23 Haziran 2013 Pazar

İŞKENCE (Desmond BAGLEY)

Bir sabah lüks bir otel odasında uyandınız. Aynaya baktınız; fakat o da ne? Aynadaki yüz size ait değil. Ne yapardınız?...
Bazen yaşadıklarımız bizi o kadar zorlar ki  adeta işkence çektiğimizi zannederiz. Oysa biraz düşündüğümüzde belki de işin içinde başka şeyler vardır.

Kitabın yazarı Desmond Bagley, İngiliz gazeteci ve yazar. Yazdığı gerilim romanları en çok satanlar arasında yer almış. Afrika'da yaşadıkları, tarihe ve savaş oyunlarına ilgisi roman ve öykülerine esin kaynağı olmuş. Çalışmaları yirmiden fazla dile çevrilmiş ve bazıları filme uyarlanmış. 
Bizde Altın Kitap Yayınları tarafından 1974'te ilk baskısı yapılan “İşkence” adlı kitabın orijinal adı “The Tightrope Men

“Karışıklık kadar fırsat yaratan bir şey bulunmaz.”

Bir yerde karışıklık olduğu zaman fırsatçılar hemen öne mi çıkar? Uzun zamandır bekledikleri an nihayet gelmiş midir? Düzen sebebiyle gerçekleştiremedikleri planları, karışıklık sırasında fark ettirmeden meydana mı çıkmaya başlamıştır? Düzenli bir odadaki dağınık bir bölümü hemen fark ettiğimiz gibi düzen içerisinde kargaşa çıkarmaya çalışanlar da hemen fark edilmekte midir? Bu sebeple mi karışıklık işlerine gelmektedir? Fark edilmedikleri için…

                                   *          *          *          *          *

“Denison onun manzarayı seyretmediğinden, dürbünle etrafı araştırdığından emindi. Eğer güzellik, bakan kimseye göre değişiyorsa o zaman McCready için bu manzaranın pek kasvetli olduğu da anlaşılırdı.”

Güzellik bakan kimseye göre değiştiği için mi birçoğunun “kara kuru” deyip beğenmediği Leyla uğruna Mecnun çöllere düştü?

                                   *          *          *          *          *

“Suyun sıcaklığını anlamak için buna önce ayak parmaklarımı sokarım.”

                                   *          *          *          *          *

“Sis, sesin yönünü değiştirir.”

                                   *          *          *          *          *
görsel: vladimir kush
“McCready silahlar hususunda fazla bilgili, bu yüzden de bu silahı da bildiğini sanarak hata yapabilir. Ben düşünceleriyle işi karıştırmadan dediğimi yapacak bir insan istiyorum.”

Bazen önceden öğrendiklerimiz kendimizi fazla bilgili zannetmemize mi yol açıyor? Yoksa bu öğrenmeler önyargıya mı sebep oluyor? Eski bilgilerimize dayanarak yaptığımız çıkarımlar her zaman doğru mudur? Doğru zannettiğimiz bu bilgiler bizi yanlışa götürür mü?

                                   *          *          *          *          *

“Onun Amerikalı aksanının inanılmayacak kadar mükemmel olduğunu düşünüyordum. Üstelik Amerikalılara has pek çok deyimi de sıralıyordu. Oysa hiçbir Amerikalı durup dinlenmeden böyle klişeleşmiş Amerikan laflarını etmez.”

                                   *          *          *          *          *
“Hepimiz en uygun bulduğumuz şeyi yaparız.”

Karşımızdakinden fikir istesek dahi sonuçta kendi istediğimizi yapmıyor muyuz? Peki, o zaman niye fikir istiyoruz? Acaba aslında onun da bizi onaylamasını, fikrimize destek olmasını mı bekliyoruz? Başkaları da onaylayınca kendimizi daha mı iyi hissediyoruz?
                                           ▬        ▬        ▬