27 Haziran 2013 Perşembe

SEMERKANT (Amin MAALOUF)

Amin Maalouf. 
Doğunun Batı'daki sesi. 
Kültür, din, tarih; Selçuklu veziri Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Selçuklu Sultanı Melikşah. Geçmişe farklı bir yolculuk. Yolculuk sırasında karşılaştıklarımız, bildiklerimiz ya da bilmediklerimiz... Ama  sonunda bize kalan, öğrendiklerimiz. Yolculuğumuz Semerkanta; Doğunun mistik, büyüleyici şehirlerinden birine. Yıl 1072.

“Ömer küp denklemleriyle ilgili ciddi bir eser yazmaya koyuldu. Bu cebirsel denklemin bilinmeyenine, Arapça şey diyordu. Bu sözcük İspanyolca yapıtlarda Xay diye yazıldığından, zamanla X biçimi alacak ve bilinmeyeni göstermekte kullanılan evrensel x harfine dönüşecekti.”

                                                     * * * * *

“Bir tepsi altın karşısındaki davranışlarınız farklı idi. Senin iğrendiğin şeyi o, tıka basa ağzına soktu. O bir saray şairi gibi, sen ise bir bilge gibi davrandınız. Genellikle bir ilişkinin başında hassas konulara değinilmez. Bin bir zahmetle kurulan bu kırılgan yuvanın yıkılmasından korkulur. Ama bana kalırsa, seni o kadından farklı kılan şey, ciddi ve önemlidir. İşin özüdür. Hayata aynı bakışla bakmıyorsunuz.”

                                                     * * * * *
Sher-Dor Madrasah, Registan, Semerkant

“Doğudaki İslam âleminde fayansın adı Kâşî ya da Kâşanî idi. Tıpkı porselenin Acemce ve İngilizce Çin’e atfen Çinî adını taşıması gibi.”

                                                   * * * * *

“Sadakat, yalancı ağızlardaki kadar doğru olamaz.”

                                                   * * * * *

“Nizam devlet işlerinden uzaklaşmış, Siyasetnâme adını verdiği kitabına kendini vermişti. Bu, 400 yıl sonra Batı için Machiavelli’nin Prens adlı eseri ne ise, Müslüman Doğu için aynı paralelde, yönetme sanatıyla ilgili eşsiz bir yapıttı. Ancak ikisi arasında önemli bir fark vardı: Prens, siyasette düş kırıklığına uğramış, iktidardan yoksun kalmış bir adamın eseriydi, oysa Siyasetnâme, İmparatorluk kurmuş bir insanın, eşi olmayan deneyiminin meyvesiydi.”

                                                   * * * * *

“Melikşah’ın tutumu garipti. Vasisinin (Nizamülmülk) kaybı ile işleri ele alacağı, İmparatorluğu kendisinin yöneteceği beklenirdi. Öyle olmadı. Aşırılıklarını frenleyen adamdan kurtulmanın sevinciyle kendini eğlenceye verdi. İş toplantıları kesiliverdi, elçi kabullerine son verildi, günler cirit ve av, geceler içki âlemleriyle geçmeye başladı.”

                                                  * * * * *

“Şatafat felaketi önlemez.”

                                                  * * * * *

“Karışıklıklar başlamaya görsün, kimse durduramaz, kimse kaçamaz; bazıları yararlanmanın yollarını arar.”

                                                  * * * * *

“Siz bu dünya için değil, öbür dünya için yaratılmışsınız. Hiç balık, denize atılmaktan korkar mı?”

                                                  * * * * *

“İslam dogmatizmi içinde İran’ın özgür dehasının ne olduğunu anlamak için, belki de incelenecek en ilginç kişi Hayyam’dır. (Ernest Renan)”

                                                  * * * * *
“Şayet yazılmamışsa, hiçbir yaprak ağacından kopmaz.”

                                                  * * * * *

“Darius’un orduları, Büyük İskender’in ordularıyla karşılaştığında, Yunan’ın danışmanları, Acem’in ordusunun daha kalabalık olduğuna dikkat çekmişler. İskender omuz silkmiş: ‘Benim adamlarım yenmek için Darius’unkiler ölmek için savaşıyor!’ demiş.”

                                                  * * * * *

“ ‘Hayyam sarhoş bir zındıktır.’ dedi. Ben de ‘Böyle söylemekle Hayyam’a hakaret etmiyor, sarhoşluğu ve zındıklığı övüyorsunuz.’ dedim.”

                                                  * * * * *

“Öyle anlar vardır ki vereceğin her karar kötüdür. Kötüler arasında sana en az pişmanlık vereceği seç.”

                                               ▬        ▬        ▬
İlginizi çekebilir: