziği öğretmek için öğretmene ihtiyaç vardır. Zannediyor musunuz ki fizik ve kimya sonradan öğretilir. Öğretmen gelir ve ona kendi mânâsındaki fizik ve kimyayı anlatır. O zaman çocuk anladım, der. Aslında anladığı, kendi bildiğidir. İşte mürşid-i kâmil de böyledir. İnsana kendi içindeki güzellikleri, istidadını gösterir. Bu yönde çaba harcar. Ama istidadı negatif yönde ise, negatif yöndeki istidadını da ona aşikâr eder.”

                                         * * * * *


“Güneş doğunca herkese aynı şekilde parlar. Bazısına parlayıp bazısına parlamamak seçeneği yoktur. Ama bazısını olgunlaştırır, bazısını yakar. Demek ki istidat ve meylimize göre Allah’ın mânâ güneşi doğduğu zaman bazımızı olgunlaştırıyor, bazımızı yakıyor. Bu bizim istidadımıza göredir.

                                         * * * * *

“Sevgi ile halledilmeyecek çok az iş vardır. Tabii ki Ebu Cehiller’e tesir edemezsiniz ama mutlaka ve mutlaka güzellik ve sevgi dünyada çok iş halleder.”

                                    ▬     ▬    ▬
İlginizi çekebilir:

1.Oku AmaNeyi? – Taşkın Tuna
2.Sırra Yolculuk
3.Sohbetler
4.Vakte Karşı Sözler – Ömer Tuğrul İnançer